Tarikatler Dönemi 3 | OkurGah.Com | İnternetin Entelektüel Ortamı



Tarikatler Dönemi 3

09 Ekim 2009 Yazan admin  
Kategori İslamiyet

Bunlardan Åžeyh Muhlis Baba, Cengiz istilâsından kaçarak Anadolu’ya gelen ve Amasya’da yerleÅŸen Baba İlyas Horasanî’nin oÄŸludur. Selçuklu Devleti’nin parçalanmasını müteakip altı ay kadar Konya’da Emir olarak kalmış ve bilâhare istifa ederek Sultan Osman ile gazalara iÅŸtirak etmiÅŸtir. MeÅŸhur Âşık PaÅŸa’nın babasıdır.
XIV. Asırda İran’da Sühreverdî ÅŸeyhlerinden Åžeyh Sa’dî (ö.691/1292) ve Cemâleddin Ezherî (ö.672/1273) gibi ÅŸeyhlerin terbiyesinde yetiÅŸen İbrahim Zâhid Gilânî (ö.700/1300)’nin halîfeleri vâsıtasıyla Safeviyye ve Halvetiye adlı iki büyük tarîkatın kurulup geliÅŸtiÄŸini görüyoruz. Gilânî’nin halîfeleri Kerîmuddîn Ahî Muhammed Halvetî (ö.751/1350) tarafından kurulan Halvetîlik, XV. Asır’dan sonra Osmanlı ülkesinin en yaygın tarîkati olacak, tesir ve nüfûzunu İran’dan Kafkasya, Anadolu ve Rumeli tarafına kaydıracaktır. Safevîlik ise Gilânî’nin diÄŸer halîfesi Safıyyüddîn Erdebilî (ö.735/1334) vâsıtasıyla kurulan, önceleri sünnî ancak daha sonraları şîî temayüller taşıyan, hattâ Safevî-Şîî devletinin kuruluÅŸunu hazırlayan bir tarîkattır. Gilân, İran’ın sünnî bölgesidir. Safıyyüddin, oÄŸlu Åžeyh Sadreddin (ö.774/1392) ve onun oÄŸlu Alâeddin Ali (ö.833/1429) genellikle sünnîdir. Alâeddin Ali’nin oÄŸlu İbrahim (ö.851 /1447)’den sonraki Åžeyh Cüneyd (ö.864/1460)’ de şîîlik ön plana çıkmıştır. Safevî devletinin kurucusu Åžah İsmail de Åžeyh Cüneyd’in kızı tarafından torunudur.
Sultan Orhan’ın maiyyetinde muhtelif savaÅŸlara iÅŸtirak etmiÅŸ olan Geyikli Baba, Abdal Musa, Abdal Murad, DuÄŸlu (Ayranlı) Baba gibi babalar, Bâbâî tarîkatına mensup ve Baba İlyas mürîdlerindendi. Bunlar için Bursa’nın KeÅŸiÅŸdağı (UludaÄŸ) eteÄŸinde zâviyeler yaptırılmıştı.
Hacı BektaÅŸ Velî’nin Osman Gâzi ile olan münâsebeti hakkında eski Bektaşî menâkıbnâmelerindeki rivâyetlerin sonradan uydurulduÄŸu ve yeniçerilerin kuruluÅŸ devrinde yine bu zatın hayır dua ettiÄŸi rivâyetinin târihî gerçeklerle îzahı pek mümkün görülememekle berâber, Osman ve Orhan Gâzi devirlerinde serhad harplerine iÅŸtirak eden Türkmenlerin büyük bir ekseriyetinin Hacı BektaÅŸ mürîdlerinden olduÄŸu anlaşılmaktadır. Yeniçeri Ocağı ‘nın teÅŸekkülü ile ilgili menkıbe, onun hâtırasına hürmeten sonradan bu ÅŸekle girmiÅŸ olmalıdır.
Hammer’in ifâdesine göre, Orhan devrinde kurulan “Yeniçerilik” mensublarının tamamı hem asker, hem mürîd idi. Hattâ tarîkatın ÅŸeyhi 99. Alay’ın miralayı olduÄŸu gibi, derviÅŸlerin de sekizi yeniçeri kışlalarında bulunarak gece-gündüz devletin saâdeti ve arkadaÅŸlarının muzafferiyeti için dua ederlerdi.2
Osmanlı’nın kuruluÅŸ yıllarında Åžam bölgesinde yaÅŸayan İbn Teymiyye (ö.728/1328), İbn Arabî ve taraftarlarına karşı ÅŸiddetli bir taarruz baÅŸlatmıştır. Ancak Osmanlı döneminde her nedense Osmanlı ülkesinde İbn Teymiye düşüncesinin pek fazla tesiri görülmemiÅŸtir.
XIV-XV. Asırlarda yaÅŸayan Hacı BektaÅŸ halîfesi Taptuk Emre’nin mürîdi olan Yûnus Emre tarîkat pîri olmamakla berâber, heyecanlı bir mutasavvıf ve kelimelere yüksek mânâları rahatlıkla terennüm ettirebilen kuvvetli bir şâirdi.
Devrinde ahîlerin reisi bulunan Edebâli’den sonra bu riyâsetin kime geçtiÄŸini bilemiyoruz. Ancak 1. Murad devrinde bizzat sultanın ahîlerin reisi olduÄŸunu Gelibolu’daki ahî reislerinden Ahî Musa’ya verdiÄŸi 767 Recep/1366 Mart târihli icâzetnâme ve vakıfnâmeden anlıyoruz. 1. Murad Hudâvendigâr döneminde, ahîlik teÅŸkilatının artık Rumeli’ye geçmeye baÅŸladığı görülmektedir.
Aynı yıllarda Türkistan bölgesinde Yesevîlik ve Hâcegân silsilelerinden feyz alarak yeni bir tasavvufî hareketin serhalkası olacak Åžah-ı Nakşîbend Muhammed Bahâeddin Buhârî (ö.791/1389)’nin etkisini hissettirdiÄŸi yıllardır. Bursa’ya gelip yerleÅŸen Emir Sultan’ın akrabası Emir Külâl’in hâlifesi olan Şâh-ı Nakşîbend’in kurduÄŸu bu tarîkat, özellikle Mevlânâ Hâlid BaÄŸdâdî’den sonraki dönemde XIX. Asır Osmanlı ülkesinde ve İslâm Dünyâsının her tarafında etkili olacaktır.
NakÅŸbendiyye’nin Osmanlı ülkesine ilk defa Fâtih devrinde Simavlı Molla Abdullah İlâhî (ö.896/1491) tarafından getirildiÄŸi bilinmektedir.
XIV ve XV. yüzyılda Türkistan ve Mâverâünnehir bölgesinde NakşîbendîliÄŸin güçlü temsilcileri arasında Muhammed Parsa (ö.822/1419) Alâeddin Attâr (ö.802/1399) ve Ubeydullah Ahrâr (ö.893/1490)’ı görüyoruz. Özellikle Ubeydullah Ahrâr, NakşîliÄŸin yayılmasında son derece etkili olmuÅŸ bir sûfîdir. Fatih Sultan Mehmed Han’ın kendisine büyük saygı duyduÄŸu kaydedilen Ahrâr, tabakat yazarlarından Nefehâtü’l-üns müellifi Molla Câmî (ö.898/1492) ile Reşâhât müellifi Safıyyüddin Ali (ö.939/1532)’nin ÅŸeyhidir. Özellikle bu sonuncusu Reşâhât adlı eserini Nakşîbendîlik ve adetâ Ubeydullah Ahrâr için yazmıştır.
XIV. Asr’ın sonlarına doÄŸru, bilhassa Ankara’nın fethi (761/1360)’nden sonra ahîlerin Anadolu’daki nüfûzu azalırken, Ekberiyye, Mevleviyye, Zeyniyye tarîkatlarının ise hızla yayılmaya baÅŸladığını görüyoruz. Bunlardan Ekberiyye Tarîkatı, Osmanlı ülkesine Dâvûd Kayseri (ö.75l/1349) vâsıtasıyla gelmiÅŸ, Åžemseddin Molla Fenârî (ö.834/1431) ile geliÅŸmiÅŸti. Zeyniyye Tarîkatı ise Abdullatif Makdisî (ö.856/1452) vâsıtasıyla Osmanlı topraklarına getirilmiÅŸti.
Bu asırlarda Mısır’da yaÅŸayan İbnü’l-Mulakkın (ö.804/1401), Tabakâtü’l-evliyâ adlı sûfî tabakâtından baÅŸka pekçok tasavvufî eserin yazarıdır.
Yıldırım Bayezid devri sûfîlerinden Bursalılarca Emir Sultan diye maruf ve İmam Hüseyin evlâdından Åžemseddin b. Ali el-Hüseynî (833/1429) ise Buhâralı olup orada tahsil ve tarîkat terbiyesi görmüştü. Kübreviyye tarîkatının Nur-bahÅŸiye kolundan olan Åžemseddin Buhârî, daha sonra hacca giderken önce BaÄŸdad’a, sonra da Anadolu’ya gelmiÅŸ ve Bursa’ya yerleÅŸmiÅŸtir. Bursa’da şöhreti kısa zamanda artınca Yıldırım Bayezid’in kızı Hunda Sultan’ı alarak damadı olmuÅŸ ve Ü. Murad’ın İstanbul muhasarasına (825/1422) yüzlerce mürîdiyle katılmıştı. Timurleng’in Anadolu’yu istilâsı üzerine Emir Buhârî’nin esir edilerek Timur’un nezdine gönderildiÄŸi rivâyet edflir.
Yıldırım Bâyezid devri sûfîleri arasında, Ulu Câmî’in ibâdete açılışı (802/1400)’ında ilk hutbeyi okuduÄŸu rivâyet edilen “Somuncu Baba” nâmıyla meÅŸhur Hamîdüddin Aksarâyî (ö.815/1412)’nin müstesna bir yeri vardır.
Bu devirde ahîler yavaÅŸ yavaÅŸ tarîkat hüviyetlerini kaybederek daha çok bir esnaf teÅŸkilatı havasına girmekle berâber, nüfûzlarını hâlâ devam ettirmekteydiler. Ahîler, Anadolu’da esnaf teÅŸkilatına dönüşürken, Balkanlar’da ise tarîkat hüviyetini muhafaza etmekte idiler. Nitekim Yıldırım Bâyezid, Dimetoka’da bir zâviye yaptırıp ona bâzı vakıflar tahsis etmiÅŸti. Bu devrede Yeni ZaÄŸra’da Kılıç Baba Zâviyesi, Çirmen’de Musa Baba Zâviyesi gibi, PaÅŸa Livası’nda altmış yedi zâviye bulunuyordu. Tarîkat erbâbına gösterilmekte olan hürmet ve baÄŸlılık bu asırda devam etmiÅŸ; fakat bu arada Simavna KadısıoÄŸlu Åžeyh Bedreddin (ö.820/1417) gibi ÅŸeyhliÄŸi ÅŸahlığa çevirmek sevdasına düşenler de olmuÅŸtu.
Åžeyh Bedreddin, hâlifeleri vâsıtasıyla hem Anadolu’da ve hem de Rumeli’nde hazırlamış olduÄŸu “alevî” muhitlerinde hareket ederek bir nevi “Alevî Kıyamı” demek olan Åžeyh Bedreddin vak’asını gerçekleÅŸtirdi.
Bayrâmiyye tarîkatı kurucusu Hacı Bayram Velî (ö.833/1429) ile hâlifeleri Akşemseddin (ö.863/1459), Bıçakçı Ömer Dede (ö.880/1475), Akbıyık Meczûb (ö.860/1455), Yazıcıoğlu Mehmed (ö.855/1451) ve kardeşi Ahmed Bîcân (ö.858/1454) Efendiler XV. asır mutasavvıflarının meşhurlarındandır.
Bu devir sûfîleri arasında önce Hacı Bayram Velî’ye intisab ederek damadı olan, bilâhare Hüseyin Hamevî (ö.832/1428)’den Kâdiri tarîkına sülûk ederek EÅŸrefıyye kolunu kuran Abdullah Rûmî (874/1469)’yi zikredebiliriz.
XV. Asrın ikinci yarısından sonra Bayramiyye tarîkatı muhtelif kollar hâlinde (Şemsiye, Melâmiyye, Celvetiyye) gelişmekte iken Halvetiye ve Zeyniyye tarîkatlarının da bir hayli yaygınlaştığını görüyoruz.
Bu devrede Bayramiyye’nin Åžemsiyye kolundan -ki AkÅŸemseddin tarafından kurulmuÅŸtur- Kayserili İbrahim b. Sarraf Hüseyin (ö.887/1482) ve AkÅŸemseddin’in oÄŸulları Feyzullah (ö.950/1553), Emrullah (ö.909/1503) ve Hamdullah Çelebi (ö.897/1491) ile Sivrihisarlı Baba Yusuf (ö.918/ 1511) ve Habîb Karamanî (ö.902/1497)’yi sayabiliriz.
Hacı Bayram Velî’nin halîfesi olan Bıçakçı Ömer Dede (Ömer Sikkînî)’ye baÄŸlı bulunan Bayramiyye’nin Melâmiyye kolundan bu devirde AyaÅŸlı Bünyâmin (ö.926/1520) ile halîfesi Pîr Alî Aksarâyî (ö.945 /1538)’yi Pir Ali’nin oÄŸlu OÄŸlan Åžeyh İsmail (ö.935 /1529) ve halîfesi Ahmed Sârbân (ö.952/1545)’ı zikredebiliriz.

___________
2.Târih, l, 200

Devamı

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!