Hunların Yaşamı | OkurGah.Com | İnternetin Entelektüel Ortamı



Hunların Yaşamı

13 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori Tarih

Hunlar, bulundukları bölgenin özelliklerinden ötürü göçebe bir yaşam sürerlerdi. Göçebeliğe önem veren Hunlar, kalelerin ve kalıcı merkezlerin güvenliliğine inanmıyorlardı. Bozkırlarını her terk edişte, zengin bir yöreye yöneliyorlardı. Geldikleri gibi, bir süre sonra gidince arkalarında yıkıntılar ve korku bırakıyorlardı. Onlara kum cehenneminden çıkmış şeytanlar, insan görünümünde büyücüler gözü ile bakılıyordu. Kürkten giysileri, at üzerindeki heybetli duruşları ile gerçekten görenlere dehşet veriyorlardı. Her istedikleri anda, imparatorluğun sınırlarını aşıyorlardı. Gözü pek bir halk olarak o dönemde her ülkede korku yaratmışlardı. Hunlar genellikle Çinlilere çok kızıyorlar ve onları yok etmek için her zaman fırsat kolluyorlardı.
Hun ülkesinde ticaret, ancak belirli kentlerde yapılırdı. Halkın büyük kısmı yaylak ve kışlak ardında göçebeliği sürdürürdü. Hayvancılık ve avcılık en önde gelen uğraşlarıydı. Bütün göçebe toplumlar yiyecek, giyecek, barınak ve göç araçlarını kendileri sağlarlar, buna karşılık yerleşik komşularından tahıl, baharat, pirinç, çay gibi şeyler alarak kendi malları ile takas yaparlardı. Göçebelik birçok bakımlardan yerleşik topluluklardan ve çiftçilikten daha üstün özellikleri olan bir yaşama biçimiydi.
BaÅŸta hayvan yetiÅŸtirmek ve evcilleÅŸtirmek, bitkilerin ekilmesinden, hasatından daha zor, emek, enerji ve deney isteyen üstün bir sanattı. İş yalnızca evcilleÅŸtirmekle bitmez, hayvanlara durmadan otlak ve yeÅŸillik aranır, yedirilir ve bu emeÄŸe karşılık süte, ete, yüne kavuÅŸulurdu. Bu güç yaÅŸam koÅŸullarında çobanlık hüneri ile birlikte savaşçılık yetenekleri artar, sorumluluk, ileri görüşlülük, fiziksel ve ahlaksal geliÅŸmeler güçlülük kazanırdı. İç Asya’nın bozkırlarında Atlı Bozkır Kültürü, yüzyıllar boyunca geleneklerini korumuÅŸtur.
Bozkır yaÅŸamı içinde, atın önde gelen bir yeri bulunuyordu. Çin kaynakları Hunlar’ın daha küçükken koyunların sırtında sıçan, gelincik ve kuÅŸlara, daha büyüdüklerinde tilki ve tavÅŸanlara ok attıklarını anlatır. Genç yaÅŸlarda bozkırın güç koÅŸulları içinde bilinçli bir hazırlık dönemi geçirirler, delikanlılık çağında tüm pusatları ustalıkla kullanan zorlu birer savaşçı olurlardı. Hunlar at sırtında alışveriÅŸ yaparlar, yemek yerler, uyurlardı. Bizanslılar Hunlar’la yaptıkları görüşmelerde onların eÄŸerden inmek istemedikleri için konuÅŸmaların at sırtında yapıldığını anlatmışlardır. Gezginler, yazdıklarında Hunlar’ın ata olan baÄŸlılıklarını ve at ile iç içe yaÅŸamlarını geniÅŸ bir biçimde anlatırlar.
Pazırık bölgesindeki kazılardan Hunlar’la ilgili çok ÅŸey elde edilmiÅŸtir. Hunlar birkaç çeÅŸit çadır kullanmışlardır. Bunlardan biri, sırıkların birbiri ile çatışarak konik bir biçim oluÅŸturanıdır. Konik yapısı olan karkas’ın üzeri keçe örtü olmadığında karaçam ya da kayın aÄŸacı kabuÄŸu ile kaplanırdı. Bugün Altaylar’da sürülerini otlatan çobanlar arasında bu çadıra Çum ya da Kapa adı verilir. Sırıklar konik biçimde topraÄŸa konduÄŸunda üzeri keçe bir örtü ile kapatılıyor, böylece yalın ve çok pratik bir barınak elde ediliyordu. Kurganlardan bu çadırlarda kullanılmak üzere dikilmiÅŸ bezler çıkarılmıştır. Bu çadırlar öküz arabaları üzerinde bir yerden diÄŸerine kolayca götürülebiliyordu. Hunlar, Gök Tanrı’nın gölgesinde konaklamayı diledikleri her yerde bu çadırları arabadan indirerek kullanabiliyorlardı. Ayrıca yuvarlak kubbe tipinde büyük çadırlar da kullanılıyordu. Bu çadırlar hızla kurulup gene aynı hızla sökülebildiÄŸi için göçebe yaÅŸam biçimine uygun düşüyordu. Bir baskın ve saldırıda, kolayca yer deÄŸiÅŸtirmek için bu çadırlar çok elveriÅŸliydi. Ayrıca hayvanları otlatmak için gidildiÄŸinde de bu çadırlar kolayca kurulabiliyordu. Bu çadırlar daha sonraları ortaya çıkan göçebe evlerinin ilk çekirdeÄŸini oluÅŸturmuÅŸtur. Mimarlıktaki kümbet düşüncesi bu kubbeli çadırlardan doÄŸmuÅŸtur. Silindirik yapısı ve kubbemsi çatısı ile bu çadırlar en sert fırtınalara bile dayanabiliyordu.
Yaylalar ve bozkırlarda Hun boylarının otlak ardında yer değiştirmeleri ilginç görünümdeydi. Hun atlılarının ardında halk, arabalar içinde yer değiştirirdi. Çeşitli takılar ve süs eşyası, hem atları hem de arabaları süslerdi. Çadır üzerinde ve sancak sopalarının uçlarında değerli madenlerden yapılmış hayvan biçiminde yontular görülürdü. Arabaların arkasında ise hizmetçilerle tutsaklar ayrı bir küme olarak yürürlerdi. Sürüleri besleyecek otlaklara ulaştıklarında yarım saat içinde çadırlarını kurarlar ve yerleşirlerdi. Bir tehlike anında ise, çadırlarını daha da hızlı toplarlar, yola çıkarlardı. Bozkırda dağınık biçimde yaşayan Hun topluluklarının başında kesinlikle bir başbuğ bulunurdu.
Her türlü tehlikeye karşı askeri bir düzen içinde yaÅŸarlardı. SavaÅŸlar ve hayvan otlatma dışında zaman bulduklarında erkekler deri işçiliÄŸi, kemik, tahta ve madenden göçebe yaÅŸamında her gün kullanılan çeÅŸitli eÅŸyanın yapımı ile uÄŸraşırlardı. Kadınlar ve kızlar ise yemek ve çocuk bakımı dışında halıcılık ve keçe yapımı için tezgahların başında çalışırlardı. Türkler’in dünya uygarlığına armaÄŸan ettikleri halıyı ilk kez bir Hun kadını yapmıştır. Atlarını süslemek, Hunlar’ın vazgeçilmez tutkusu idi. Atların süslemesinde en çok koÅŸum takımı ve eÄŸerin hayvan figürleri ile bezenmesine ağırlık verilirdi. Çadırların içinde de bir düzen egemendi. Çadır sakinlerinin ve eÅŸyalarının yerleri kesin olarak belirli idi ve hiç kimse bu yerleri deÄŸiÅŸtiremezdi. Araçlar ve öteki malzemeler çadır duvarlarına asılırdı. Çadırın ortasındaki ocak yeri, hem evin ortası, hem de en kutsal yeriydi. Çadır sakinlerinin yeri bunun çevresinde belirlenir, ocağın arkasında yaÅŸlı erkekler ve konuklar için ayrılmış bir ÅŸeref köşesi bulunur, bu yere baÅŸköşe anlamına gelen tör adı verilirdi. Burası zengin nakışlı halılarla kaplanırdı. Ocağın iki yanına geceleri döşekler yerleÅŸtirilir, sabah olunca bunlar kaldırılır, yüklük biçiminde toplanır, zengin nakışlı örtülerle süslü ve düzenli görünmeleri saÄŸlanırdı. Giyim ve ev eÅŸyasında, yetiÅŸtirdikleri hayvanların yünlerini kullanırlardı. Yün kendileri için gerekli her ÅŸeyi yapmalarına olanak veriyordu. Gereksinmelerin dışında gelenekler nedeniyle de yünü deÄŸiÅŸik alanlarda kullanıyorlardı. Özellikle kızların çeyizi için dokumalarda yünün önde gelen bir yeri vardı.

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!