Zindandan Mehmed’e Mektup | OkurGah.Com | İnternetin Entelektüel Ortamı



Zindandan Mehmed\’e Mektup

19 Åžubat 2010 Yazan admin  
Kategori Şiir-Öykü-Roman


Zindan iki hece. Mehmed\’im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam, boynunda yafta…
     Halimi düşünüp yanma Mehmed\’im!
     KavuÅŸmak mı?.. Belki… Daha ölmedim!

Avlu… Bir uzun yol… TuÄŸla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…
     Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak
     Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl, olmazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
     Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
     Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
     Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
     Bahçeye diktiÄŸi üç beÅŸ karanfil…

Müdür bey dert dinler, bugün \”maruzat\”!
Çatık kaÅŸ… Hükümet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuÅŸ kim eder azat?
     Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem…
     Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
     İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
     Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…
Yalnız seccademin yönünde şefkat
     Beni kimsecikler okşamaz madem
     Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan
     Karıştır çayını zaman erisin
     Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler
Duvarda, başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara, baÅŸ baÅŸ gölgeler…
     Duvar, katil duvar yolumu biçtin
     Kanla dolu sünger… Beynimi içtin

Sükut… Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyadan nazar
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
     Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
     Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden, kader bu, emir…
     Garip pencerecik, küçük daracık;
     Dünyaya kapalı, Allah\’a açık

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
     Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
     İplik ki incecik, örer boşluğu

Ana rahmi zahir, ÅŸu bizim koÄŸuÅŸ
Karanlığında nur, yeniden doÄŸuÅŸ…
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
     Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
     Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed\’im, sevinin, baÅŸlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
     Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
     Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

1961
Necip Fazıl Kısakürek

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!