Kullanıcı Adı
Şifre:
 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
 
Gönderen Konu: ŞERİF MARDİN OKUMALARI  (Okunma Sayısı 1868 defa)
05 Ekim 2008, 20:35:35
ABRAN

Edebiyat Profesörü

*****



Üye No : 7

Yaş : 1004

Nerden : dille yürek arası...

Konu : 184

Mesaj : 564

Karma 1269
şiye

Çevrimdışı
« : 05 Ekim 2008, 20:35:35 »


Bütünsel bir kavrayış içinde kendine özgü bir serüveni olan Türk modernleşmesinin kaynaklarına inmek, onu derinlemesine incelemek.

  Şerif Mardin çalışmalarının asıl amacı, bütünsel bir kavrayış içinde kendine özgü bir serüveni olan Türk modernleşmesinin kaynaklarına inmek, onu derinlemesine incelemektir

Modern Türkiye"nin tarihi, ne Cumhuriyetçilik ve Saltanat arasında bir çatışmanın ne de İslam ve sekülarizmle çerçevelenen bir kavganın tarihidir. Modern Türkiye"nin tarihi, birbiri içine nüfuz eden ve yakınlıkları içinde dönüştürülen "geleneksel" güçler ve modernlik arasında, karmaşık, çok katmanlı bir karşılaşmadır. Modern Türkiye"nin tarihi, aynı zamanda, bu güçlerin buluştuğu ve değiştiği yeni alanların yaratılışının öyküsüdür.” Hiçbir siyasi ya da toplumsal çıkar grubuna angaje olmadan, topluma her gün yeni elbiseler biçen ve sorunlar karşısında acele çözümler üreten "entelektüellerin" yüzeyselliklerine kapılmadan, soğukkanlı ve mesafeli bir tutumla Türkiye"deki modernleşme tecrübesini anlama çabası içinde olan bir sosyologun temel tespitleridir bunlar. Tüm yaşamını bu zor ve karmaşık karşılaşmaları, ikili yapıları araştırmaya adamış üretken bir sosyal bilimci duruyor karşımızda: Şerif Mardin.
Batıdan başlayarak tüm dünyaya yayılan modernleşme olgusunu ve esas olarak da Türk modernleşmesini anlamak için interdisipliner bir yöntem kullanmaya çalışmıştır. Ekonomik, toplumsal ve kültürel olmak üzere hemen tüm yapıların değişmesine yol açan bu durum karşısında batının geçirmiş olduğu tecrübeyi dikkatle incelemiştir. Kendi modernleşme süreçlerinde çoğu zaman batının tecrübesinden yararlanan, çoğu zaman da bunu batının sömürgeci ve tehditkâr politikaları altında yapmaya çalışan batı dışı toplumların macerasına ilgiyle eğilmiştir. Türk modernleşmesi bağlamında bunu ne sentezci bir anlayış ne de eklektik bir algılama yöntemi olarak kullanmıştır. Aksine Şerif Mardin burada her toplumun modernleşme sürecinde kendi geleneklerini, alışkanlıklarını ve pratiklerini takip ettiklerinin son derece farkındadır. Onun çalışmalarının asıl amacı, bütünsel bir kavrayış içinde kendine özgü bir serüveni olan Türk modernleşmesinin kaynaklarına inmek, onu derinlemesine incelemektir.

Merkezî başarısızlık
Metafizik ve ontolojik olarak kişi belli bir anlam çerçevesi içinde kendisine vaz edilen ya da özgürce kendisinin inşa ettiği bir dünyada yaşamayı seçer. Bir yaşam tarzı olarak bu seçimler bir irade ya da çoğu kez bir alışkanlık sonucu belirir. Şerif Mardin, Cumhuriyet"in en zayıf yanı olarak merkezî değerler sistemindeki bir başarısızlıktan her fırsatta söz eder. Yani değerler bağlamında bir felsefe eksikliği söz konusudur. Daha önceki tüm toplumun ve bireylerin metafizik ve ontolojik olarak tüm ihtiyaçlarını kucaklayan bir değerler sistemi mevcutken, şimdi en basit konularda bile ona yol gösterecek bir "ilmihal"den, bir değerler sisteminden mahrumdur. Tıpkı doğada olduğu gibi, insan ve toplum da boşluk kaldırmaz ve bu toplumsal ve insani ihtiyaçlar, özellikle geleneksel ve dinsel semboller, inanışlar ve değerler tarafından giderilir.
Kendisine yeni bir model benimseyen ve değişim çabasına giren cumhuriyet ve devlet bürokrasisini acımasızca eleştirmek doğru mudur? Bu sancılı süreçte yönetici seçkinler ile yönetilenler arasındaki gerilimden kendilerine pay çıkaran kişiler ya da gruplar olmuştur. Ancak Tanzimat"tan bu yana devletin ve toplumun bu ayakta kalma mücadelesinde vicdanlı bürokratlar da hiç de az değildir. Zamana karşı bir yarışta ekonomik toplumsal ve kültürel yapılarını çağın gereklerine uyarlayan, bilimsel ve teknolojik gelişmelerini sağlamaya çalışan bir toplum ister istemez zafiyet gösterecektir. Bu amaçla, uzun uzun Genç Osmanlılar"dan, Jön Türkler"den, İttihatçılardan ve Cumhuriyet aydınlarından ve onların politikalarından bahsedilmektedir. Basit halkı içinde yüzdüğü kültürel iptidailikten çekmeye, onu modern cemiyetin işler bir uzvu haline getirmeye ve toplumdaki insani potansiyeli ortaya çıkarmaya çalışan yönetici seçkinlerin ve bürokrasinin bazı hamleleri övülmekle birlikte zaman içinde bunu bir imtiyaza dönüştürmesi rahatsız edicidir. Bunun çözümünü ise bürokratların hâlâ mevcut otorite alanlarını, statülerini, gereken oranda onlardan ayırabilmekte görüyor Şerif Mardin.

Kutsal birlik ilkesi
Hızla modernleşen bürokrasi ve çevresinde yeni değerler ve yaşama tarzları hayata geçirilirken, halk nezdinde, bir yandan şehirleşmenin kendine özgü sorunları eğitim, aile, meslek vb. diğer yandan da bu bürokrasi ve yönetici seçkinlere olan uzaklık, yabancılaşma ve ortak değerler manzumesinin yaratılamaması çatışmayı ve sert müdahaleleri doğurdu. Batıdaki gibi sosyal sınıflara sahip olmayan Türkiye"de, Osmanlı"dan tevarüs eden cemaatler ve toplumsal gruplar, Mardin"e göre merkez-çevre ilişkileri çerçevesinde çözümlenebilirdi. Batının kişisel onur ve özgürlük değerlerini temel alan ve hukukunu bunun üzerinden inşa eden bir anlayış karşısında şefkat, adalet değerlerini ön plana çıkaran ve kutsal birlik ilkesini dayanan oldukça köklü bir dünya anlayışı bulunuyordu. Dolayısıyla batının değerlerini benimseyen merkezdeki seçkinlerin, yöneticilerin, kendi davranış kodlarında bile eski devlet geleneğinin izleri sürerken, hâlâ bu davranış kodlarında yeni hayata uymaya çalışan halkın bu bağlılıklarını, alışkanlıklarını bırakması elbette kolay olmayacaktır.
Çeşitli toplumsal grupların, bireylerin ve bürokrasinin modernleşme olgusuna verdikleri tepkiler, toplumsal konumları ve çıkarları doğrultusunda ayaklanmalar, içe kapanmalar ve sert önlemler almak şeklinde olmuştur. İdeolojik ve kültürel farklılıkların zihniyet dünyalarını anlamak, tek tek bireylerin, grupların toplumsal haritasının çıkarılması ile mümkün olabilir. Bu büyük değişim ve dönüşüm sürecinde baş döndüren toplumsal hareketlilikte, en üstten en alta bütün aktörler ancak bu şekilde takip edilebilir. Bunun için Mardin, derin ekonomik ve tarihsel araştırmaların yanısıra çok sık olarak edebiyata ve özellikle ilk dönem Türk romanlarına başvurmuştur.
Özgür bireyler ve sivil bir toplum yaratmak modern bir toplumun belki de en belirleyici özelliğidir. Fakat bunun bir anda oluşması mümkün değildir. Bunun için içeride ve dışarıda zihniyet dünyalarını iyi anlamak gerekir. Örneğin, sivil bir toplumun Türkiye"de kurulmasının zorluğunu şöyle açıklıyor Şerif Mardin: “Her şeyden önce, mukavele ve hukuk, 13. yüzyıldan bugüne, yani yedi yüzyıl boyunca işlemiş Avrupa"da. Yavaş yavaş değişmiş, yeni hukuki düzenlemeler yapılmış; ama hepsinin kökü orta zamanlardan geliyor. Bizimkiler bunu bilmedikleri müddetçe, pek tabii ki onlara da kusur yüklemek doğru değil, kendilerine göre bir sivil toplum fikriyle hareket edecekler... Avrupa"nın eskiden beri ne menem bir şey olduğunu anlamak lazım. Hukuki anlaşmaların, Avrupa"da 700 yıllık bir süreçte perçinlenmiş olduğunu anlamaları gerekiyorÖ” Bir zihniyet dünyasını anlamak çok yönlü bir çaba gerektirir, aynı zamanda bunu gerçekleştirmek için yalnızca yüzeysel tedbirler almak sorunu çözmez. Örnekte olduğu gibi, bir anlayışı benimsemek bir hukuk sisteminin içine girmek için bir irade beyan etmektir. Bu gelişigüzel bir çaba olmamalıdır. Batılıların içinde bir ukde, adeta bir güdü haline gelmiş bu zihniyet doğru anlaşılmalıdır. Bunun gibi, şu anda hak, hukuk, adalet anlayışında, bir ukde ve bir güdü olarak içimizde yaşayan geleneksel ve kültürel kodların zihniyet dünyası da doğru değerlendirilmelidir.
Farklı toplumsal güçlerin buluştuğu ve değiştiği alanlarda yeni özne"ler, kimlikler ortaya çıkıyor. Bu özne"ler steril ortamlarda kendilerini üretmiyorlar. Bunların bir dünü, bugünü ve yarını var. Çok çeşitli etkiler altında kendini inşa eden bu özne"yi anlamak için zengin kavramlara, derin analizlere ve özgün yorumlara ihtiyacımız olduğu açıktır. İşte burada Şerif Mardin"in çalışmaları yol gösterici önemli bir kaynaktır.


UFUK COŞKUN/RADİKAL
Logged


parmak uçlarımda cam kesikleri kalır
 hatırımda tuz buz edilmiş bir hayal
  mutluluk uğramaz olur semtime
    bir çatı katı yalınlığına bürünür odam
     penceremden seyre dalarım hayatı
      ne kitaplar giderir can sıkıntımı benim
       ne sersefil sigaram
mevsimleri teke düşürür yüreğimdeki ayaz
                                                         
                                                    gidersen...
               



   
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Cennet By Burak | inziva | sayaç
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!