Tarikatler Dönemi 5
09 Ekim 2009 Yazan admin
Kategori İslamiyet
Balıkesirli Abdullah Salâhî-i Uşşâkî (ö.1196/1782), pekçok tarîkatten icâzet almış, altmışa yakın eseri bulunan velûd bir müellifdir. Hâşim Baba (ö.l197/1783) önceleri Celvetî iken Mısır’da BektaşîliÄŸi de meÅŸk edip iki tarîkatı birleÅŸtiren ve Üsküdar İnâdiye’de bir tekke açan şâir-sûfîdir. Dîvan’ı, edebî ve tasavvufî açıdan büyük bir önemi haizdir.
Müstakîmzâde Sadeddin Süleyman Efendi (ö.1202/1787) Lâlizâde Abdülbâkî gibi hem Nakşî, hem de Melâmî olan sûfîlerdendir. Hat sanatı ile de ilgilenen Müstakîmzâde’nin elliden fazla irili ufaklı eseri vardır.
Müstakîmzâde’den sonra gelen XIX. asır NakÅŸbendî ricâli genellikle Hâlidî’dir. XVIII. asrın sonu ile XIX. asrın baÅŸlarında yaÅŸayan Hâlid BaÄŸdadî (ö.1242/1826) tarîkata yepyeni bir veçhe kazandırmıştır. Hindistan Delhi’de bulunan Abdullah Dehlevî’den tarîkat terbiyesi gören Hâlid BaÄŸdadî, iyi bir medrese eÄŸitimi görmüştür. Bu yüzden ÅŸeriat bilgisi yüksek bir âlimdi. Yeniçeri ocağının kaldırılması ile Bektaşî tekkelerinin kapatılması yıllarına rastlayan bu dönem, NakÅŸbendî tarîkatının Osmanlı Ülkesinde en yaygın tarîkat konumuna yükseldiÄŸi yıllardır.
XIX. asırda İstanbul’da Veliyyüddinzâde Hıfzî Efendi (ö.1253/1837), Bursa’da Hoca Hüsameddin Efendi, (ö.1280/1863) yine İstanbul’da Yahyâ Efendi dergâhında M. Nuri Åžemseddin (ö.1280/1863) ÇarÅŸamba’da Murad Molla dergâhında M. Murad Efendi (ö.1264/1848) ve İstanbul’da doÄŸup Medîne’de vefât eden Bursalı Hüsameddin Efendi’nin halîfesi Vahyî Mustafa (ö.1295/1878) KarabaÄŸlı Hamza Nigârî (ö.1304/1887) Gümüşhâneli Ahmed Ziyâeddin (ö.1313/1893) ve Hakkârili Åžeyh Tâhâ (ö.1269/ 1853) irÅŸad hizmetleri ve eserleri ile Osmanlı topraklarında hizmet veren Nakşî-Hâlidî ÅŸeyhleridir.
XIX. asırda yaÅŸayan Halvetî-Åžabanî ÅŸeyhlerinden KuÅŸadalı İbrahim Efendi (ö.1262/1846)’nin ilim adamları ve devlet ricâli yanında saygın bir kiÅŸiliÄŸi vardır.
XIX. asrın en büyük müellif sûfîlerinden biri de hiç şüphesiz Bursalı M. Tâhir Beyin “Hâce-i irfanım, veliy-yi nîmetim” diye andığı Harîrîzâde M. Kemâleddin Efendi’dir. (ö.1299/1882) Onun Tıbyânü vesâiti’1-hakâik adlı tarîkatler ansiklopedisi niteliÄŸindeki eseri, sahasında önemli bir boÅŸluÄŸu doldurmuÅŸtur. Harîrîzâde çok genç yaÅŸta vefât etmiÅŸ olmasına raÄŸmen kırka yakın eser bırakmıştır.
4. XV1.-X1X. Asırlarda Başlıca Tasavvufi Olaylar
XVI. asır İslâm dünyâsında Osmanlı hâkîmiyetinin tamamlandığı, ilmî, idarî, askerî, edebî alanlarda ilerlemelerin en ileri seviyeye ulaÅŸtığı dönemdir. Bu yüzyıldan Osmanlı’nın çözülüş asrı olan XIX. yüzyılın sonuna kadar meydana gelen tasavvufî olayları şöylece maddeler hâlinde özetleyebiliriz:
1) XVI. yüzyıl bütün tarîkatlerin kuruluÅŸunun tamamlandığı, tarîkat ve âdaba dâir eserlerin te’lifinin hemen hemen sona erdiÄŸi yıllardır.
2) Osmanlı ülkesinde düşünce hürriyyetinin bir meyvesi olarak İbn Arabi’nin Åžeyhü’l-İslâm îbn Kemâl fetvasıyla aklanmasından sonra özellikle ÅŸiir ve edebiyatta “vahdet-i vücûd” fikrinin yaygınlaÅŸtığı yıllardır.
3) XVII. yüzyılda medreselerle birlikte tekkelerin de gerilemeye baÅŸladığı, tekke ÅŸeyhliklerinin “yoldan gelme” esasına göre deÄŸil de “belden gelme” usulüne göre düzenlenmesi, tekke eÄŸitiminde belli bir seviye düşüşü meydana getirmiÅŸ ve ehil olmayan bâzı kiÅŸilerin ÅŸeyh oÄŸlu olmak avantajı ile tekkelere ÅŸeyh tayin edildiÄŸi çok görülmüştür.
4) Kadızâdeler ile Sivâsîzâdeler arasında XVII. yüzyıldaki tekke-medrese kavgası zaman zaman grubların birbirini tekfirine varan boyutlara ulaşmıştır.
5) XVIII. yüzyılda gerileyen tekke ve medrese eğitimine rağmen, Bursalı İsmail Hakkı ve Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi iz bırakan iki büyük mutasavvıf yetişmiştir.
6) Yeniçeri ocağının kaldırılması üzerine, Bektaşî tekkeleri de kapatılmış ve ÅŸeyhliklerine Nakşî, Kâdirî ve Mevlevî hâlifeler tayin edilmiÅŸtir. Böylece NakÅŸbendîliÄŸin Hâlid BaÄŸdadî’den sonra XIX. yüzyılda etkinliÄŸi artarken, Bektaşîlik daha sırrî bir tarîkat hâline gelmiÅŸtir.
7) XIX. yüzyılın sonunda ikinci Abdülhamid Han zamanında bütün müesseseler gibi tekke ve dergâhların düzenlenmesi için bir takım ıslahat hareketleri baÅŸlatılmış ve “meclis-i meşâyıh” kurulmuÅŸtur. Meclis-i meşâyih nizamnâmesi ile tekkelerin ve tekke ÅŸeyhliklerinin düzeltilmesine çalışılmıştır.
XIX. yüzyıl sonlarına doÄŸru gazete ve dergi neÅŸriyâtının yaygınlaÅŸması üzerine, tekke çevrelerinde de birtakım neÅŸriyât faaliyetleri olmuÅŸ, Cerîde-i Sûfiyye, Beyânü’l-hak ve Tasavvuf gibi dergiler çıkarılmıştır.
9) Tarîkat ve tekkelerin düzenlenmesiyle ilgili ıslahat çalışmaları, aynı yıllarda Mısır’da da gündeme gelmiÅŸtir.
10) Bâzı tekkeler ehil ÅŸeyh bulunamadığı için kapatılmış ve tekkeler toplumda belli bir nüfûz kaybına uÄŸramıştır. Bütün bunlara raÄŸmen XIX. asrın sonlarında İstanbul’da üçyüzden fazla tekkenin bulunması, 300-500 bin civarındaki nüfusa oranla büyük bir ilgi göstergesi sayılabilir.
* Kaynak: Ana Hatlarıyla Tasavvuf ve Tarikatlar; Prof. Dr. H. Kamil YILMAZ; Ensar Neşriyat

Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!