<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat &#124; Edebiyat Forumu &#124; Edebi Metinler &#124; Şiirler &#124; Şairler &#124; Makaleler &#124; Edebi İçerik &#124; Türkçe &#124; Türk Dili ve Edebiyatı &#124;</title>
	<atom:link href="http://www.okurgah.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okurgah.com</link>
	<description>Okurgah.Com &#124; İnternetin Entelektüel Ortamı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 19:03:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hüseyin Cahit Yalçın</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-cahit-yalcin.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-cahit-yalcin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 19:03:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin cahit yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Yalçın hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Yalçın'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Yalçın'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Yalçın'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8829</guid>
		<description><![CDATA[


 1874 yılında Balıkesir&#8217;de doğdu. Yüksek öğrenimini Mekteb-i Mülkiye&#8217;de tamamladı. 1897 yılından sonra Vefa ve Mercan İdadilerinde Türkçe ve Fransızca öğretmenliğinin yanı sıra müdür yardımcılığı ve müdürlük görevlerinde bulundu.1900 yılında Tevfik Fikret Servet-i Fünun dergisi&#8217;nden ayrılınca bu derginin yönetimini üstlendi. II. Meşrutiyet&#8217;in ilanından sora memurluktan ayrıldı. Tanin&#8217;i çıkardı. Daha sonra İttihat ve Terakki Partisine girdi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3948131612079479";
/* 300x250, oluşturulma 06.10.2009 */
google_ad_slot = "0357673507";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p><strong>1874 yılında Balıkesir&#8217;de doğdu. Yüksek öğrenimini Mekteb-i Mülkiye&#8217;de tamamladı. 1897 yılından sonra Vefa ve Mercan İdadilerinde Türkçe ve Fransızca öğretmenliğinin yanı sıra müdür yardımcılığı ve müdürlük görevlerinde bulundu.1900 yılında Tevfik Fikret Servet-i Fünun dergisi&#8217;nden ayrılınca bu derginin yönetimini üstlendi. II. Meşrutiyet&#8217;in ilanından sora memurluktan ayrıldı. Tanin&#8217;i çıkardı. Daha sonra İttihat ve Terakki Partisine girdi. Milletvekili seçilerek Meclis-i Mebusan başvekilliğine getirildi. İstanbul&#8217;un işgal edilmesi üzerine İngilizlerce tutuklanıp Malta Adasına sürgüne yollandı (1919). Dönüşünde yeniden Tanin&#8217;i çıkardı. Milli Mücadele sonrasında gerçekleştirilen bazı devrimlere ve bazı kanunlara karşı çıktığı için İstiklal Mahkemesinde yargılandı. Aklandıktan sonra ikinci kez yargılanarak 1925&#8242;de Çorum&#8217;a sürgüne gönderildi.</p>
<p>Sürgünden döndükten sonra Sanayi ve Maadin Bankası İdare Meclisi Başkanlığına atandı. 1933 yılında Fikir Hareketleri Dergisi&#8217;ni çıkardı. 1938&#8242;de yeniden politikaya ve gazetecilik hayatına yeniden girdi.1939&#8242;da İstanbul, 1950&#8242;de de Kars&#8217;tan milletvekili seçilerek Meclis&#8217;e girdi. 1948 yılında Ulus Gazetesi&#8217;nde başyazarlık yaptı.</p>
<p>Demokrat Parti yönetimine karşı bir yazısından dolayı mahkum oldu. Bir süre cezaevinde yattıktan sonra Cumhurbaşkanı tarafından bağışlandı. 1957 yılında İstanbul&#8217;da öldü.</p>
<p>ESERLERİ:Nadide, Kavgalarım (roman), Hayal İçinde, Hayat-ı Muhayyel, Hayat-ı Hakikiyye Sahneleri, Niçin Aldatırlarmış(hikaye), Edebi Hatıralar, Siyasal Anılar(hatırat),: Talat Paşa (biyografi).</p>
<p>1.Siyasal Anılar<br />
Hüseyin Cahit Yalçın<br />
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Anı Dizisi</p>
<p>Hüseyin Cahit Yalçın&#8217;ın Siyasal Anılar&#8217;ı 1908-1918 yılları arasını, yani Meşrutiyet döneminin ilginç olaylarını açıklıyor. Bilindiği gibi, Meşrutiyet dönemi, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun dağılma çağının son aşamasıdır. Bu nedenle sözkonusu dönemin olayları imparatorluğun kurtuluşu için yapılmış son ve umutsuz çırpınışlardır. Yazar, gazateci ve politikacı Hüseyin Cahit Yalçın&#8217;ın<br />
aynı zamanda İttihat ve Teraki Partisi üyesi, hatta partinin sözcüsü olması, elinizdeki anı kitabının değerini daha da arttırıyor.</p>
<p>Siyasal Anılar&#8217;ın odaklandığı başlıca konular şunlar: İttihat ve Terakki Partisi&#8217;nin idealizmi; yenilik ve gericilik çatışmaları; reform denemeleri; azınlıkların yıkıcı faaliyetleri; parti kavgaları; iç isyanlar; Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarında Osmanlı politikası&#8230; Kitabın son bölümünde Yalçın&#8217;ın Malta sürgünlüğü ve Atatürk dönemi anılarının özetleri de yer<br />
alıyor.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-cahit-yalcin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Cahit Derman</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-cahit-derman.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-cahit-derman.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 19:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Derman]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Derman hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Derman'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Derman'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Derman'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8827</guid>
		<description><![CDATA[


 1951 yılında İstanbul ‘da doğdu.
1966 yılında resim sanatına Galatasaray ve Asmalı-Mescid ‘deki Pera ressamlarının geleneğini sürdüren resim atölyelerinde başladı . Klasik-Akademik resim tarzını buralardaki resim ustalarından öğrendi.
1967 yılında ressam Pertev Boyar ile birlikte doğadan çalışmalarında Empresyonist resmin etkisine girdi.
1971‘de İlk resim sergisini açtı.
1973 yılında İ.D.G.S.Akademisine girdi.
1974‘de resim çalışmaları için gittiği Paris ve Lonra’da iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1951 yılında İstanbul ‘da doğdu.</p>
<p>1966 yılında resim sanatına Galatasaray ve Asmalı-Mescid ‘deki Pera ressamlarının geleneğini sürdüren resim atölyelerinde başladı . Klasik-Akademik resim tarzını buralardaki resim ustalarından öğrendi.</p>
<p>1967 yılında ressam Pertev Boyar ile birlikte doğadan çalışmalarında Empresyonist resmin etkisine girdi.</p>
<p>1971‘de İlk resim sergisini açtı.</p>
<p>1973 yılında İ.D.G.S.Akademisine girdi.</p>
<p>1974‘de resim çalışmaları için gittiği Paris ve Lonra’da iki karma sergiye katıldı.</p>
<p>1978 Klasik,Empresyonist ve Sürrealist çalışmalarına son vererek, bugünkü Çağdaş Romantik resim anlayışını geliştirdi.</p>
<p>1979 da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu.</p>
<p>1981’de AKM de Uluslararası Atatürk’ün 100.Yıl Sergisine katıldı.</p>
<p>1984 ‘de Tiglat tarafından New York ‘ta açılan sergide tablolarından yapılan tebrik kartları sergilendi.</p>
<p>1987 yılına kadar İstanbul’da 18 kişisel resim sergisi açtı.</p>
<p>1988 yılında Antik A.Ş. tarafından Ankara’da 19.resim sergisi açıldı.</p>
<p>1990 ‘lı yıllarda çeşitli Müzayede Organizasyonlarında tabloları birçok kez en yüksek rakamlara satılarak resim borsasında önemli bir yer edindi.</p>
<p>8-14 Haziran 2000 tarihinde Deniz Müzesinde düzenlenen Türk-Kore Ressamları sergisine bir tablo ile katıldı.</p>
<p>İstanbul başta olmak üzere Ankara ve İzmir’deki galerilerde karma resim sergilerine çok sayıda katıldı.<br />
Önemli kurum ve kuruluşlarda ,müzelerde ve özel koleksiyonlarda yüzlerce eseri bulunmaktadır.<br />
Comtemporary Romantıcs (Çağdaş Romantikler) resim akımının öncüleri arasında gösterilmektedir.<br />
Resimlerinde genellikle İstanbul manzaraları ve İstanbul yaşamı lirik bir temada işlenir.Konuları belgesel; uslubu Neo- Klasiktir.<br />
Son yıllarda &#8220;Mavi Güneşli İstanbul&#8221; kompozisyonlarında ,güneş ışığının şiddetini soğuk renk tonlarından yola çıkarak elde etti ve bu şekilde kendine özgü bir renk anlayışı yarattı.</p>
<p>Uzun yıllar tablo restoratörlüğünü de resim çalışmalarının paralelinde götürdü ve çok sayıda eski eseri onararak topluma kazandırdı. Eski onarım metotlarının sakıncalarını ortadan kaldırdı. Yırtık tabloları yama yapmadan ve rantuvale etmeden restorasyonunu mümkün kılan bir yöntem geliştirerek bunu sanat çevresine kabul ettirdi.<br />
Türk Resmindeki imzaların bilimsel bir araştırmasını yapan sanatçı, bu konuda ilk kaynağı oluşturan yazılarıyla da önemli bir boşluğu doldurmaktadır.<br />
Ansiklopedilerde, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli yayınlarda adından söz ettiren Derman; halen &#8220;Büyükada’da Son Sirtaki&#8221; adlı tablosunun romanını yazmaktadır.<br />
Sanatçının ayrıca Seramik , Heykel , Karikatür, Ahşap Oymacılığı , Marangozluk ve Mobilya Tasarımları üzerine çalışmaları bulunmaktadır.<br />
Düzenlemesini Hasan Ferit Derman’ın yaptığı &#8220;New Age&#8221; türünde bir bestesi de olan Ressam H.Cahit Derman evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
<p>E-mail:dermanhcahit@yahoo.com</p>
<p>Ressam Hüseyin Cahit Derman&#8217;ın diğer Web siteleri</p>
<p>http://cahitderman.8m.com</p>
<p>http://geocities.com/cahitderman</p>
<p>http://web.artprice.com</p>
<p>http://web.artprice.com/artistdetails.aspx?idArti=ODAwMzI0MjQ1MzI2OTE4MS0=</p>
<p>Hüseyin Cahit Derman&#8217;ın Türkiye&#8217;de ve Yunanistan&#8217;da yayımlanmış bazı şiirleri</p>
<p>KAPIYI OKŞADI DURDU</p>
<p>Onlarca yıl geçmişti Büyükada&#8217;dan göç edeli<br />
Atadan adalı Dimitri<br />
İstanbul&#8217;suzluk canına tak etmişti<br />
En büyük dileği<br />
Büyükada&#8217;da son yıllarını geçirmekti</p>
<p>Gerçekleşti birgün düşleri<br />
Ata topraklarına dönüşte<br />
Yılların özlemi artık sona ermişti<br />
Türk komşuları iskelede<br />
Karşıladı eski dostu çiçeklerle<br />
Mutlandı onurlandı<br />
Bu sevgi çemberinin içinde</p>
<p>Ayaküstü anıldı geçmiş günler<br />
Sevinçler hüzünler<br />
Ve daha neler neler<br />
Daha konuşulacak ne çok şey vardı<br />
Akşam Kumsal&#8217;da buluşmak üzere<br />
Arkadaşlar ayrıldı</p>
<p>Dimitri sokağına doğru yol aldı<br />
Her adımında artıyordu heyecanı<br />
Acaba nasıl bulacaktı ?<br />
Ne zamandır kapalı kalmış yuvasını</p>
<p>Hele evi bıraktığı gibi bir bulsun<br />
Tozunu toprağını hallettikten sonra<br />
Tanrıya şükretmek için<br />
Aya Yorgi&#8217;ye çıkmak şart olsun</p>
<p>Evinin önüne geldi durdu<br />
Gördüklerine inanamıyordu<br />
Harabeye dönmüş bina<br />
Ayakta durmakta zorlanıyordu</p>
<p>Yabani otlarla sarılı bir kapı<br />
Kırık vuruk çizik dökük<br />
Vaktiyle cilalı olmalı<br />
Zincirle kilitli ama<br />
Nedense bir karış aralı<br />
Ev evlikten çıkmış<br />
Olmuş yol geçen hanı</p>
<p>Nereden bilinirdi ki birgün<br />
Yaşlı dostun aniden çıkageleceği<br />
Dönmedikten sonra Büyükada&#8217;ya<br />
Acı haber yaralı kalbe ne lazımdı ki?</p>
<p>Dimitri için artık çok zordu<br />
Her şeye baştan başlamak<br />
En iyisi diyordu<br />
Buralardan sessizce uzaklaşmak</p>
<p>Ayrılmak üzere evinden<br />
Ona son bir kez sarılası geldi içinden<br />
KAPIYI ÖPTÜ DURDU<br />
KAPIYI OKŞADI DURDU<br />
Saklayamadı daha fazla duygularını<br />
Gözyaşlarına boğuldu</p>
<p>Şimdi ne zordu yalnızlığa yolculuğu<br />
Bedeni sardı yetmiş yılın yorgunluğu<br />
Sahilde oturdu ayrılık vapurunu bekliyordu<br />
Vapurlar geliyor vapurlar gidiyordu<br />
Güneş battı alacakaranlık oldu<br />
Çoğu sarılı beyazlı yandı lambalar<br />
Arada başka renkliler de var<br />
Karşı sahillerle Prens Adalar<br />
Sanki mücevherlerden büyülü ışıltılar<br />
Ve coşku dolu bir gece için<br />
Dönmeye başladı plaklar</p>
<p>Dimitri başını önüne eğmiş öylece duruyordu<br />
Az gerisinde Prinkipo Tavernada<br />
Siko horepse sirtaki (Kalk sirtaki oyna)çalıyordu</p>
<p>Ne zaman kaderine küsse Dimitri<br />
Yetiyordu onu yaşama döndürmeye<br />
Buzukiyle sirtaki</p>
<p>Dimitri en sevdiği parçayı duyabilseydi de<br />
Gözlerini bir açabilseydi<br />
Belki derdine derman olabilirdi<br />
Ah!Dimitri başını kaldırabilseydi de<br />
Sirtaki yapanları bir görebilseydi</p>
<p>9 Ağustos 2001<br />
Büyükada&#8217;da Son Sirtaki Romanından</p>
<p>Yunanistan&#8217;da &#8221;O Politis &#8221; siyasi gazetesinde 1-Ekim-2003 tarihinde yayımlandı</p>
<p>xx<br />
AVRUPA BİRLİĞİYLE MUTLU SON</p>
<p>Hans, Francıs, Costas!<br />
Bin dokuz yüz yetmiş sekizdeki gibi<br />
Verin elinizi dostlarım.<br />
Verin elinizi de derinden kaynaşalım;<br />
Keşfedelim güzelliklerimizi.<br />
Kültürümüzden verelim;<br />
Kültürlerinizden alalım,<br />
Yeni renkler; yeni motiflerle;<br />
Yeni tatlar tadalım.</p>
<p>Uzat elini, Tony, Luıgı, Benny,<br />
Ver elini Enrique, Jacques, Jose,<br />
Elinizi verin, biliyorsunuz ki ;<br />
Gerekliyiz birbirimize.</p>
<p>Rudolf’lar, Ewa&#8217;lar, Anna&#8217;lar;<br />
Adını anamadığım nice ışıltılar:<br />
Geç olmadan kenetlenelim, güçlenelim.<br />
Kardeşlik zincirini Türkiye&#8217;yle genişletelim;<br />
Yeryüzüne barış dalgalan yayalım.<br />
Yükseltelim çıtasını, insanlık ideallerinin;<br />
Daha parlatalım yıldızını, bu güzel kıtanın.</p>
<p>Seninle bütünleşelim artık Avrupalım,<br />
Seninle insan haklarını sigortalayalım.<br />
Yarınlara umutlandı genç Türkiye&#8217;m;<br />
Kırk yılın özlemini mutlulukla sonlayalım.</p>
<p>A HAPPY ENDtNG WITH THE EUROPEAN UNION</p>
<p>Hans, Francis, Costas!<br />
Like in the year nineteen seventy eıght<br />
Give out your hand friends<br />
Give out your hand and let&#8217;s mix deeply<br />
Let&#8217;s discover our beauties<br />
Let&#8217;s give from our culture<br />
Let&#8217;s take from yours<br />
With new colours and new motives<br />
Let&#8217;s taste new things.</p>
<p>Hold out your hand, Tony, Luigi, Benny.<br />
Give out your hand, Enrique, Jacques, Jose.<br />
Give out your hand because you know<br />
That we need each other.</p>
<p>Rudolfs, Ewas and Annas<br />
There are so many other glimmerıng names which I can&#8217;t mention<br />
Betbre it&#8217;s too late lets be bound together and strengthen.<br />
Let&#8217;s broaden the brotherhood chain with Turkey<br />
Let&#8217;s diffuse the peace waves on the Earth<br />
Let&#8217;s elevate the lath of the human race ideals.<br />
Let&#8217;s polish the stars of this beautiful continent even more.</p>
<p>Let&#8217;s be integrated with you now my Europe.<br />
Let&#8217;s secure human rights with you.<br />
For days to come my young Turkey is harnessed with hope.<br />
Let&#8217;s end forty years of longıng with happiness.</p>
<p>08 Mayıs 2003 İSTANBUL</p>
<p>xxxxxxxxxx</p>
<p>YANDI BAHAR ÇİÇEKLERİ</p>
<p>Bu nasıl bir kış; nasıl bir ilkbahar ?<br />
Sekiz Nisan&#8217;da İstanbul&#8217;a da kar mı yağar?<br />
Büyükada&#8217;mm güzelim sarışınları mimozalar,<br />
Sultanahmet&#8217;te gelin olmuş ağaçlar.<br />
Sarkmış kışın nasılda hışmına uğradılar?<br />
Biliyorum doğanın kanununda eleme var,<br />
Biliyorum doğa ne yaparsa doğru yapar.<br />
Gel gör ki, kaplar içimi garip bir hüzün,<br />
Yüreğim &#8220;cızz&#8221; eder; çiçeklerle birlikte yanar.</p>
<p>08 Nisan 2003<br />
Hüseyin Cahit Derman&#8217;ın YANDI BAHAR ÇİÇEKLERİ şiiri Antik A.Ş. 5-Haziran -2003 kataloğunda yayımlanmıştır.<br />
xxxxxxxxx</p>
<p>BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ BÜYÛKADA</p>
<p>ANILARIN MOZAİKLERİ MASALLAR TADINDA<br />
YİTİRİLMEKTE GÜZELLİKTEN YANA HER NE VARSA<br />
KARANLIK UFUKLARA DOĞRU ADIM ADIM<br />
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ BÜYÛKADA</p>
<p>30 Eylül 2002<br />
Ressam Hüseyin Cahit Derman&#8217;ın Artı Mezat 2002 Katalogunda yayımlanan &#8220;Büyükada &#8221; tablosu için yazılmış şiiri.</p>
<p>Xx</p>
<p>BÜYÜKADA&#8217; DA SON SİRTAKİ</p>
<p>Kayıp giden bir yıldız gibi<br />
Tükenmekte eski dostlar.<br />
Birgün.., Belki Büyükada&#8217; da bir yerde,<br />
Belki Kurtuluş&#8217;ta bir evde,<br />
Son bir Sirtaki ile<br />
Kapanacak bu perde.</p>
<p>Gel ! Eli Tasula, Lula, Pandeli&#8230;<br />
Gelin Türkiye&#8217; min dostları&#8230;<br />
Gelin Adalara kadar cenneti yaratanlar .<br />
Gelin de mozaikler daha renklensin,<br />
İstanbul, sizinle İstanbul gibi olsun.</p>
<p>Gel ! Haris Aleksiu, Steliyos Kazancidis&#8230;<br />
Gelin Anadolu&#8217;dan, İstanbul&#8217;dan<br />
Yetişen, mis kokulu çiçeklerimiz,<br />
Gelin de<br />
Birlikte sevda şarkıları söyleyelim,<br />
Teodorakis ile Livaneli&#8217;nin söyledikleri gibi&#8230;<br />
Birlikte barış güvercinleri uçuralım.</p>
<p>Gel ! Mehmet &#8216;in kalbindeki dilber&#8230;<br />
Gel ! Sofiya&#8217; ya uzak düşen imkansız aşkı&#8230;<br />
Gelin Adamandiya&#8217;larm hasret dolu yakınları&#8230;<br />
Eski dostlarım Niko&#8217; lan, Yorgo&#8217; ları<br />
Alın öyle gelin, İstanbul&#8217;un tutkunları,<br />
Türkiye&#8217; me emeği geçmiş insanlar :<br />
Gelin de özlem giderelim,<br />
Halay çekelim; sirtaki yapalım.<br />
Dostluğumuzla Dünya&#8217;ya örnek olalım .<br />
Sonsuza dek birlikte yaşayalım.</p>
<p>Eli&#8217;siz, Taki&#8217;siz bir sirtaki,<br />
Bunun anlamı ne ki?<br />
Her zaman kalbimdeki dostlar :<br />
NE SİZLERSİZ BİR GÜZELLİK&#8230;<br />
NE DE GÖNÜLLERDE SON SİRTAKİ.</p>
<p>Ressam Hüseyin Cahit Derman&#8217;ın &#8216;Büyükada&#8217;da Son Sirtaki&#8217; adlı tablosu için yazdığı romanından bir şiiri. 1998.</p>
<p>Hüseyin Cahit Derman&#8217;ın &#8221;Büyükada&#8217;da Son Sirtaki&#8221; adlı şiiri Yunanistan&#8217;da &#8221;Aya Yorgios O Kudunas&#8221; takviminin 2001 Ekim Ayı sayfasında ve &#8216;O Politis&#8217; gazetesinde 1-10-2003 tarihinde yayımlandı. Ayrıca Türk basınında Antik Dekor Sanat ve Adalı dergileriyle Adalar gazetesinde de yer aldı.</p>
<p>HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>Ayın Sanatçısı<br />
Hüseyin Cahit Derman<br />
Antik Dekor 8 Mayıs 2003 www.antikalar.com</p>
<p>15 yaşındayken yapmış olduğunuz tabloları geçmiş müzayedelerimizden birinde satmıştık. Çocuk denilecek yaşta klasisizmi nasıl öğrendiniz, anlatır mısınız ?</p>
<p>1966 yılında Ressam Besim Aydar&#8217;ın Beyoğlu&#8217;ndaki resim atölyesinde o zamana göre oldukça yüksek bir maaşla sanat dünyasına adım atmış oldum. Bu atölyede ressam ağabeylerimden çok şeyler öğrendim. Besim Usta, ağır kompozisyonlara yöneltiyordu beni. Oldukça yorucu geçen altı aydan sonra, artık hafif bir konu çalışmak beni kesmiyordu. Beni zorlayan işleri yapmaktan zevk alıyordum. Besim Usta&#8217;nın atölyesinden çıkıp, gece sabahlara kadar resim yapardım. Besim Aydar ressam olmam için ailemi güçlükle ikna etti. O benim kahramanımdır. Bir yıl sonra Pertev Boyar&#8217;la doğadan çalışmalara başladım. Pertev Hoca ile renkleri yeniden keşfettim.</p>
<p>Çok değişik tarzda resimlerinizi gördüm. Klasisizmin dışında Empresyonist ve Sürrealist tarzda resimleriniz olduğunu da biliyorum. Klasisizmde neden karar kıldınız?</p>
<p>Akademi yıllarında soyut sanata kadar her ekolde resim yaptım. İlk sergilerimde farklı akımlarda çalışmalarımı sanatseverlere sundum. Onlar bu önerilerimin içinden bugünkü tarzımı tercih ettiler.</p>
<p>Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nde neden Resim Bölümü yerine Seramik Sanatlarını tercih ettiniz?</p>
<p>Ortaokul ve lisedeki bazı resim öğretmenlerimin kompleksli tavırlarından daha açık söyleyeyim kıskançlıklarından yıldım. Lise yıllarında iki kişisel sergim oldu. Resimlerim ful satıldı. Sergilerim basında geniş yer buldu ama resim öğretmenim iki ödevim eksik diye beni sınıfta bırakmaya kalktı. Akademide tahsilimi riske etmemek için Seramik Sanatlar bölümünde lisans üstü eğitim yaptım. Eğer Dinçer Erimez gibi değerli hocayı daha önce tanımış olsaydım, Resim Bölümü&#8217;nü seçerdim. Dinçer Hoca bana her zaman destek oldu. Tablo restorasyonu konusunda ondan çok şeyler öğrendim. İ.D.G.S Akademisi&#8217;nden mezun olduğum yıl resim öğretmenliği belgesini de aldım.</p>
<p>Sızı tablo restoratörü olarak da çok başarılı buluyoruz ama resimlerinize onca rağbet varken restorasyon işleriyle zaman harcamanın mantığı neydi?</p>
<p>Bugün resim piyasasında edindiğim yeri tablo restorasyonu yapmama borçluyum. Restorasyondan elde ettiğim gelir sayesinde ticari kaygılardan uzak, çok zaman ve sabır isteyen kompozisyonlara yöneldim. Kısaca sanat için sanat yapmaya başladım. Kendimi sıkıştırmamak için kişisel sergilen de noktaladım. Bununla birlikte dünyanın sayılı ressamlarının tablolarını restore etme onurunu yaşadım.Büyük resim ustalarının resimlerini onarırken onlann resim tekniklerini analiz ettim.</p>
<p>Bu zor işlerin üstesinden gelirken, edindiğim bilgileri tablolarıma yansıtmaya çalıştım. Önceleri bir resim çalışırken eserin konservasyonu hakkında hiçbir önlem düşünmezken; sonraları bir tablo ortaya çıkarma aşamasında, onun yüzyıllara karşı nasıl direneceğini hesap eder, renk ve teknik kullanımına dikkat eder oldum. Bir yağlıboya tablonun yüzyıllar içinde onlarca, yüzlerce kez üzerinde solventler kullanılacağını düşünerek resim yapmaya başlarsanız işinizi bir hayli zorlaştırıyorsunuz demektir. Ancak karşılığında zamana direneceğini bildiğiniz bir eserin tadına duyamazsınız.</p>
<p>Eserlerinizi zamana karşı direnç gösterecek şekilde hazırlamanız dışında tablo edinen kişilerinde konservasyon adına muhakkak yapmaları gerekenler nelerdir?</p>
<p>Tablolar %55-65 nem oranlarında; 20-22 derece ısıda sergilenmelidir. Ayrıca sigara içilen kirli havalı, rüzgarlı, direkt güneş ışığı alan yerlerden uzak tutulmalıdır. Gürültünün de zaman diliminde yıkıcı etkisi olduğu bildirilmektedir. Tabloların temizliği uzman kişilerce ve zaman geçirilmeden yapılmalıdır. Aksi taktirde toz katmanları tabloların oksijenle temasını kesecek ve resimde çatlamalar, dökülmeler meydana gelecektir.</p>
<p>Hala restorasyon yapıyor musunuz?</p>
<p>Restoratör olarak 20 yılı aşkın yoğun çalışma döneminden sonra solventlerin sağlığa zararlarından dolayı bıraktım.Yılda bir yada iki tane tablo deneyimlerimi çocuklarıma aktarabilmek için restore ediyorum.</p>
<p>Çocuklarınızın da ressamlığı meslek edinmeleri ilginç. Birlikte sergi açmayı düşünüyor musunuz?</p>
<p>Oğlum Evren Y.T.G.S.F. de burslu okuyor. Kızım, Evrensel de akademi eğitimi almak için sınavlara hazırlanıyor. Üçümüz de bir sergide tablolarımızı teşhir etmek için çalışıyoruz.</p>
<p>Bir roman yazıyordunuz, bitirebildiniz mi?</p>
<p>1998 yılında Türk-Yunan dostluğuna katkı sağlayabilmek için &#8220;Büyükada&#8217;da Son Sirtaki&#8221; adlı romanımı yazmaya başladım. Bu arada Türklerle Yunanlıların dost yaşaması için birçok nedeni olduğunu saptadım. Bu noktadan yola çıkarak Büyükada&#8217;da Son Sirtaki&#8217;nin tablosunu yaptım. Şiirini yazdım. Şiir, vaktiyle Büyükada&#8217;dan Yunanistan&#8217;a giden Rum dostlarımız tarafından öylesine ilgi gördü ki, Büyükada&#8217;lılar bu eserimi Yunan&#8217;lılara tanıtmak için ne gerekirse yaptılar. Kimi bu şiiri çoğaltarak sattı, kimi eski dostlarına hediye gönderdi, Yunanistan&#8217;da da elden ele çoğaltılarak dağıtıldığı haberlerini alıyordum. Sonunda &#8220;Aya Yorgiyos O Kudunas&#8221; derneği bu şiirimi 2001 yılında çıkardıkları takvimde Yunanca&#8217;ya çevrilmiş haliyle yayımladı. Elit kitleye dağıtılan 5000 adet takvimde Nobel ödülü kazanmış, Elitis , Seferis gibi şairlerle bana aynı değeri verdiler ve Ekim ayı sayfasını ayırdılar.<br />
Yakın bir zamanda Kazancidis&#8217;in kitabında da yayımlanması için izin istediler. Dünyanın en büyük uluslar arası kurumlarının koleksiyonlarına tablolarım girdi. Amerika, Avrupa ve Türk Cumhuriyetleri&#8217;nde binlerce reprodiksiyonum satıldı. Yurt dışında önemli, özel koleksiyonlarda tablolarım bulunmasına karşın Türkiye&#8217;ye en çok puanı &#8220;Büyükada&#8217;da Son Sirtaki&#8221; adlı yurtseverlik ve dostluk temasını işlediğim şiirimle getirmiş olduğumu düşünüyorum. Romanımı bitirmek için acele etmiyorum. Çünkü zaman hep lehime işliyor. Mükemmel bir çalışma yaptıktan sonra Avrupa ve Amerika da yayımlanacak.</p>
<p>Sanatsever dostlara bir mesajınız var mı?</p>
<p>Bu söyleşimiz, vasıtasıyla, karanlıkları aydınlatanlara; &#8220;Yurtta barış dünyada barış&#8221; diyenlere; genç yetenekleri keşfedip destek verenlere; zihinsel engellilere kanat gerenlere; sanata gönül verenlere, saygılarımı,selamlarımı yolluyorum. Özellikle gençlerden bir ricam var. Alkolden, sigaradan ve daha kötü alışkanlıklardan bazı ressam hocalarım ve benim gibi her zaman uzak dursunlar. Sigaranın alkol ve uyuşturucu etkisi olan diğer şeylerin, yalnız sağlığa değil sevgiye de zarar verdiğini ve bu alışkanlıklarla asla daha yaratıcı olunamayacağını bilmelerini isterim.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-cahit-derman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Üzmez</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-uzmez.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-uzmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 19:02:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Üzmez]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Üzmez hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Üzmez'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Üzmez'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Üzmez'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8825</guid>
		<description><![CDATA[avukat, yazar
1931 yılında Malatya&#8217;da doğdu. 17 yaşında, gazeteci Ahmet Emin Yalman&#8217;a suikast yaptı. Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2003 yılında, Bursa Mudanya&#8217;da, kendisinden 50 yaş küçük 22 yaşındaki Ayşe Yılmaz ile evlendi. 14 yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla yargılanmaktadır.
ESERLERİ:
1.Çilenin Böylesi
Hüseyin Üzmez
Timaş Yayınları / Hatıra Dizisi
Düşünüyorum da: &#8211; Hapishane yıllarından bana ne kaldı? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>avukat, yazar</p>
<p>1931 yılında Malatya&#8217;da doğdu. 17 yaşında, gazeteci Ahmet Emin Yalman&#8217;a suikast yaptı. Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2003 yılında, Bursa Mudanya&#8217;da, kendisinden 50 yaş küçük 22 yaşındaki Ayşe Yılmaz ile evlendi. 14 yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla yargılanmaktadır.</p>
<p>ESERLERİ:</p>
<p>1.Çilenin Böylesi<br />
Hüseyin Üzmez<br />
Timaş Yayınları / Hatıra Dizisi</p>
<p>Düşünüyorum da: &#8211; Hapishane yıllarından bana ne kaldı? Basit bir ders:Samimi olmak&#8230; İnsan samimi olunca sonradan hata yaptığını anlasa bile pişman olmuyor.</p>
<p>Ben daha olayın ikinci günü hata yaptığımı anlamıştım. Bunu bizden olanlar da olmayanlar da söylüyordu. Bütün gazeteler boy boy demeçler, sütun sütun yazılarla doluydu. Nice devler bir anda küçülmüş, ufalanmış, yok olmuştu. Herkes kendine bir şey sıçramasından korkuyordu. Büyük Peygamerin ondört asır sonra bir mucizesi gerçekleşiyordu: &#8220;Bu dava garip gelmişti; garip gidecekti.&#8221;</p>
<p>1952 yılında devrin ünlü gazetecisi Ahmet Emin Yalman&#8217;ı vuran Hüseyin Üzmez&#8217;in çilelerle örülü hatıraları&#8230;</p>
<p>2.Şu Bizimkiler<br />
Hüseyin Üzmez<br />
Timaş Yayınları / Hatıra Dizisi</p>
<p>Görünüşte bizden pek farklı olmayan insanlar&#8230; Bizim gibi yemişler, içmişler, sevinmişler, üzülmüşler. Evlenip çoluk çocuğa karışmışlar. Manevi iklimler içinde beşeri meselelerden kendilerini tecrid etmemişler. Hiçbiri melek değil&#8230; Ama onlar gelecek nesillere ışık olabilmek ve resmi, gayriresmi ideolojilerin her türlü tuzağından bir sonraki nesilleri koruyabilmek için bütün şimşekleri, hiddetleri üzerlerine çekmişler. Tıpkı paratoner gibi. Her biri gerçek bir kahraman&#8230; İşte bu eserde kitaplardan tanıdığınız pek çok kişiyi beşeri yönleri ile de bilecek ve öylece seveceksiniz.</p>
<p>3.Malatya Suikasti<br />
Hüseyin Üzmez<br />
Timaş Yayınları / Hatıra Dizisi</p>
<p>&#8220;&#8230;Sorulmasını hiç istemediğim iki soru var: Birincisi &#8220;Ne zaman doğdun?&#8221;; ikincisi de &#8220;Ahmet Emin Yalman&#8217;ı niye vurdun?..&#8221; Birincisine cevabım çok basit oluyor: &#8220;Hiç mezarlık görmediniz mi?&#8221; diyorum. &#8220;Şu tarihte doğdu, şu tarihte öldü, ruhuna Fatiha&#8230;&#8221; İşte hepsi bu kadar!.. Ahmet Emin Yalman&#8217;ı niye vurduğuma gelince&#8230; Onu anlatmak, vurmaktan daha zor! Dışarıdan bakılınca, olay son derece basit: Bir genç, bir gazeteciyi vurmuş. Hepsi bu kadar&#8230; Halbuki öyle mi? Bir kurşun attık, 43 yıldır hala yere düşmedi.Cumhuriyet&#8217;ten sonra birçok büyük olay yaşandı. Şeyh Said isyanı, Dersim ayaklanması, Menemen hadisesi&#8230; Bunların hiçbiri Malatya Suikastı kadar büyütülmedi&#8230;&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-uzmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Öztürk</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ozturk.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ozturk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 19:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Öztürk hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Öztürk'un biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Öztürk'un eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Öztürk'un hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8823</guid>
		<description><![CDATA[HAKKINDA YAZILANLAR
Gazeteci ve Yazar Hüseyin ÖZTÜRK ile Saniye ÖZTÜRK, 10 Haziran 2005 tarihinde, Afyon Bolvadin Belediyesi Kültür Merkezinde, &#8220;Aile, Ev ve Sokak&#8221; isimli bir konferans verdi.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>Gazeteci ve Yazar Hüseyin ÖZTÜRK ile Saniye ÖZTÜRK, 10 Haziran 2005 tarihinde, Afyon Bolvadin Belediyesi Kültür Merkezinde, &#8220;Aile, Ev ve Sokak&#8221; isimli bir konferans verdi.<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ozturk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Özbek</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ozbek.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ozbek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 19:01:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Özbek hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Özbek'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Özbek'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Özbek'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8821</guid>
		<description><![CDATA[1952 yılında Kastamonu Araç Yukarı Yazı Köyü’nde doğdu. Çorum Öğretmen Okulu’nu, Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü bitirdi. Türkçe-edebiyat öğretmenliği yaptı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Serbest avukat olarak çalışmakta Yeni Hayat, Ufuk Ötesi dergilerinde yazmaktadır.
Eserleri
Türk Kalesi Yıkılırken
Hüseyin Özbek
Toplumsal Dönüşüm Yayınları İstanbul 2004
Eser Türk Kalesi Yıkılırken Hüseyin Özbek’in Yeni Hayat ve Ufuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1952 yılında Kastamonu Araç Yukarı Yazı Köyü’nde doğdu. Çorum Öğretmen Okulu’nu, Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü bitirdi. Türkçe-edebiyat öğretmenliği yaptı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Serbest avukat olarak çalışmakta Yeni Hayat, Ufuk Ötesi dergilerinde yazmaktadır.</p>
<p>Eserleri</p>
<p>Türk Kalesi Yıkılırken<br />
Hüseyin Özbek<br />
Toplumsal Dönüşüm Yayınları İstanbul 2004</p>
<p>Eser Türk Kalesi Yıkılırken Hüseyin Özbek’in Yeni Hayat ve Ufuk Ötesi dergilerinde yayınlanan yazılarından oluşmaktadır. Esere ismini veren yazı Mekke’de bulunan Ecyad Kalesi’nin Suud yönetimi tarafından yıkılması üzerine yazılmıştır.<br />
x<br />
İNGİLİZCE NİNNİLERLE<br />
Uyutayım Seni<br />
Büyüteyim Seni<br />
Eğiteyim Seni<br />
Kum Saati Yayınları<br />
İstanbul 2007</p>
<p>15 Eylül 2006 tarihli Yeniçağ Gazetesi”nin haberine göre, Çukurova Üniversitesi Dış İlişkiler Birimi Başkanı Prof. Dr. Erbuğ Keskin’in geliştirdiği “Ninni İle Dil Eğitimi Projesi” iyle bebekler uykuları gelince ninnileri CD’lerden başka bir dilde dinleyerek, önce yabancı dil öğreneceklermiş. Yabancı dil kavramını beşikte geliştirmek amaçlı çalışmaya Kıbrıs Rum kesiminin de ortak olduğu, AB’nin 320.000 Euro ile projeyi desteklediği belirtiliyor.</p>
<p>İlginç habere devam edelim: “ Prof. Dr. Erbuğ Keskin Türkiye’nin diğer ülkeler gibi AB fonlarına parasal katkı sağlamasına rağmen, havuzda biriken fonlardan proje yetersizliği nedeniyle yeterince yararlanamadığını, birim bünyesinde yapılan çalışmalarla bu sorunu aşmaya çalıştıklarını söyledi. Keskin projedeki amacın, yabancı dil öğretmekten ziyade bu kavramı beşikten itibaren geliştirmek olduğunu, bu nedenle çalışmanın olumlu sonuçlar vereceğine inandığını belirtti.</p>
<p>Proje koordinatörü Dr. Figen Yılmaz ise AB’ nin “Lingua-(Dil Öğrenimi ve Öğretimi)” programı kapsamında hazırladıkları projede amaçlarının ninniler sayesinde bebekler ve küçük çocukların yabancı dillerle tanıştırılması olduğunu söyledi. AB Komisyonuna sunulan 139 proje arasında ilk etapta “tam teklif” hakkını kazanan 30 proje arasında yer alan ve ardından “en iyi ilk 8 “arasına giren çalışmaya İngiltere, Danimarka, Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, Çek Cumhuriyeti ve Romanya’ nın ortak olduğunu ifade etti.</p>
<p>Proje kapsamında, çalışmalara ortak ülkelerin ninnilerinin derleneceğini ve veri tabanı oluşturulacağını ifade eden Yılmaz “Bunun yanı sıra bir de web sayfası hazırlayacağız. Bu proje, çocuklarda yabancı dil kavramının erken başlamasını sağlayacağı gibi yetişkinleri de dil öğrenmeye teşvik edecek” dedi.”</p>
<p>Bilimsel araştırmalar bebeğin doğumdan önce ana karnındaki gelişme süreciyle birlikte kişiliğinin, kimliğinin, psikolojik, psişik yapısının da şekillendiğini ortaya koymuştur. Ana- babanın genetik özelliklerinin, kişilik yapılarının yanında, doğum öncesi süreçte ananın beslenmesinden, aile içi, çevresel, toplumsal yaşantısına kadar pek çok nedenin bebeğin kişilik oluşumunu etkilediği belirtilmektedir.</p>
<p>Bebeğin bu süreçteki kişilik oluşumunu; ana baba arasındaki sevgi, kavga, iletişim, yaşanılan çevre, mevsim, toplumsal ortamın belli oranda etkileyeceğini araştırmacılar doğrulamaktadır. Konuşulan dil, dinlenen müzik, karşılıklı konuşmalarda sese yansıyan söz titreşimleri, yine ana karnındaki bebenin ruhsal oluşumunun etkenleridir. Doğum öncesinde anayı fiziksel, duyusal, ruhsal olarak tanıyan bebek, dünyaya geliş sonrası süreçte ten kokusu, ter kokusu, beden sıcaklığı, ses özelliği, psikolojik boyutuyla ana algılamasını geliştirir.</p>
<p>Anaya özgü sevgi yüklü ninniler kulaktan beyne, bilinçaltına uzanır. Bebek ana dilinin büyülü titreşimini, ana sütünün doyumsuz hazzını, öz dilinin unutulmayacak kimyasını süt kokan hücrelerine, beynine, bilinçaltına nakşeder. Büyüdüğünde ana dilini konuşurken, dinlerken, bir sözün, bilinçaltındaki bir sesin tetiklemesiyle, saf özgürlüğün, masumiyetin altın çağına, ninni yıllarına, iç dünyasında doyumsuz yolculuklara çıkabilir. Bebe kulağının bir kez duyduğu söz, sonraki dönemde hiç kullanılmayıp unutulsa bile, yıllar sonra dile gelmesiyle, o sözün ilk olarak beynimize, belleğimize nakşedildiği dönem ayrıntılarıyla gözümüzde canlanıverir. Bazen bir ses, bir koku, bir esinti, bir ezgi, yaşadığınız anla çocukluk dönemleriniz arasında hayali cihan değer gelgitlere yol açabilir.</p>
<p>Kişiliğin mayasını oluşturan ana dilin yanında, yaşanılan coğrafyayı vatan yapan gizemli ruh, ülkenin doğasının, havasının , suyunun, kısacası bize özgü her şeyin sihirli kimyası da bu süreçte yavruya geçer.</p>
<p>Milletiyle ortay paydayı oluşturan aidiyet duygusu, ulusal kodlar da yukarıda anlatılan süreçte gelişir. Ana babadan geçen genetik özelliklerin yanında kişiliğin gelişim sürecinde yukarıda bahsettiğimiz etkileşim çevresel ve toplumsal boyutta sürerek sonuçta bireysel ve toplumsal özellikleriyle kişilik tamamlanmış olur.</p>
<p>Yukarıda anlatılan süreç doğal seyrinde sürmüşse, kişi çok uzun bir süre ailesinden, çevresinden, ulusundan ülkesinden ayrı düşse bile; derin bilinçaltına kazınan esas kişiliği, ulusal aidiyet duygusu asla kaybolmaz, en ufak bir etkenle ortaya çıkıverir.</p>
<p>Nasıl mı ? Ünlü Kazak Türk”ü, düşünür, şair Muhtar ŞAHANOV ile Kırgız Türk”ü yazar Cengiz AYTMATOV “un söyleşilerinden oluşan “ŞAFAK SANCISI” ndan bir alıntı yapalım:</p>
<p>“ŞAHANOV: İnsanoğlu dünyaya geldiği andan sağını solunu tanıyıp ayaklarını sağlam basacağı ana kadar onu eğiten de eleştirerek doğru istikamete yönlendiren de ortamdır.</p>
<p>Kızılkum Çölünde deve dikeni denen bir bitki var. Bu bitki kavurucu sıcaklarda bile yemyeşil renkte, kökünü kırk kulaç derinliklere, toprağın altına saldığı gibi çölleri süsler.Tam tersine kanbak ise- kökü toprağın yüzeyinde olduğu için- esen rüzgarın, göçen kumun istikametinde yuvarlanmaya devam eder. Köklülük ( soyluluk )ile köksüzlüğün farkı işte bu kadar</p>
<p>AYTMATOV: İnsanlar da aynen bu misalde olduğu gibi. Tanrıdan gelecek kuşaklara devedikeninin derin köklerinin kaderini vermesini, yolu, yönü belirsiz kanbak”ın anlamsız hayatından uzak etmesini dileyelim. Kanbak gibiler toplum için her zaman tehlikelidir.</p>
<p>Halk arasında, düşmana tutsak düşen çocuk hakkında bir efsane anlatılırdı. Aradan uzun yıllar geçer, çocuk büyür, bu arada doğduğu yeri ( göbek kanının damladığı yeri) ana babasını, tek kelimeyle özünü unutmaya başlar. Kendi benliğinden sıyrılarak yabancı ülkenin her şeyini özümser. Aklını ve iradesini kullanarak tutsak olduğu ülkenin yöneticiliğine yükselir. Günlerden bir gün, doğduğu köyden gelen kervan ata yurdun toprağında yetişen bir deste jusanı ( hoş kokulu kara iklim şartlarında bozkırda yetişen bir bitki ) yaşlı yöneticiye sunar. Jusanı kokladığı anda gözünün önüne çocukluk yılları ve kırlarda lale topladığı günlerin tatlı anıları gelir. Gönlünün derinliklerine gömdüğü anıları canlanır, gözyaşlarını tutamaz. Artık onu hiçbir kuvvet durduramazdı. Çoğu insanın hayalini süsleyen tahtını anında terk eder. Devlete, servete dönüp bakmadan atına atladığı gibi ata yurduna doğru dörtnal sürer.”</p>
<p>Prof. Dr. Keskin” in projesi, bebeğin kişiliğinin, kimliğinin oluşma çağlarında, henüz konuşamadığı, ama her şeyi algıladığı bir dönemde kişisel ve ulusal özelliklerinin oluşmasına insanlık dışı bir müdahaledir. Ana dilinin sıcaklığıyla benliğine sinecek, belleğine yerleşecek ve içselleşecek bir algı bütünlüğü yerine, kişilik parçalanmasına yol açacak, insanlık dışı, bilim dışı, ülke ve ulusuyla kültürel ve duyusal paydayı yok edecek bir cinayet girişimidir.</p>
<p>Genetik özelliklerine, ulusal kimyasına, bilinçaltına yapılacak bu insanlık dışı müdahale sonucu en başta ailesine, ulusuna karşı yakınlık duygusu kaybolmuş çağdaş mankurtlar yaratılacaktır. Ana diliyle birlikte şırınga edilen yabancı dilin zehirli karışımı ortaya çağdaş Robinsonların gönüllü köleleleri Çağdaş Cumalar çıkaracaktır.</p>
<p>Prof. Dr. Erbuğ”un projesiyle yabancı ninni ve yabancı müzikle uyutulacak Türk bebeleri yabancı dil mi öğrenecekler; yoksa Ashabi Kehf” misali ebedi uykuya mı yatırılacaklar ? Bir diğer söylemle Türk olarak uykuya yatıp İngiliz olarak mı uyanacaklar ? Adları Ayşe, Fatma, Hasan, Hüseyin, ruhları, kişilikleri George, Susanna, Angela, Michael” a dönüşmüş; karnında yattığı, sütün emdiği anasına, atasına, İngilizce ninniden nasiplenmemiş birkaç yaş büyük kardeşine tamamen yabancılaşmış yaratıklar mı ortaya çıkacak?</p>
<p>Nevropsikoloğlar İnsan bilinçaltının inanılmaz bir hızla gürültü, ritim ve saldırgan sesleri benimsediğini belirtiyorlar. Bu tür uyku seanslarıyla, bebeğe verilecek hipno seslerle, tamamen yabancılaşmış kişilikler oluşturulmak amaçlanmaktadır.</p>
<p>Cengiz Aytmatov”un GÜN OLUR ASRA BEDEL romanında;” savaş tutsaklarının kafasına geçirilen yaş deve derisinin sıcağın etkisiyle giderek daralıp, beyne yapılan baskı sonucu tutsağın ilini, obasını,boyunu, kişiliğini, kimliğini unutması ve mankurt haline gelen kölenin efendisine ölesiye hizmeti” anlatılıyordu.</p>
<p>Çağdaş mankurtlaştırmada deve derisine gerek kalmadığı anlaşılıyor. Deve derisinin yerini “Sömürge İngilizcesi” alıyor !</p>
<p>Osman Nuri Koçtürk SESSİZ SAVAŞ adlı eserinde 1960” lı yılların Irak”ında tanık olduğu bir olay anlatır: “Halk sinemada İngiliz filmi izlemektedir. Filmin bir sahnesinde İngiliz Ulusal Marşı söylenmektedir. İstisnasız tüm seyirciler emir almışçasına hep birden ayağa kalkarlar ve marşı sonuna kadar esas duruşta dinlerler !” Manda idaresi altında tuttuğu Irak”tan resmen çekildikten yıllar sonra bile, dilini ve kültürünü şırıngalayarak oluşturduğu kölelik ruhunun yaşaması İngiliz emperyalizminin başarısıdır.</p>
<p>Yabancı orduların fiili işgalinde bulunmayan ülkemizde, ABD ve AB”nin ekonomik, finansal, kültürel işgalini ebedileştirecek, İngilizce ninnilerle büyüyen gönüllü kölelerin yetiştirilmesine sıranın geldiği anlaşılıyor.</p>
<p>Analarımızın ninnileri ulusumuzun geçmişten geleceğe süren tarihsel yolculuğunun her türlü birikiminin bilinçaltımıza saklanan, bizi millet yapan değerler toplamıydı. Ulusal bilincimizi oluşturan, Yemen”den Tuna”ya, Kafkasya”dan Cezayir”e salınan gönül coğrafyamızın, iç zenginliğimizin, hüznümüzün, sevincimizin, kaygımızın, umudumuzun bileşkesiydi ninnilerimiz. Yine ninnilerimiz allı gelinliğini, kendince en mahrem şeyleri, doğan çocuklarının ilk zıbınlarını, soraklarını, askere giden oğlun göyneğini, hanesinden telli duvaklı gelin çıkardığı kızının saçını saklayan anamızın çeyiz sandığıydı.</p>
<p>İngilizce ninnilerle yok edilmek istenenin bir ulusun toplumsal hafızası ve geleceği olduğu unutulmamalıdır.<br />
9 Aralık 2006<br />
Av.Hüseyin Özbek</p>
<p>1)Cengiz AYTMATOV:GÜN OLUR ASRA BEDEL-CEM Yayınevi<br />
2)C. AYTMATOV &#8211; M. ŞAHANOV: ŞAFAK SANCISI-DA Yayınları<br />
3)O. Nuri KOÇTÜRK: SESSİZ SAVAŞ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ozbek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Movit</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-movit.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-movit.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 19:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Movit]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Movit hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Movit'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Movit'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Movit'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8819</guid>
		<description><![CDATA[9 Ocak 1940 tarihinde İstanbul’da doğdu. Beyoğlu 29. İlkokulu, Namık Kemal İlkokulu, Fındıklı (İstanbul) Karma Ortaokulu, Beyoğlu Ticaret Lisesi ve İTİA’da iki dönem okudu. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Muş’ta yaptı. Babasının hastalığı sebebiyle eğitimine ara verdi ve 1960 yılında ticaret hayatına atıldı. 1990 yılına kadar ticaretle uğraştı ve aynı yıl emekli oldu. Emekli olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>9 Ocak 1940 tarihinde İstanbul’da doğdu. Beyoğlu 29. İlkokulu, Namık Kemal İlkokulu, Fındıklı (İstanbul) Karma Ortaokulu, Beyoğlu Ticaret Lisesi ve İTİA’da iki dönem okudu. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Muş’ta yaptı. Babasının hastalığı sebebiyle eğitimine ara verdi ve 1960 yılında ticaret hayatına atıldı. 1990 yılına kadar ticaretle uğraştı ve aynı yıl emekli oldu. Emekli olduğu 1990 yılında iki arkadaşıyla (Korhan Akderin-Avni Taşar) “Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu”nu kurdu. Radyo, televizyon, gazete, dergi ve kitaplardaki (ders kitapları dâhil) yanlışları tespit ederek, en az 5 000 kişiye telefon, mektup, faks ve elmek (e-posta) ile ulaştı. Bu güne kadar 2 000&#8242;i aşkın dil ve genel kültür konulu makale yazdı. Tespit ettiği 15 000&#8242;in üzerinde yanlışı köşesine taşıdı. 15 000&#8242;e yakın yanlışı hâlen arşivlemeye çalışmaktadır.</p>
<p>“Okuduğum ve bir daha okumayacağım kitap benim değildir” diyerek, ihtiyacı olanlara kitap vermek başlıca alışkanlıkları içindedir. Yüzlerce radyo ve televizyon programına katıldı. 200’den fazla kitabı yayıma hazırladı ve tashih etti. “Fener-Balat Semtlerinin Rehabilitasyonu Projesi”nde UNESCO tarafından akredite edilen Balat-Fener Güzelleştirme ve Kültür Derneği’nin Kurucu Başkanlığını yaptı (1997-2004)Kanal E’de Türkçe-Türkçe adlı programı İsmet Topaloğlu ile birlikte sundu (1996).<br />
TRT&#8217;de Geçici Danışma Kurulu üyeliği yaptı (1998). Türk Dil Kurumu&#8217;ndan Onur Belgesi aldı (16.07.1999). Günaydın/Asabi&#8217;de “İğneli Fıçı” adlı köşede dil ve genel kültür eleştirileri yaptı (1999-2004).<br />
Ulusal Kanal’da “Konuşamadığımız Türkçe” adlı eleştiri programını<br />
sundu (2002-2004) Radyo Barış’ta “Gözümüzdeki Mertek” adlı eleştiri programını hazırlayıp sundu (2004).<br />
Hâlen Truva Yayınları’nda, Genel Yayın Yönetmenliği, editörlük ve<br />
düzeltmenlik yapmakta ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yayını olan<br />
Bizim Gazete’de, 1996’dan bu yana, “Medyanın Dili” köşesinde<br />
eleştiri yazıları yazmaktadır. Ayrıca www.sanatalemi.net sitesinde yazıları yayımlanmaktadır. “Medyanın Dili” köşesinden (http://www.tgc.org.tr/) alıntı yapan siteler : (http://www.televizyongazetesi.com/, http://www.eflatunbebek.com/)</p>
<p>ESERLERİ:<br />
Konuşamadığımız Türkçe ve … (Avcıol Basım Yayın-2005),<br />
Suçlular Aramızda-Medyacının El Kitabı (Avcıol Basım Yayın 2008),<br />
Kim Bunlar, Kim Bunlar?-Medya Okuryazarlığı El Kitabı (Basım aşamasında.),<br />
Radyo ve Televizyon Yayınlarında Türk Dilinin<br />
Kullanımı-Tebliğler (TRT-1998, Tebliğ veren 50 kişiyle birlikte)</p>
<p>SÖYLEŞİ</p>
<p>Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülâkat<br />
Mehmet Nuri Yardım</p>
<p>Günümüzde Türkçe hakkında önemli çalışmalar yapan yazarlar arasında Hüseyin Movit’in adı öne çıkmaktadır. Movit, özellikle Türk basın ve yayın organlarında yapılan vahim hataları tespit etmekte ve bunları sahiplerine bildirmektedir. Medyadaki dil hatalarını yakından takip eden Hüseyin Movit, binlerce kişiye hatasını bildirmekte ve doğrusunu söylemektedir. Bir “gönüllü” olarak Türkçeye sahip çıkan ve bu alanda konuşmalar yapıp yazılar yazan Movit, arzu eden kişi ve kuruluşlara da Türkçeyi öğretmekte, yaygın olarak kullanılagelen dil hatalarına dikkat çekmektedir. Ömrünü Türkçeye adayan yazar, konuyla alakalı ciddî eserler de hazırlayıp milletimizin istifadesine sunmaktadır. Hüseyin Movit’e Suçlular Aramızda isimli eseri ve Türkçeye hizmetlerinden dolayı Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin “Dil Ödülü” verildi. Hüseyin Movit ile Türkçe merkezli yaptığımız bu mülakatı okuyucularımıza takdim ediyoruz:</p>
<p>MEHMET NURİ YARDIM: Yüreğinizdeki Türkçe sevgisini ilk yeşerten kişi, İ.Galip Arcan olmuş sanırım. Ondan bir Türkçe ikazı almışsınız. Bu hâtıranızı okuyucularımıza nakleder misiniz? Türkçeyle ilk ilginiz ve dilimize sevginiz ne zaman başladı?</p>
<p>HÜSEYİN MOVİT: 13/14 yaşlarındaydım. Lokantamızın müşterisi ve aynı zamanda babamın samimi arkadaşı olan İstanbul Şehir Tiyatroları yönetmeni ve<br />
aktörü, rahmetli İ.Galip Arcan “yanlış” dediğimi duymuş (13.12.2008&#8242;de aynı hataya 416.000 kişi düşmüş); kulağıma yapıştı ve “’Yalnış&#8217; değil<br />
yanlıış, yanlıış!” dedi. Gel de o günden sonra “yanlış” de bakalım&#8230;</p>
<p>Bu olay bende dil bilincinin gelişmesini sağladı. O güne kadar etrafta “yumurta”ya “yımırta”, “güreş”e “güneş”, “reçel”e “leçel”,<br />
”kibrit”e “kibrit”, “Alpulu”ya “Allı pullu”, “kirpik”e “kiprik”, “modern”e “moderin”, “lüks”e “lüküs”, “fötr”e “fötür”, “iğne”ye “inne”, “pamuk”a “pambık” diyenlere rastladıkça bende bir merak uyanmaya başladı. Hemen araştırmalar yaparak, yanlış kelime kullanan kişileri uyarmaya başladım.</p>
<p>Lisede Millî Savunma dersine gelen hocamıza (binbaşı), “Bittabi, bahusus, seciyeli/seciyesiz, derakap, binnetice” kelimelerinin Türkçeleri yok mu? Onları kullanabilir misiniz?&#8221; dediğim için ilk karnede sıfır aldım.</p>
<p>Beyoğlu Ticaret Lisesi’nde meslek dersleri olarak, “Borçlar<br />
Kanunu” ve “Türk Ticaret Kanunu”nu okuduk. Ağır bir dille yazılı olan<br />
bu kanunları bilmeyen mezun olamıyordu. O dersler sayesinde Osmanlı<br />
Türkçesini hatmetmiş olduk.</p>
<p>YARDIM: Farklı bir mesleğiniz var. Ama kamuoyunda “dil uzmanı” ve “Türkçe hocası” olarak tanınıyorsunuz. Bu çalışmalara ne zaman başladınız? Kendinizi bu konuda nasıl yetiştirdiniz, lütfen anlatır mısınız?</p>
<p>MOVİT: Ben ana diline âşık, amatör bir Türkçe gönüllüsüyüm, eleştirmenlik ve düzeltmenlik yapıyorum. “Dil uzmanı” ve “Türkçe hocası” olduğum konusunda bir iddiam yok ama kartvizitimde, “Türkiye’nin en dikkatli<br />
eleştirmeni” yazıyor bu konuda iddialıyım.</p>
<p>Şimdi sorunuza cevap vereyim : Efendim, kurucu başkanı olduğum, Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu’nun ve arkadaşlarımın özelliklerinin başında ayrıntıya düşkünlüğümüz geliyor.</p>
<p>Bu konuda söylenilmiş, “Mükemmel, ayrıntıların bileşkesidir, o ayrıntılardan biri, yalnızca biri çekilip çıkarılırsa mükemmel artık &#8216;mükemmellik&#8217; niteliğini yitirir.” şeklinde bir de sözümüz bulunduğu hususlarını, sanıyorum ki artık, bilmeyen neredeyse kalmadı.</p>
<p>Aidiyetimiz altındaki bahsini geçirdiğimiz özelliklerimizden biri de eleştirilerimizin yalnızca, “Tenkit meydana getirelim de ne olursa<br />
olsun.” amacını taşımaması; doğruyu söylemeleri hâlinde, ideolojilerine ters düştüklerimizin dahi tarafımızdan savunulmasıdır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de medya (Ne yazık ki gitti o güzelim “Basın-Yayın”), Yasama, Yürütme ve Yargı’dan sonra, dördüncü kuvvet olarak kabul<br />
edilir. Günümüzün dünyasında medya silahtan öte bir güçtür&#8230; Özellikle ülkemizde&#8230;</p>
<p>Milletin vekillerini istifa noktasına getirir, bakanları hatta hükûmetleri dahi düşürür. Seçim kazandırır, seçim kaybettirir.<br />
Özetleyecek olursak medya, âdeta bir “atom bombası”dır&#8230;<br />
Bu “medya” yanlış yapacak da biz susacağız! İşte bunu bizden kimse beklemesin&#8230;</p>
<p>Türkiye’de bir imlâ (Yoksa “yazım” mı?) sorunu var. Piyasada 100’ün üzerinde İmlâ/Yazım Kılavuzu var, her biri diğerinden farklı.<br />
Hâl böyle olunca kelimelerin yazılış şekilleri de farklı oluyor. Aynı kurumun, değişik tarihlerde yayımladığı kılavuzlar arasında bile<br />
tutarsızlıklar var.</p>
<p>Bugün “sütyen” dediğine yarın “sutyen”; bugün “mokasen” dediğine yarın “makasen”; bugün “kaparo” dediğine yarın “kapora”, bugün “beysbol” dediğine yarın “beyzbol”, bugün “saksofon” dediğine yarın “saksafon” diyenleri mi ararsın? Ne ararsan var&#8230;</p>
<p>Adam Yazım Kılavuzu, Afyon&#8217;un “İscehisar” ilçesini yıllardır “İncehisar” yapmış (24. baskıda aynı hata devam ediyor!!!), başta<br />
İscehisarlılar dâhil kimseden çıt çıkmıyor.</p>
<p>Dil eleştirmenliği yapan kişi “Top taca çıktı” diyor yazısında, “Top taça çıktı.” demesi gerekirken. TRT Haber Merkezi, “kaçak”, “mülteci” ve “göçmen” arasındaki farkı bilmiyor. “Kaçak mülteci” ve “kaçak göçmen” uydurmalarını kullanıyor. TRT, “ısı” ile “sıcaklık” arasındaki farkı da bilmiyor! Uzun uğraşmalar sonunda, TRT Haber Merkezi’ne, “depremin şiddeti” ile “depremin büyüklüğü” arasındaki farkla, “il” ile “şehir” ve “ile” ile “ila” arasındaki<br />
farkı öğretebildik. Şimdi sıra geldi “uşak” ile “uşşak” arasındaki<br />
farkı ve diğerlerini öğretmeye &#8230; Aynı kurum uzun süre “yan hakem”<br />
demeye devam etti, “yardımcı hakem” demek varken! “Hakem” yerine “orta<br />
hakem” deme alışkanlıklarını da bir bırakabilseler, ah bir<br />
bırakabilseler&#8230;</p>
<p>Bu arada başkasına ait yazılarla, yabancı dillerden tercüme edilen<br />
eserleri &#8220;kes yapıştır&#8221; sistemiyle yürütenleri de unutmayalım. Bazı<br />
kelimeleri eş anlamlıları ile değiştirerek, bazen de bölümlerin<br />
yerlerini değiştirerek yakalanmayacaklarını sanan gafiller var.<br />
Bunların bir kısmını, &#8220;Suçlular Aramızda&#8221; adlı kitabımda faş ettim.<br />
Diğerlerini de yakında çıkacak olan &#8220;Kim Bunlar Kim Bunlar Bunlar?&#8221; adlı kitabımda faş edeceğim. Bu &#8220;faş etmek&#8221; de nereden çıktı emeyin; &#8220;duyurmak&#8221; veya &#8220;ortaya dökmek&#8221; da denilebilir ama anlamının (Yoksa &#8220;manasının&#8221; mı?) bilinmesinde yarar var&#8230;.</p>
<p>Çapa Tıp Fakültesi-Psikiyatri Ana Bilim Dalı&#8217;nın eski Başkanı Sayın Prof. Dr. Özcan Köknel, 1998 yılında, lise mezunu bir gencin sekiz yüz<br />
kelimeyle konuştuğunu tespit etmişti. İngiltere&#8217;deki lise mezunu öğrenci, kırk bin kelimeyle yazan Şekspir&#8217;i okuyor ve anlıyorsa, bu<br />
işte bir sorun (Yoksa &#8220;mesele&#8221; mi?) var demektir!</p>
<p>Hâl böyle olunca gençlerimizin beyin kapasitesi, o sekiz yüz kelime ile sınırlanmıyor mu? Ben “dile dolama, dilden düşürmeme” yerine “virdizeban”, “uluslararası” yerine “arsıulusal”, “aralık” yerine “kânunuevvel”, “ocak” yerine “kânunusani”, “coşkunluk” yerine “cuşuhuruş”, “kan dolaşımı” yerine “deveran-ı dem”, “güzel yazı sanatı” yerine “hüsn-ü hat”, “iletki” yerine “minkale”, “üçgen” yerine “müselles”, “artık yıl” yerine “sene-i kebise”, “ailece” yerine “maaile”, “seve seve” yerine “maalmemnuniye”, “damıtılmış su” yerine “ma-yı mukattar”, “altın suyu” yerine “ma-yı zerrin”, “yıllık” yerine “senevi”, “altıncı duyu, önsezi” yerine “hiss-i kablel vuku” (kimilerine göre “hiss-i kalben vuku”) denilsin demiyorum; ama bilinmesinde yarar vardır. Dil, zaten belirli bir süre içinde gereğini yapıyor.</p>
<p>Dil gereğini yapmış yapmasına da Arapçadan gelen “verem”i atıp, Fransızcadan “tüberküloz”u buyur etmiş. Arapçadan gelen “teşrih”i<br />
atarak, Fransızcadan “iskelet”i aldığı gibi; yine Arapçadan gelen “kâtib-i adil”i uçurarak Fransızcadan “noter”i almış&#8230; Ne diyelim, “Dil neyi kabul ederse&#8230;” diyelim mi?</p>
<p>Şimdi, “aylardan kasım” derken “kasım”ın iki hecesini de kısa olarak seslendiriyoruz. İş, bir erkek adı olan “Kasım”a gelince, “Kaasım Gülek”, “General Kasım” diyoruz; &#8220;ka&#8221; hecesini (Yoksa &#8220;seslemini&#8221; mi? Yok, “Üç Hececiler”e haksızlık etmeyelim&#8230;) dil kendiliğinden uzatmış.</p>
<p>Medyadaki dil yanlışları ile uğraşmaya başlayalı neredeyse 15 yıl olmuş. Boşa kürek çektiğimi biliyorum ama önümüzde “topal karınca”<br />
örneği varken, “neme lazım” diyemem&#8230; Hatalarını bildirdiğim kişiler bana çok kızıyorlar, ne yapayım yani onlar kızacak diye “üç maymun”u<br />
mu oynayalım.</p>
<p>Tam emekliliğin tadını çıkarıp, torunlarımla öpüşüp koklaşmak varken, vaktimin büyük bir kısmını bu işlere ayırıyorum. Bu da büyük<br />
bir zevk veriyor bana. Yine de torunlarıma gereken vakti ayırmaya çalışıyorum, istirahatimden feragat ederek&#8230;</p>
<p>Her yıl merak edilen bir konu var: “Rumelihisarı Konserleri” mi, “Rumeli Hisarı Konserleri” mi? Doğrusu tabii ki “Rumeli Hisarı Konserleri”&#8230; Semtten bahsediyorsanız “Rumelihisarı”, hisardan<br />
bahsediyorsanız “Rumeli Hisarı”&#8230;</p>
<p>Ertuğrul Özkök, Nur Batur’a sahip çıkarak, “kameriye”ye “kamelya”<br />
da denilebileceğini savunuyor. Yanlışa imza atanları sıralıyor bir bir. Haydi bakalım, hep beraber, “Kamelyalı Kadın”a da “Kameriyeli<br />
Kadın” demeye alışalım (!)&#8230; Sayın Özkök’ün “bir deniz memelisi olan “yunus”u balık yaptığı yetmiyormuş gibi&#8230;</p>
<p>Bu arada konuşma ve telaffuz özürlü bazı kişilerin de diksiyon hocalığına soyunduğunu görüyoruz. Bu kişileri de yıllardır uyarmamıza rağmen, hatalarına devam ettiklerini üzüntüyle seyrediyoruz.<br />
İçlerinde, hâlâ “Ankara” demek varken “Aankara” diyenleri var&#8230; “Gaziantebi demeyiniz, Gaziantepi deyiniz.” diyen uyurgezerler var&#8230;<br />
Haber okurken, tekleyenleri mi ararsınız, nefes kontrolü yapamayıp yutkunanları mı ararsınız; nefesi yetmeyince “atladı” yerine “atlad”, “demişti” yerine “demişt” diyenleri mi ararsınız; kelimelerin sonundaki “r” harfini yutarak, “geliyo”, “gidiyo”, “yapıyo” diyenleri mi ararsınız; “kakofoni”nin (Kimilerine göre “kakafoni”&#8230;) ne olduğunu bilmeyenleri mi ararsınız; bağlaç “ki” ile aidiyet (Yoksa “iyelik” mi?) eki “-ki” arasındaki farkı bilmeyenleri mi ararsınız; yine bağlaç “da-de” ile kalma durumu eki “-da/-de”nin ne şekilde yazılacağını bilmeyenleri mi ararsınız&#8230; Hepsi mevcut hem de mebzul (bol, çok) miktarda&#8230;</p>
<p>Zaman, Sabah, Milliyet, Yeni Şafak, Akşam, CNN-Türk (Yoksa “TURK” mu?) ve ntvmsnbc, Rumen ile Romen arasındaki farkı bilmeyecek; yine<br />
Hürriyet ve Milliyet, “komplo teorisi” ni “komple teorisi”<br />
yapacak&#8230; (Kulakları çınlasın eski Rize milletvekili Şevki Yılmaz’ın, ne<br />
de güzel “Bana komple yaptılar.” aşağı, “Bana komple yaptılar.” yukarı<br />
diyerek dolanıp dururdu etrafta&#8230;)</p>
<p>Milliyet, Hürriyet, Sabah ve CNN-Türk, başkenti Quito olan Ekvador’u Ekvator yapacak&#8230; Bu arada aklımıza gelmişken, kulakları çınlasın Sayın Hıncal Uluç, uyarılarımıza itiraz ederek<br />
(Sabah) uzun bir süre “Hayır doğrusu ‘Ekvator’dur” dedikten ve bize bir güzel çattıktan sonra, üçüncü olduğumuz Dünya Kupası’yla ilgili bir yayında (NTV), “Bu akşam Ekvator’un maçı var” diyen Haşmet<br />
Babaoğlu’na, “Orası ‘Ekvator’ değil ‘Ekvador’dur” diyecek&#8230;</p>
<p>Milliyet, Hürriyet, Yeni Şafak, Yeni Asya, Haber 7 ve TRT, güzelim “şeb-i arus”u (Düğün Gecesi), “şeb-i aruz” yapacak&#8230;</p>
<p>Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük’te (2005 baskısı) “kilometre”nin anlamını, “Bin kilometrelik uzunluk ölçüsü.” şeklinde belirtecek&#8230;<br />
&#8230; Biz de susacağız, “yok öööle”&#8230; (!)</p>
<p>YARDIM: Bu çerçevede &#8220;Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu&#8221;nu oluşturdunuz. Bu faaliyetin tarihçesinden bahseder misiniz? “Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu” ne zaman kuruldu, kurucuları kimlerdi, amacı neydi, bugüne kadar hangi aktiviteleri gerçekleştirdi?</p>
<p>MOVİT: “Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu”nu Korhan Akderin ve rahmetli arkadaşım Avni Taşar ile birlikte 1993’te oluşturduk. Şu anda 1.000’e yakın gönüllümüz var. Yurdun dört bir tarafından iletiler alıyoruz. Şikâyetlerin çoğu televizyon yayınlarından, hele de dizilerden&#8230; Geçen bu süre içinde 200’den fazla televizyon, 200’den fazla radyo yayınına katıldım, çoğunu ben hazırlayıp sundum. Dil ve genel kültür konusundaki eleştiri makalelerim 2.000’i aştı. Tamı tamına 15.000 kişiyi eleştirdim.</p>
<p>Bugüne kadar 5.000 kişiye telefon, faks, mektup ve elmek (e-posta) ile ulaştık. Yanlışın tekrarlanmaması için çağrıda bulunduk. Amacımız, bilinen yanlışların tekrarlanmaması ve toplumun doğru bilgilerle bilgilendirilmesidir.</p>
<p>Gözcü gazetesinin Asabi ekinde beş yıla yakın eleştiri köşesi yazdım. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nın günlük yayın organı Bizim<br />
Gazete’de 10 yılı aşkın bir süredir “Medyanın Dili” köşesini hazırlamaktayım.</p>
<p>YARDIM: Basın ve yayın organlarında yapılan vahim hataları bulup ortaya çıkarmakla tanınıyorsunuz. Neredeyse sizin fırçanızı yemeyen gazeteci yazar yok gibi… En çok hangi hatalar tekrarlanıyor?</p>
<p>MOVİT: Grup üyelerimizi en çok üzen olayların başında, bilinen yanlışların tekrar edilmesidir. Bunların başlıcaları birbirine karıştırılan kelimelerdir. İşte örnekler:</p>
<p>Aynı-ayni, anlaşma-antlaşma, âşık-maşuk, ayrıcalık-farklılık, âşık-aşık, atlet-atlet fanilası, avare-avara (avare kasnak!!!), amatör-armatör, aktör-aktris, astragan-Astrahan, bilhassa-bilakis,<br />
bilemek-bilenmek, bekar-bekâr, bugün-bu gün, buzul-buzdağı, balyoz-balyos, birebir-bire bir, boran-bora, bordo-borda, başucu-baş ucu, böğür-bağır (Kırat&#8217;ın bağrına “evet”i basacaksın!!!), boğa-boa, cefakâr-cefakeş, cürüm-cirim, çıkarma-çıkartma, çözmek-çözümlemek, delalet-dalalet, dolayısıyla-vecibesiyle, direk-direkt,<br />
doyumsuz-doyulmaz, darı-mısır, dansör-dansöz, eşgal-eşkâl, etkin-etken, etkin-edilgen, folklor-halk oyunları, filaman-Flaman, grup-gurup,<br />
güven-güvenç, hasep-hesap, halef-selef, isale-izale, ikiyüzlü-iki yüzlü, irtica-iltica, ilahi-ilahî, ihsan-insan, istinaf-istinat, intiba-intibah, karşı-karşın, kaçak-mülteci, kaçak-göçmen, küpeşte-güverte, kozmik-kozmetik, kişmiş-kişniş, kıyam-kıyım, lombar-lomboz, laik-layık, mahiyet-maiyet, mahzar-mazhar, masör-masöz,<br />
mahzun-mahsun, mahkûm-sanık, mahsur-mahzur, mahfaza-muhafaza, matine-suare, muhabere-muharebe, muhasip-musahip, muhasebe-musahabe, mürteci-mülteci, meşrutiyet-meşruiyet, maruz-mazur,<br />
masumiyet-masuniyet, mülteci-göçmen, madalya-madalyon, manto-palto, mürtet-mürteci, mahkeme-muhakeme, mahiyet-maiyet, merhun-merhum,<br />
mevhum-merhum, meteor-meteorit, metroloji-meteoroloji, nahif-naif, nakkaş-hattat, nevruz-nevroz, nitelik-nicelik, nüfus-nüfuz,<br />
özdeşleşmek-özleşmek, öksüz-yetim, öğretim-öğrenim, ortodoks-Ortodoks, otel-motel, otomobil-taksi, ölçü-ölçüt, öncel-öncül, öneri-önerme,<br />
özel-özgü, özgür-bağımsız, öznel-nesnel, ölümcül-öldürücü, parka-parke, porte-portre, paten-patent, Patnos-Patmos, pırıltı-parıltı, rakip-râkip, Romen-Rumen, seri-serî, sitil-stil, sanat-zanaat, sanayi-sınai, sanık-suçlu, savunmak-iddia etmek,<br />
sonuç-son, soru-sorgu, söylence-söylem, suç-kabahat, sükût-sukut, süre-süreç, şantör-şantöz, şok-şoke, teskere-tezkere, tahayyül-hayal,<br />
tasarı-tasarım, teamül-temayül, teori-hipotez, tevsi-tevzi, tüm-bütün, türbin-tribün, tasfiye-tavsiye, taktir-takdir, tabi-tabii,<br />
tahrifat-tahribat, tanıtmak-tanıştırmak, tefriş-teşrif, tehdit-tahdit, tellal-tellak, tellak-natır, tahsis-tashih, temrin-temren,<br />
umarsız-umursamaz, uluslararası-uluslar arası, umursamaz-umarsız, uğraş-uğraşı, vareste-vabeste, vaka-vakıa, vazetmek-vaaz etmek,<br />
vamp-vampir, veya-ya da, yad-yâd, yakinen-yakından, yaklaşık-yakın, yaşam yaşantı, yayın-yayım, yetke-yetki, yönetmelik-yönetmenlik,<br />
-zade- -zede.</p>
<p>Bir de gereksiz anlamla ilgili (semantik) tekrarlamalar yapılarak, “ticari taksi” (ticari olmayanı varmış gibi), “kapalı spor salonu” (açık spor salonu varmış gibi), “kadın müdire”, “ilk tanışmak”, “sıfırın altında eksi”, “taşıt aracı”, “jüri heyeti”, “davranış biçimi” deniliyor ki hiç affedilemez&#8230;</p>
<p>YARDIM: Hataları bildirdiğinizde insanların size teşekkür etmesi ve aynı hataları tekrarlamaması gerekiyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz,<br />
nasıl bir tavırla karşılaşıyorsunuz?</p>
<p>MOVİT: Üzülerek belirteyim ki medya mensupları eleştirilmekten hoşlanmıyor. Oysa yanlışı görüp de uyarı görevini yapmayan kişi hataya ortak olmuştur. Herkes hata yapabilir. Erdem hatayı tekrarlamamaktır. Bu arada uyarılarımıza teşekkür eden kişi de az değil.</p>
<p>YARDIM: Yazılarını düzenli okuduğunuz hâlde hata bulamadığınız veya konuşmalarını radyo ve televizyonlarda takip ettiğiniz hâlde<br />
yanlışlarına tesadüf etmediğiniz &#8220;örnek&#8221; diyebileceğiniz isimleri açıklar mısınız? Gençler hangi yazarları, sunucuları, spikerleri<br />
kendisine örnek alsın.</p>
<p>MOVİT: Yazılarını beğendiğim kişilerin başında Şiar Yalçın ustamız geliyor, Hakkı Devrim, Nail Güreli, Oktay Ekşi de beğendiğim diğer<br />
yazarlar. Kimse hatasız yazamaz. Buna ben de dâhilim. O nedenle Suçlular Aramızda adlı kitabımın arkasına, “Sürç-ü lisan ettik ise<br />
affolmaya” yazdım. Eleştirdiğim kişilerden gelecek cevapları “http://www.ignelifici.com/” adlı sitemde yayımlayacağım. Herkese cevap hakkı<br />
tanıyorum. Yanlış eleştirdiğim kişiler varsa (olması doğaldır) onlardan özür dileyeceğim. TRT başspikeri Şener Mete, Ayşenur Yazıcı ve Saynur Tezel Türkçelerini beğendiğim kişiler.</p>
<p>YARDIM: Türkiye’de bir imlâ problemi var. Onlarca imlâ kılavuzu var, ama her biri diğerinden farklı. Dolayısıyla kelimelerin yazılış şekilleri<br />
de farklı oluyor. Hatta bazı kurumların değişik tarihlerde yayımladıkları imlâ kılavuzları bile aynı değil. Bazı kelimelerin yazılışlarında çelişkiler dikkat çekiyor. Türkiye’de güzel<br />
Türkçemizin imlâ kılavuzu ne zaman sağlıklı, sağlam ve esaslı bir şekilde yazılacak. Mevcut imlâ kılavuzları arasında sizin tavsiye<br />
edeceğiniz hangisidir?</p>
<p>MOVİT: Üzülerek belirteyim ki yıllardır süren imlâ (yazım) sorunuyla kimse ilgilenmiyor. Türk Dil Kurumu, Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür ve<br />
Turizm Bakanlığı, Edebiyat Fakülteleri başta olmak üzere herkese görev düşmektedir. Bir “Dil Akademisi”nin kurulması gerekmektedir. Dil<br />
Akademisinin önemini belirten bir alıntı yapalım:</p>
<p>“Dilde arıcılık düşüncesindekilerin kültür kelimelerine saldırmasına rağmen, gelişen teknolojinin bir neticesi olarak dile giren yabancı kelimelere gecikmiş olarak karşılık bulmaya kalkışmasını bir samimiyetsizlik olarak görür. Karşılık bulmaya çalıştıkları kelimeler<br />
&#8216;otobüs&#8217; kelimesinde olduğu gibi köylere kadar ulaşmıştır, öyle veya böyle binlerce yazıya girmiştir. Bu tür teknolojinin getirdiği<br />
kelimelere hemen karşılık bulunması gerektiğini belirten Tarık Buğra, bu hususta Fransa Dil Akademisi’nin bir faaliyetine dikkatleri çeker:</p>
<p>&#8216;Amerika ilk atom denemesini yaptığı zaman, haberi alan Fransız Dil Akademisi, vaktin gece olmasına rağmen toplandı ve bu hâdisenin getireceği ve getirdiği terimlerin Fransızca karşılıklarını bulmak, bu işi de onlar halka intikal etmeden yapmak kararı aldı.&#8217; Tarık Buğra yabancı kelimelerin alışkanlık hâline gelmeden Türkçe karşılıklarının bulunmasını ister. Dilin korunması ve kendi gücüyle gelişmesi için bu<br />
önemlidir.” (A. Osman Dönmez, Sızıntı, Ağustos-2005)</p>
<p>Faks makinesi ülkemize geleli neredeyse 30 yıl oldu, “faks” (kimilerine göre “fakıs”), “fakslamak” (kimilerine göre “fakıslamak”) kelimeleri dilimize yerleşti. Şimdi “Faks demeyin, belgegeçer veya belgeç deyin; fakslamak demeyin, belgegeçerlemek veya belgeçlemek deyin” derseniz buna kim uyar?</p>
<p>“Ahmet yazıları belgegeçerledin mi?” derseniz, Ahmet size nasıl cevap verir acaba? “Belgegeçerledim ama karşı tarafın belgegeçeri hep meşgul” derse bu kulak tırmalamaz mı? İşte “Fransız Dil Akademi”sinin<br />
çalışmaları, işte bizim Türk Dil Kurumu’nun davranışı.</p>
<p>YARDIM: Biliyorsunuz 2005 yılında Kubbealtı Lugatı yayımlandı ve büyük bir ilgi ve takdir ile karşılandı. Sonra Türk Dil Kurumu da sözlüğünü<br />
yeniden yayımladı ve geniş bir kampanya ile yayıldı. Şimdi de Ötüken Neşriyat bir sözlük hazırladı. Duyduğumuza göre başka kurum ve<br />
kuruluşlar ile kişilerin hazırladıkları sözlükler de yolda. Son yıllarda Türkçeye bir ilgi mi var? Sözlüklere büyük rağbet gösterilmesi sizce de sevindirici bir gelişme değil mi? Mevcut<br />
sözlükleri değerlendirmenizi istesek neler söylemek istersiniz?</p>
<p>MOVİT: Kubbealtı Lugatı sık sık başvurduğum bir kaynak, tek tük eksikliklerine rağmen pek beğeniyorum. “İhlas”ın birinci anlamı (elif,<br />
hı, lamelif, sad) var; ikinci anlamı olan, &#8221; 1) Kazık atma, müşteriyi aldatma. 2) İflas etme (elif, ha, lamelif, sin) yok.</p>
<p>Türk Dil Kurumu’nun çıkardığı Türkçe Sözlük (2005) pek beklediğim gibi olmadı. Daha önceki sözlüklerde olan “Danıştay”, “Sayıştay” ve “Yargıtay” Türkçe Sözlük’te yok, “Rumen” kelimesi Türkçe Sözlük’te (2005) var Güncel Türkçe Sözlük’te yok.(10.12.2008) Türkçe Sözlük’teki bazı yanlışlar :</p>
<p>1- “İri”nin karşıtı, “ince” olarak belirtilmiş. “İnce”, “kalın”ın karşıtıdır.<br />
2- “Elmasiye”nin anlamı, “Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür &#8220;pelte&#8221; olarak belirtilmiş. Elmasiye, ısıtılmış meyve suyunun,<br />
eritilmiş jelatinle karıştırılıp, içine çeşitli meyve parçaları konularak hazırlanmış jölemsi bir tatlı çeşididir.<br />
3- “Erik kompostosu” karşılığı olarak “erik hoşafı” verilmiş. “Komposto” taze meyveden ve bol şekerli, “hoşaf” ise kuru meyvelerden,<br />
az şekerli olarak hazırlanır.<br />
4- “Rodeo”nun anlamı, “Bir binicinin yabani at veya öküz üzerinde durabilmesine dayanan Amerikan oyunu” olarak belirtilmiş. Zavallı öküzün üzerine, değil bir kişi, bir manga asker binse kılını bile<br />
kıpırdatmaz. Rodeo oyunundaki “boğa”, Türkçe Sözlük’te “öküz” oluvermiş. İşin ilginç yönü aynı hataya Mikrobeta Türkçe Sözlük, Halıcı Türkçe Sözlük ve Dil Derneği Türkçe Sözlük de ortak<br />
olmuşlar.<br />
5- “Koç”un anlamı, “damızlık erkek koyun” olarak belirtilmiş. Sorumuz: “Damızlık olmayan erkek koyuna ne ad verilir?”<br />
6- “Boğa”nın anlamı, “damızlık erkek sığır” olarak belirtilmiş.<br />
Sorumuz: “Damızlık olmayan erkek sığıra ne ad verilir?”<br />
7- “Uçan daire”nin anlamı, “Ne olduğu, nereden geldiği bilinmeyen, başka gezegenlerden uçup gelerek dünyamızda görüldüğü sanılan, yassı<br />
yuvarlak biçimde uçan araç” olarak belirtilmiş. Sorumuz: “Yassı yuvarlak biçimde uçmak nasıl oluyor.<br />
8- “Telve”nin anlamı, “Fincanın dibine çöken kahve tortusu” olarak belirtilmiş. Pekmezin telvesi nerede?<br />
9- “Krank” maddesindeki hata (2003&#8242;ten beri uyarmamıza rağmen) aynen<br />
duruyor. Açıklamada yanlışlıkla “biyel” yerine “bilye” yazılmış; Güncel Türkçe Sözlük’te hata hâlâ düzeltilmedi.</p>
<p>Ötüken Türkçe Sözlük de geniş bir içerikle yayımlandı. 246.000 kelimeden oluşan sözlüğü hazırlayan Emekli edebiyat öğretmeni Yaşar<br />
Çağbayır’ı candan kutluyorum. Tek başına böyle bir çalışmayı, yüzünün akıyla tamamlaması, her türlü övgüye değer.</p>
<p>Sözlüklere rağbet gösterilmesi çok sevindirici bir olaydır. Dile sahip çıkmak için onu kurallarıyla uygulamak gerekir.</p>
<p>YARDIM: Bugüne kadar dil hakkında yüzlerce makale yazdınız. Bunların bir kısmı Konuşamadığımız Türkçe ve… ve Suçlular Aramızda/Medyacının<br />
El Kitabı adını taşıyan iki kitapta toplandı. Başka kitaplar da var mı yolda?</p>
<p>MOVİT: Ocak ayı içinde yayımlamayı düşündüğüm “Kim Bunlar, Kim bunlar?” adlı bir eleştiri kitabımın bütün çalışmaları bitti, son düzeltmeleri yapıyorum. Onu takiben &#8220;Ah TRT, vah TRT/Ham Hum Şaralop&#8221; adlı kitabım çıkacak, tabii kısmet olursa&#8230;</p>
<p>YARDIM: Son zamanlarda Türkçeyi Doğru ve Güzel Konuşma kursları arttı. Demek ki insanlarımız Türkçeyi tam anlamıyla konuşamadığını biliyor ki, bu kurslara teveccüh gösteriyor. Ancak bu kursların sayısı belli ve devam edenler belki de yüzlerle, en fazla binlerle ifade edilebilir. Bu meselenin kökten çözümü için “diksiyon”un okullara ders olarak konulması gerekir mi?</p>
<p>MOVİT: Bu konuda Rahmetli Burhan Felek ne demiş, önce ona bakalım: “Müfredat programlarında kıraat yani diksiyon dersi yok.” Aradan yıllar geçmiş, hiçbir gelişme yok! Çocuklarımızı test sistemiyle<br />
yetiştirirsek, sonuçlarına da katlanırız.</p>
<p>Önce öğretmenlerimizi çok iyi bir şekilde eğiteceğiz, Öğretmenliğe başlayacaklara bütün kaynak kitaplar bedava olarak üzerlerine<br />
zimmetlenecek, eğitimle ilgili diğer yayınlar da ücretsiz ve düzenli olarak adreslerine gönderilecek ve takibi yapılacak. Cumartesi günleri öğretmenler özel eğitime tabi tutulacak, katıldıkları süreler üst derecelerden ücretlendirilecek ve yapılacak imtihan sonunda liyakata göre maaş bağlanacak.<br />
İş yalnızca diksiyonla kalmayacak, dil bilgisinin bütün esasları öğretilecek ve genel kültür seviyeleri en üst seviyelere çıkartılacak. ancak bundan sonra kaliteli eğitim ve öğretim yapılabilir.<br />
Müfredat konusu da esaslı bir şekilde çağın şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir.</p>
<p>YARDIM: Türkçemizin son yıllarda karşılaştığı en mühim problemler size göre nelerdir ve bu meselelerin çözümü için neler yapılmalıdır?</p>
<p>MOVİT: Türkçemizle ilgili sorunlar saymakla bitecek gibi değil. Google&#8217;da “Türkçe” yazıp tıkladığınızda 253 milyon sitenin adresi çıkıyor: bu da Türkçeye ilginin ne kadar çok olduğuna işarettir. Çözüm eğitim sistemimizdedir. Bu konuda Prof. Dr. Mehmet Kanar’ın görüşlerini birlikte okuyalım: “Birkaç yüzyıl önceki Türkçe şöyle<br />
dursun, Cumhuriyet dönemi dilini bile anlamakta güçlük çekiyorsak, bu, bizim cahilliğimizden kaynaklanır ve eğitim sistemimizin bir yerlerde<br />
aksadığını gösterir.” (Örnekleriyle Etimolojik Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, Derin Yayınları, İstanbul-2003)</p>
<p>Sanatalemi.net,<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-movit.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Mazlum</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-mazlum.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-mazlum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Mazlum hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Mazlum'un biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Mazlum'un eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Mazlum'un hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8817</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan Türk Edebiyatı
Balkanlar’da Türk Şiiri &#8211; Balkan Türklerinin Kimlik Destanı
Suat Engüllü
1. Karşıyaka Şiir Kurultayı
19-21 Mart 2004/ İzmir
http://www.makturk.com
Yunanistan Türk şiirinde dikkate değer ilk daha önemli ve umut verici kıpırdanmalar, 1960’lı yıllarda göze çarpmaya başlamıştır. Bu da, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde yaşanan “bahar havası” sonrasında, Türkiye’de eğitim gören bir grup Yunanistan Türk gencinin, Batı Trakya’ya dönüşlerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yunanistan Türk Edebiyatı</p>
<p>Balkanlar’da Türk Şiiri &#8211; Balkan Türklerinin Kimlik Destanı<br />
Suat Engüllü<br />
1. Karşıyaka Şiir Kurultayı<br />
19-21 Mart 2004/ İzmir</p>
<p>http://www.makturk.com</p>
<p>Yunanistan Türk şiirinde dikkate değer ilk daha önemli ve umut verici kıpırdanmalar, 1960’lı yıllarda göze çarpmaya başlamıştır. Bu da, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde yaşanan “bahar havası” sonrasında, Türkiye’de eğitim gören bir grup Yunanistan Türk gencinin, Batı Trakya’ya dönüşlerinin ardından bir “edebî hareket” başlatmalarıyla olmuştur. Bu hareketin önde gelen isimleri Alirıza Saraçoğlu, Hüseyin Mazlum, Rahmi Ali, Hüseyin Alibabaoğlu, Tevfik Hüseyinoğlu’dur.<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-mazlum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Goncagül</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-goncagul.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-goncagul.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:59:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Goncagül]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Goncagül hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Goncagül'un biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Goncagül'un eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Goncagül'un hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8815</guid>
		<description><![CDATA[tiyatro sanatçısı
1955 yılında İstanbul Üsküdar&#8217;da doğdu. Okul yıllarında tiyatroyla tanıştı. 1970’de Devlet Tiyatroları oyunculuk sınavını kazanarak, 3 yıl çocuk oyunlarında çeşitli roller aldı. O yıllar, İstanbul İmam Hatip Okulu Lise 1.sınıf öğrencisiydi. Yatılı okudu. İki fakülte bitirdi. Temel eğitim öğretmenliği ve İngilizce öğretmenliği dallarında 13 sene çeşitli okullarda hizmet etti. Öğretmenlik yıllarında, okullarda kurduğu Drama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>tiyatro sanatçısı</p>
<p>1955 yılında İstanbul Üsküdar&#8217;da doğdu. Okul yıllarında tiyatroyla tanıştı. 1970’de Devlet Tiyatroları oyunculuk sınavını kazanarak, 3 yıl çocuk oyunlarında çeşitli roller aldı. O yıllar, İstanbul İmam Hatip Okulu Lise 1.sınıf öğrencisiydi. Yatılı okudu. İki fakülte bitirdi. Temel eğitim öğretmenliği ve İngilizce öğretmenliği dallarında 13 sene çeşitli okullarda hizmet etti. Öğretmenlik yıllarında, okullarda kurduğu Drama Club’larda öğrencilerle tiyatro çalışmaları yaptı. Bu süreçte, dışarda çeşitli sahne etkinliklerinde yer aldı. 90’lı yıllardan sonra, özel radyo ve televizyonlarda programlar yaptı. 1994 yılı kasım ayında girdiği Kanal 7’de “Halk Meclisi”, “İstanbul Bülteni”, “İstanbul Kazan Ben Kepçe”, “Sahuru Beklerken”, “Goncagül’ün Kepçesi”, “Tatil Eğlencesi”, “Aileler Yarışıyor” ve “Teneffüs” adlı çeşitli stüdyo ve aktüel programlar hazırlayıp sundu. Başta Almanya, Fransa, İsviçre, Hollanda ve Avusturya gibi çeşitli Avrupa ülkelerinde, son yıllarda, yurtdışında gurbetçilerimize, yönelik programlar yapıyor. 97 Ekiminden beri de haftalık gezi ve anı yazılarını Milli Gazete&#8217;de “Goncagülle Seyahat” başlığıyla yazmakta. Moral FM radyosunda canlı şov programı yaptı. Osmanlı&#8217;nın 700.yıl anısına 1999 başında çıkardığı bir müzik albümü ve klibi var. Evli ve iki çocuk babası.</p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-goncagul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Ekici</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ekici.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ekici.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:58:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Ekici]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Ekici hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Ekici'nın biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Ekici'nın eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Ekici'nın hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8813</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Mezunu
1947 yılında Sivas&#8217;ın Gemerek İlçesi&#8217;ne bağlı İğdeli Köyü&#8217;nde doğdu. Bu köy daha sonra Kayseri Sarıoğlan İlçesi&#8217;ne bağlandı. İlkokulu kendi köyünde Köy Enstitüsü mezunu olan köyünün ilk mezun öğretmeni sıfatını alan merhum İsmail Güneş tarafından okutuldu ve mezun oldu. Orta Öğrenimini Diyarbakır Ali Emri Orta Okulu ve Karaözü Orta okullarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Mezunu</p>
<p>1947 yılında Sivas&#8217;ın Gemerek İlçesi&#8217;ne bağlı İğdeli Köyü&#8217;nde doğdu. Bu köy daha sonra Kayseri Sarıoğlan İlçesi&#8217;ne bağlandı. İlkokulu kendi köyünde Köy Enstitüsü mezunu olan köyünün ilk mezun öğretmeni sıfatını alan merhum İsmail Güneş tarafından okutuldu ve mezun oldu. Orta Öğrenimini Diyarbakır Ali Emri Orta Okulu ve Karaözü Orta okullarında okudu. Diyarbakır da başladığı Ticaret Lisesi öğrenimini Kayseri Ticaret Lisesi&#8217;nde tamamladı.</p>
<p>İstanbul&#8217;da okuyarak büyük hedeflere doğru yürümeyi düşündü. Sınavla İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi&#8217;ne girmeyi, ya da askere gidip kısa yoldan bir iş tutmayı düşündü. Ailesinin kendisine ekonomik olarak yardım edemeyeceğini de düşünerek Akademinin Gece Bölümüne kaydını yaptırdı. Böylece gündüz çalışıp gece de okulunu okuyacaktı. Düşündüğü gibi yaptı. Hem çalıştı hem de okudu. Bir ara ETİBANK Pangaltı Şubesi&#8217;nde memur olarak da çalıştı. Fakat yaptığı işten dolayı çok sıkıldı ve istifa etti. Özel olarak iş hayatında çalışmayı tercih etti. Daha Üniversite öğrencisi iken Firuzan Hüsrev Tokin tarafından yazılıp sahneye konulan PİR SULTAN ABDAL ve İMAM HÜSEYİN temsillerinde oyuncu olarak görev yaptı. Tiyatrocu Avni Dilligil ile tanıştı. Bir süre de Avni Dilligil Tiyatro Topluluğu&#8217;nda çalıştı.Avni Dilligil&#8217;in yazıp sahneye koyduğu&#8221;DÖRT KAPI KIRK MAKAM &#8221; ile &#8220;İMAM HÜSEYİN ve KERBELA&#8221; isimli oyunlarda rol aldı. Avni Dilligil&#8217;in ölümüyle kendi tiyatrosunu kurdu. Kendi yazıp yönettiği AŞK MI ? (Aşık Garip) ve ÖĞRETMEN adlı temsillerle halkın huzuruna çıktı. Halktan büyük destek aldı. Ancak; devlet baba sevmedi. Kovuşturmaya uğradı. Hayli gidip geldi. Genç yaşta maddi ve manevi olarak yıpratıldı.</p>
<p>EKİCİ, bundan da yılmadı. BİZİM BELDE isimli bir gazete çıkartarak halkın yine huzuruna çıktı. Bununla beraber siyasete girmeye karar verdi. Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nde bir deneme yaptı. Gördüğü manzara çok vahim ve ürkütücü idi . Orada delege ağalığı ve bölgecilik hakimdi. İlla birinin adamı olmak gerekiyordu. Aksi halde siyaset yapma şansı yoktu. Bunu kabullenmedi. Sol siyasi parti olarak İşci Partisi&#8217;ne bir süre gitti ve gözlemledi. Söylemler süslü fakat temsil edenler hiç de öyle halktan birileri değildi. Orada da fazla kalıp zaman kaybetmedi. Yeni kurulan(1966) BİRLİK PARTİSİ&#8217;ne bir süre gidip geldi. Orada gördüğü manzara çok şaşırtıcı geldi. Tanıştığı insanlar arasında ORHAN ARSEL (eski sosyalist) , ABİDİN ÖZGÜNAY, ABİDİN NESİMİ (eski sosyalist), KURBANİ KILIÇ, AŞIK DAİMİ, Av.HAYDAR ÖZDEMİR (İstanbul Milletvekili oldu), Av.HÜSEYİN AYDIN, Av.MUHARREM NACİ ORHAN, AV.İBRAHİM KAMİL KARAMAN, SABAHAT BALAN, HAYDAR AĞBABA, HASAN İPÇİ, ABDURRAHMAN DEHMEN, ABDULVAHAP DEHMEN, YAKUP COŞKUN, DURSUN GÜNDÜZ, Dr.KASIM BAYAR, MEDET ŞAHİN, AHMET ÖZDEMİR gibi o kadar insan tanıdı ki; her biri bir ahlak hocası olarak mütevazi siyasetlerini yaparken bile birer baba ve öğretmen gibi davranıyorlardı. EKİCİ, bu siyasi partide kalmaya karar verdi. Burada politik hayatta iyice pişip olgunlaşmayı tercih etti. Parti İsmi TÜRKİYE BİRLİK PARTİSİ olarak değiştirildikten ve MUSTAFA TİMİSİ&#8217;nin Genel Başkanlığı döneminde İstanbul da İlçe Gençlik Kolları üyeliklerinde ve Başkanlığında bulundu. Sırayla İlçe Yönetim Kurulu üyeliği, İl Yönetim Kurulu Üyeliği ve İL BAŞKANLIĞI görevlerinde bulundu. 1977 Seçimlerinde İstanbul İl Başkanı olarak görev yaptı. Aynı yıl iki seçim tecrübesi geçiren EKİCİ, Genel Seçimlerle, Yerel Seçimleri peşi peşine başarıyla tamamladı. Yerel Seçimlerde KAĞITHANE BELEDİYE BAŞKAN ADAYI olarak büyük bir başarıya imza attı. Yaptığı toplantılarla ve TRT deki naklen canlı yayındaki akıcı konuşmalarıyla dikkati çekti ve ilgiyle izlendi.</p>
<p>Olanlar bundan sonra oldu. EKİCİ&#8217;nin işyeri üst üste kurşunlanmaya ve bombalanmaya başlandı. Tamı tamamına 11 kez kurşunlandı, bombalandı. Sonunda kundaklanarak yakılıp ortadan tamamen kaldırıldı. Devlet Baba çaresiz ve seyirci kaldı. Çareyi HÜSEYİN EKİCİ&#8217;yi KODES&#8217;e atmakta buldu. Gözaltı, hapislik sayılı günler bitti. EKİCİ kaldığı yerden siyasete devam dedi. 12 EYLÜL 1980 tarihine kadar TÜRKİYE BİRLİK PARTİSİ İl Başkanlığı ve İl Yönetim Kurulu üyeliğini kesintisiz olarak sürdürdü. Kendi partisinin üyelik durumlarının yenilenmesi için parti üyeliklerinin tümümün fesih kararını aldı. Daha atamaların bile yapılmasına fırsat kalmamıştı ki; 12 EYLÜL 1980 Askeri Darbesi yapıldı. Sıkıyönetim siyasi partilerin tüm defterlerine el koydu. Bütün siyasi parti yöneticileri gözetim altına alındı. TÜRKİYE BİRLİK PARTİSİ mensupları ise parti üyelikleri olmadığı ve daha önceden fesih yapıldığı için gözetim altına dahi alınmadı. Bunu duyan bazı siyasi parti mensupları her zaman yaptıkları gibi çamur atmayı da ihmal etmediler.</p>
<p>Siyasi hayatın dondurulmasıyla EKİCİ boş durmadı. Daha önce kuruluş çalışmalarında bulunduğu KARACAAHMET SULTAN DERNEĞİ&#8217;nin aynı zamanda Yönetim Kurulu Üyesi idi. Orada çalışmalarını sürdürdü. Toplam 18 yıl bu dernekte çalıştı. Sıkıyönetim devam ederken bir yandan TOPLUM DERGİSİ&#8217;ni çıkarttı. Bu dergi toplattırılınca isim değişikliği yapılarak DÜŞÜN DERGİSİ&#8217;ni yayın hayatına soktu. Bu dergi HÜSEYİN EKİCİ&#8217;nin rahatsızlığı ve uzun bir zaman yorgun düşen vücudunun iflas etmesiyle ölümle pençeleştiği bir dönemde derginin yönetmenliğini SEYYİT NEZİR&#8217;e devretti. Azrailden kurtulan EKİCİ, tekrar kendini toparladı ve YURTTA EKONOMİ gazetesini çıkartarak Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Sıkıyönetim dönemlerinde DÜŞÜN DERGİSİ&#8217;nin kapatılması için yapılan baskılardan yılmadı. Geri adım da atmadı, derginin yayınını inatla sürdürdü. 1987 de tekrar siyasete girmeye karar veren EKİCİ eski partili bir gurup arkadaşlarıyla SOSYAL DEMOKRAT HALK PARTİSİ&#8217;ne katıldı. 1987 seçimlerinde 4.BÖLGE Milletvekili adayı olarak partisine omuz verdi. Oyların bir noktada toplanması için eski deneyimlerinden de faydalanarak tüm İstanbul genelinde çalışmalara katıldı. Seçimlerde gördüğü manzara ürkütücü idi. Siyasi partilerde halkın çocuklarının aday olmasına alışamamış ve içlerine sindirememiş olan o malum tabaka temsilcileri ayak oyunlarıyla saf Anadolu Aydınını nasıl ekarte (dışlama) edeceklerini çok iyi biliyorlardı. Partide aday olan hele hele TÜRKİYE BİRLİK PARTİSİ kökenli ise bu kişilere çamur atmak çok daha kolaydı. Bu nedenle HÜSEYİN EKİCİ konumunda olanlara MEZHEPÇİ, BÖLÜCÜ v.s gibi sıfatlar takılıyordu. Giderek bunun derinleştiğini gören EKİCİ, arkadaşlarıyla birlikte yerel seçimlere kadar direndiler. 1989 Yerel Seçimlerdeki başarılarından sonra siyasi çalışmalarına devam ederken ÜSKÜDAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI&#8217;nda Başkan Danışmanı ve BASIN YAYIN MÜDÜRLÜĞÜ görevinde bulundu. Görevinin 2.yılında EKİCİ, Belediye Başkanlığı tarafından TERFİ ettirilerek &#8220;TEMİZLİK İŞÇİSİ&#8221; olarak atandı. O da yetmedi, FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ&#8217;ne &#8220;sürgün&#8221;edildi. Türkiye de yayın yapan tüm günlük gazeteler haber yaptı. Fakat görülen manzara ürkütücü idi. Partinin hiçbir organından &#8220;Genel Başkan dahil&#8221; menfi ya da müspet bir tepki alamayan EKİCİ, büyük bir tezgah içinde olduklarını artık dile getirmeye başladı. Parti içinde bir gurup arkadaşıyla kendilerini geri plana attılar. Beklenen sonuç ilk seçimdeki hüsrandı. SOSYAL DEMOKRAT HALK PARTİSİ bütün ülkede hezimete uğradı. Çünkü; İstanbul&#8217;un ÜSKÜDAR İLÇESİ&#8217;ndeki yapılan dışlama politikası Türkiye&#8217;nin her yerinde yapılmıştı. Bunun çalışmasını kitaba dökmeye karar veren EKİCİ, önce &#8220;2000&#8242;e ON KALA DEMORKASİ KURULTAYI&#8221; adlı kitap yayınladı. Üst düzeyde politika yapan parti yöneticilerinin kimler tarafından desteklendiğini ve gidişatın kötü olduğunu belirtmeye çalıştı.</p>
<p>12 EYLÜL Sıkıyönetimi&#8217;nin yapamadığını partisinden gören EKİCİ, siyasetten aktif olarak ayrılmasa bile bir süre daha geri planda kalmayı uygun gördü.</p>
<p>1984 yılında ŞAHKULU SULTAN DERNEĞİ&#8217;nin kuruluşunu bizzat yapan EKİCİ, Kurucu Başkanı olduğu dernekten dernek yöneticilerinin bağnaz tutumları yüzünden ayrıldı. SEMAH KÜLTÜR VAKFI&#8217;nın kurulması için çok büyük özveride bulundu. Kuruluş işlemlerinin bitmesini fırsat bilen bir takım insanlar VAKFI ele geçirdi. Vakfın akıbeti malum. HACIBEKTAŞ KÜLTÜR DERNEĞİ&#8217;nin çalışmalarına bizzat katkıda bulundu. ANADOLU SEVGİ BİRLİĞİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ&#8217;nin kuruluşunu ve Kurucu Başkanlığı&#8217;nda bulundu. 15 yıldır faaliyetleri süren dernekteki Başkanlık görevi halen devam etmektedir. ANADOLU SEVGİ BİRLİĞİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ&#8217;nin WEB Sitesi www.anadolusevgibirligi.org ayrıca ziyaret edilebilir. E-mail info@anadolusevgibirligi.org a atabilirsiniz. EKİCİ&#8217;nin muhtelif dergi ve gazetelerde makaleleri yayınlanmaktadır.</p>
<p>Halen S.M. Mali Müşavir olarak görev yapan EKİCİ&#8217;nin yeni yayına hazırlanan kitapları yakında okuyucularıyla buluşacak.</p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-ekici.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Cöntürk</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-conturk.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-conturk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:58:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cöntürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cöntürk hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cöntürk'un biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cöntürk'un eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cöntürk'un hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8811</guid>
		<description><![CDATA[Hüseyin Cöntürk 1918&#8242;de İzmir&#8217;de doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmir&#8217;de tamamladı. 1941&#8242;de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi&#8217;ni bitirdi. İnşaat mühendisi ve yönetici olarak devlet kurumlarında çalıştı. Cöntürk, özellikle 1950&#8242;li ve 1960&#8242;lı yıllarda, Yenilik, Pazar Postası, Türk Dili, Yeni Ufuklar, Varlık ve Ataç gibi önemli edebiyat dergilerinde, ayrıca yayıncıları arasında yer aldığı Dönem ve Yordam dergilerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hüseyin Cöntürk 1918&#8242;de İzmir&#8217;de doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmir&#8217;de tamamladı. 1941&#8242;de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi&#8217;ni bitirdi. İnşaat mühendisi ve yönetici olarak devlet kurumlarında çalıştı. Cöntürk, özellikle 1950&#8242;li ve 1960&#8242;lı yıllarda, Yenilik, Pazar Postası, Türk Dili, Yeni Ufuklar, Varlık ve Ataç gibi önemli edebiyat dergilerinde, ayrıca yayıncıları arasında yer aldığı Dönem ve Yordam dergilerinde çıkan yazılarıyla Türkiye&#8217;de “nesnel eleştiri” anlayışının öncüsü oldu. Genç şair, yazar ve eleştirmenlere verdiği destekle tanındı; özellikle 1960 Kuşağı&#8217;nın yetişmesine büyük emeği geçti. 1958&#8242;de çıkan ilk kitabı Eleştirmeden Önce&#8217;de, New Criticism (Yeni Eleştiri) hareketinden etkilenerek (kendi deyişiyle) “eleştirme”nin kuramı üzerinde durdu. İkinci kitabı Çağının Şairi&#8217;nde (1960) ise şiir kuramını ele aldı. Sonraki kitaplarında kuramdan uygulamaya geçti: Günlerin Götürdüğü&#8217;nde (1962) eleştirmen Suut Kemal Yetkin&#8217;i, Turgut Uyar (1961) ve Behçet Necatigil ve Edip Cansever Üstüne (1964) kitaplarında ise bu şairleri inceledi. 1960&#8242;lardan sonra edebiyattan uzaklaştı ama özellikle genç yazar ve şairlere ilgisini ve desteğini sürdürdü. 22 Haziran 2003&#8242;te Ankara&#8217;da öldü.<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-conturk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Aydemir</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-aydemir.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-aydemir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:57:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aydemir hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aydemir'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aydemir'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Aydemir'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8809</guid>
		<description><![CDATA[(1964, Eskişehir.) İlkokulu Gümüşbel Köyünde bitirdi. Orta öğretimini Eskişehir’de tamamladı. 1981 yılında girdiği Anadolu Üniversitesi, İletişim Bilimleri Fakültesi, Sinema Ve Televizyon Bölümü’den 1985 yılında mezun oldu.1983 yılında yazdığı &#8220;Anadolu’da Gelenekte Yaşamak Gelecekte Yaşamak&#8221; adlı tiyatro oyunu, Eskişehir, Bursa ve Yugoslavya’da sahnelendi. Çeşitli dergilerde şiir ve hikaye ve araitırmaları yayınlandı. ETV (Eskişehir Televizyon’u) de eğitim senaristi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(1964, Eskişehir.) İlkokulu Gümüşbel Köyünde bitirdi. Orta öğretimini Eskişehir’de tamamladı. 1981 yılında girdiği Anadolu Üniversitesi, İletişim Bilimleri Fakültesi, Sinema Ve Televizyon Bölümü’den 1985 yılında mezun oldu.1983 yılında yazdığı &#8220;Anadolu’da Gelenekte Yaşamak Gelecekte Yaşamak&#8221; adlı tiyatro oyunu, Eskişehir, Bursa ve Yugoslavya’da sahnelendi. Çeşitli dergilerde şiir ve hikaye ve araitırmaları yayınlandı. ETV (Eskişehir Televizyon’u) de eğitim senaristi olarak çalıştı. Askerliğini Ağrı’da yedek subay olarak yaptı. Radyo oyunları, reklam ve tanıtım filmleri yazıp yönetti. &#8220;Yıldızlar Gecenin Değildir&#8221; adlı şiiri Alperen tarafından bestelendi; Reha Yeprem çıkardığı kaset ve Cd’de bu şiiri yorumladı ve kasetine şiirin adını koydu.”Yılızlar Gecenin Değildir” şiiri Tv’de İbrahim Sadri tarafından da yorumlandı. Yazdığı &#8220;Bişri Hafi&#8221; romanı gazetede tefrika olarak yayınlandıktan sonra radyo tiyatrosu olarak piyasa sürüldü. Ardından &#8220;Bir Zamanlar Sarhoştu&#8221; adıyla sinemaya uyarlandı. Adana’lı amatör bir tiyatro grubu bu romanı &#8220;Yalın Ayaklı Sultan&#8221; ismiyle sahneye aktardı. Televizyon dizilerine senaryolar yazdı. 1993 yılında kendi yazdığı senaryoları filme çekti. TGRT’ de televizyon yönetmenliği yaptı. Spor programları çekti. &#8220;Telekritik&#8221; programıyla 1984’te Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi programcısı seçildi. TGRT’de ve SHOW TV’de Futbol ve basketbol maçları yönetti. Televizyonda dramadan eğlenceye her türde programlarda ve canlı yayınlarda yönetmenlik yaptı. Türk sinema tarihi konusunda araştırmalar yaptı.</p>
<p>2002 – 2003 ‘te İstanbul Televizyonu’nun kuruluşunda yapımlar koordinatörü ve genel yönetmen olarak görev aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Yaşayan Haliç” ve “Tek Seferde 50 Eser” kampanya filmlerinde genel yönetmenlik yaptı.</p>
<p>2004 yılında Yusuf Kaplan’ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı TV 5’te Program Müdürlüğü görevinde bulundu.</p>
<p>Roman: Bişri Hafi</p>
<p>Tiyatro Oyunu: Anadolu’da Gelenekte Yaşamak, Gelecekte Yaşamak (1983)</p>
<p>Radyo Oyunu: Hacı Bayram-ı Veli, Aziz Mahmud Hüdayi, Gazavatı Hayreddin Paşa (Barboros Hayreddin Paşa’nın Hatıraları), Bişri Hafi, Emir Sultan, Mehmed Emin Tokadi, Akşemseddin, Merkez Efendi, Osman Bedreddin.</p>
<p>Senaryo: Firar (Tv dizisi), Hüdayi Yolu (Tv filmi), Beyaz Gece(Tv filmi), Hasat (Sinema filmi)</p>
<p>Filmleri: (Yönetmen olarak)<br />
HÜDAYİ YOLU (1993) Oynayanlar: Bulut Aras, Eşref Kolçak, Nevin Aypar,Macit Flordun, Ümit Acar, Özden Özgürdal. (Türk Evliyası Aziz Mahmud Hüdayi’nin hayatını konu alan film, Türk sinemasında ilk defa iki ayrı öyküyü tek senaryoda anlatma başarısını gösterdi. Günümüzde başlayan bir hikaye , geçmişteki hikayeyle birleşip aynı sonda noktalanıyordu. Film şiirsel anlatımıyla dikkat çekti.)<br />
BEYAZ GECE (1993) Oynayanlar: İsmet Üstekin, Özden Özgürdal, Macit Flordun, Efgan Efekan, Atilla Ergün.(Mehmed Emin Tokadi’nin hayatını esas alan film , Hüdayi Yolu’ndaki gibi iki hikaye üstüne oturtulmuştu. Günümüzün maddiyatçı anlayışıyla define aramaya çıkan bir genç, asıl definenin geçmişteki manevi değerler olduğunu farkediyordu. Film simgesel anlatımıyla dikkat çekerken, mağara sahneleriyle korku sinemasından izler taşıyordu. Beyaz Gece, Halkalı’daki mağaranın 1 km içinde çekilmişti.)<br />
HASAT (1993) Oynayanlar: Bulut Aras, Ümit Acar, Engin İnal, Yavuz Selekman, Özden Özgürdal, Ekrem Dümer. (Film 35 mm. olarak çekildi. Ancak sinemalarda oynama şansı bulamadı. Televizyonlarda yayınlandı. Olgun bir sinema örneği olan Hasat, saf sinema tadındaydı.)</p>
<p>Tv Dizisi :</p>
<p>ÜÇ YAPRAKLI YONCA (1998) 60 bölüm. Oynayanlar: Esin Moralıoğlu, Funda Moralıoğlu, Didem Uzel, Şerif Sezer, Yakup Konca. ( Dizi, sitcom tarzındaydı. Günlük olarak yayınlandı. Bu anlamda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.)<br />
İÇ GÜVEYİ BİLLY (1999) Oynayanlar: Tulu Çizgen, Sezai Aydın, Kerem Kupacı, Mansur Ark, Esra Harmanda. ( Dizi sitcom tarzı komedi olarak Gani Müjde’nin Tükenmez Kalem grubunca yazıldı. Yabancı örneklerini aratmayacak düzeydeydi.)</p>
<p>Tv Filmi:<br />
KOPMAYAN BAĞ (2004) TGRT Senaryo:Suna Üçkarışoğlu, Oyuncular: Cem Sürgit,Ahmet Taşdemir,Özge Erdaş, Sinan Çalışkur<br />
TABUT(2004)Star TV,Senaryo:İlkay Altıntaş,Oyuncular:Ümit Acar,Haldun Boysan<br />
KAYIP UMUTLAR(2005)Star TV,Senaryo:Gülin Tokat,Oyuncular:Levent Sülün,İlkay Altıntaş, Egemen Demirtepe<br />
ASİYE (2005) Senaryo:Hayriye Ersöz,Oyuncular:Murat Soydan,Burcu Sülün,Uğur Girgin,Güngör Gür</p>
<p>Kısa Drama Filmleri:<br />
Piyano, Gri Pardesölü Adam (Senaryo:Ömer Lütfi Mete), Bedel, Anneler Melektir, Okumak İstiyorum, Senin İçin Ölürüm, Masum Zafer, Günaydın Kelebek, Aynadaki Gelin, Büyük Emanet, Can Davası, Vade Dolmayınca, Büyük İkramiye, Esrarengiz Mektup, İşaret, Şeytan Gülüşü, Yılanın Dişleri, Bir Bayram Hikayesi, Küçük Kalpler, Sevginin Adaleti, Zengin ve Yoksul, Kabusun İzinde,İçimdeki Zehir.</p>
<p>Belgesel :<br />
KUMLARDAN SAHALARA (1997) 3 bölüm. (Brezilya futbolu ile Türk futbolu sosyal ve kültürel açıdan karşılaştırılmıştı. Aynı zamanda Türk kültürüne göndermeler yapıyordu.)<br />
GÜLPEMBE BİR ÖYKÜ: BARIŞ MANÇO. (1999) (Barış Manço’nun kültürümüzdeki yerini anlatıyordu. Ölümü sebebiyle hazırlanmıştı).<br />
SAKIP AĞA İLE BAŞBAŞA (2000) 13 Bölüm. ( İşadamı Sakıp Sabancı incelenirken Türkiye’nin gerçekleri araştırılıyordu. Prof. Dr. Bener Karakartal sunuyordu.)</p>
<p>Tv Programları (Yapımcı,Yönetmen,Genel Yönetmen) TGRT, TRT, STAR TV, KANAL 7, FLASH TV<br />
OZANLARIN DİLİNDEN (Hilmi Şahballı), TELEKRİTİK (Hazım Körmükçü), TELEMAÇ (Ali Sami Alkış), AMATÖRLERİN DÜNYASI (Cüneyt Arkın),TELESPOR (Ekrem Özdamar) MEYDAN (Ümit Aktan) YETİŞ BACIM (Seda Sayan),MERAL’LE (Meral Konrad) MAHALLELER YARIŞIYOR (Seda Sayan) ZİRVEDEKİ RÜZGARLAR (Prof.Dr. Bener Karakartal),SÖZ-MÜZİK:AHMET ŞAFAK (Ahmet Şafak)HAYATIM ROMAN (Uğur Arslan), ALATURKA MAGAZİN (Emel Sayın – Ahmet Özhan), SIRLARA YOLCULUK (Sadettin Teksoy)NESLİHAN YARGICI’NIN MODA İSKELESİ, GİZEMLER , İSTANBUL HAVASI. BU SİZİN HİKAYENİZ, İSTANBUL SOHBETLERİ, RABARBA vb&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-aydemir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Alemdar</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-alemdar.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-alemdar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:57:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Alemdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Alemdar hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Alemdar'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Alemdar'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Alemdar'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8807</guid>
		<description><![CDATA[Trabzon/Araklı&#8217;da 1 Mart 1962 tarihinde doğdu. Araklı Lisesi’ni bitirdi (1980). Mimar Sinan Üniversitesi’nde fotoğraf ve sinema okudu, bıraktı (1989-1991). Babasıyla birlikte sinema sektöründe senaryo yazarı, yönetmen yardımcısı, kast sorumlusu ve yapım koordinatörü olarak çalıştı (1983-1992). Aralıklarla ofis yönetiminden editörlüğe, yayıncılıktan reklamcılığa, hayvancılıktan seracılığa çeşitli işlerde çalıştı. 2004’ten bu yana, tam hizmet bir reklam ajansında “Düzeltmen” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trabzon/Araklı&#8217;da 1 Mart 1962 tarihinde doğdu. Araklı Lisesi’ni bitirdi (1980). Mimar Sinan Üniversitesi’nde fotoğraf ve sinema okudu, bıraktı (1989-1991). Babasıyla birlikte sinema sektöründe senaryo yazarı, yönetmen yardımcısı, kast sorumlusu ve yapım koordinatörü olarak çalıştı (1983-1992). Aralıklarla ofis yönetiminden editörlüğe, yayıncılıktan reklamcılığa, hayvancılıktan seracılığa çeşitli işlerde çalıştı. 2004’ten bu yana, tam hizmet bir reklam ajansında “Düzeltmen” olarak çalışıyor. İlk şiiri 1982’de Oluşum dergisinin ekim sayısında yer aldı. İlk senaryosu ise başrolünü Müslüm Gürses’in oynadığı “Yıkıla Yıkıla” adlı bir yeşilçam filmidir (1986). 1983’ten başlayarak Oluşum, Varlık, Adam Sanat, Milliyet Sanat, Hürriyet Gösteri, Broy, Yeni Düşün, Yaşasın Edebiyat, Yazko Edebiyat ve Şairin Atölyesi gibi dergilerde hemen her ay şiirleri yer aldı. Sonraki yıllarda Uç, Öküz ve Hayvan gibi dergilerde yayımlanan “sinema” ve “vefa” şiirleriyle dikkat çekti. Son iki yıldır Esmer dergisinde ise düzenli olarak “doğu” ve “ölüm” şiirleri yayımlanıyor. İlk kitabı Toplanmış Sevgi Ölüleri ile 1985 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü’nü, “Cemal Süreya İçin On Beş Prelüd” ile de bir defaya mahsus verilen 1990 Yunus Nadi Ödülleri Cemal Süreya Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Şair ve sinemacı Orhon Murat Arıburnu (1918-1989) anısına şiir ve sinema dallarında 15 yıl verilen Arıburnu Ödülleri’nin kuruculuğunu ve yöneticiliğini üstlendi; şair ve denemeci Cemal Süreya (1931-1990) anısına kurulan Cemal Süreya Kültür Derneği’nde kuruculuk, Cemal Süreya Şiir Ödülü’nde ödül sekreterliği yaptı. Kurduğu Hera Şiir Kitaplığı ile ellinin üzerinde kitap yayımlayarak, genç şairlerin önünü açtı, kitap yayımlamaya özendirdi.</p>
<p>ESERLERİ: Toplanmış Sevgi Ölüleri (1986), Gecede Gülümseme (1987), Aşk ve Prelüdler (1993), Ten Kitabı (2000), Hüzün Kitabı (2000), Sinema Kitabı (2000).</p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/huseyin-alemdar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüsamettin Arslan</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/husamettin-arslan.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/husamettin-arslan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:56:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsamettin Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsamettin Arslan hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsamettin Arslan'in biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsamettin Arslan'in eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsamettin Arslan'in hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8805</guid>
		<description><![CDATA[Hüsamettin Arslan (doğum. 12 Ocak 1956, Ordu &#8211; Mesudiye) , sosyolog (toplumbilimci) , Uludağ Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi.
1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal İdari ve Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü&#8217;nden mezun oldu. 1979 &#8211; 1981 yılları arasında aynı fakültede yüksek lisans yaptı ve &#8220;Ondokuzuncu Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğun&#8217;da Sanayileşme Girişimleri&#8221; konulu bir yüksek lisans tezi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hüsamettin Arslan (doğum. 12 Ocak 1956, Ordu &#8211; Mesudiye) , sosyolog (toplumbilimci) , Uludağ Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi.</p>
<p>1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal İdari ve Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü&#8217;nden mezun oldu. 1979 &#8211; 1981 yılları arasında aynı fakültede yüksek lisans yaptı ve &#8220;Ondokuzuncu Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğun&#8217;da Sanayileşme Girişimleri&#8221; konulu bir yüksek lisans tezi hazırladı.</p>
<p>Doktorasını 1986 &#8211; 1991 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü&#8217;nde yaptı ve doktora bittikten sonra yayınlamış bulunduğu &#8220;Epistemik Cemaat / Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi&#8221; (Paradigma Yayınevi, İstanbul 1992) adlı bir doktora tezi hazırladı.</p>
<p>Çalışmakta olduğu Sosyoloji alt bilim dalı Genel Sosyoloji ve Metodolojidir. Çalışmaları; Bilgi Sosyolojisi, Bilim Sosyolojisi, Sosyal Bilimlerde Yöntem ve Hermeneutik alanlarında yoğunlaşmıştır.</p>
<p>Çeşitli dergilerde bilgi , bilimsel bilgi ve bilim üzerine makaleleri ve yaban?ı dillerden yaptığı sosyoloji kitapları çevirileri yayınlanmıştır. Halen Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Bölümü&#8217;nde profesördür.</p>
<p>Kaynak:Uludağ Üniveritesi Sosyoloji Bölümü</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/husamettin-arslan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüdavendigar Onur</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/hudavendigar-onur.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/hudavendigar-onur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:55:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hüdavendigar Onur]]></category>
		<category><![CDATA[Hüdavendigar Onur hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüdavendigar Onur'un biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüdavendigar Onur'un eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hüdavendigar Onur'un hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8803</guid>
		<description><![CDATA[gazeteci, yazar
1961 yılında Artvin&#8217;de doğdu. Artvin&#8217;de başladığı İmam Hatip Lisesi’ni Erzurum&#8217;da bitirdi. Türkiye gazetesi yurt haberleri servisinde çalıştı. Halen İhlas Haber Ajansı&#8217;nda çalışmaktadır. Gazeteciler Cemiyeti üyesi. Evli ve iki çocuk babası.
e-posta: honur@iha.com.tr
ESERLERİ:
Asrın Yesevisi Seyyit Ahmet Arvasi
Hüdavendigar Onur
Biyografi Net Yayınları
&#8220;Asrın Yesevisi Ahmet Arvasi&#8221; adlı kitap da, &#8220;İlme Önem Veren Millet, Arvas Mektebi, Abdülhakim Arvasi, Seyyit Ahmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>gazeteci, yazar</p>
<p>1961 yılında Artvin&#8217;de doğdu. Artvin&#8217;de başladığı İmam Hatip Lisesi’ni Erzurum&#8217;da bitirdi. Türkiye gazetesi yurt haberleri servisinde çalıştı. Halen İhlas Haber Ajansı&#8217;nda çalışmaktadır. Gazeteciler Cemiyeti üyesi. Evli ve iki çocuk babası.</p>
<p>e-posta: honur@iha.com.tr</p>
<p>ESERLERİ:</p>
<p>Asrın Yesevisi Seyyit Ahmet Arvasi<br />
Hüdavendigar Onur<br />
Biyografi Net Yayınları</p>
<p>&#8220;Asrın Yesevisi Ahmet Arvasi&#8221; adlı kitap da, &#8220;İlme Önem Veren Millet, Arvas Mektebi, Abdülhakim Arvasi, Seyyit Ahmet Arvasi Ailesi, MHP Davası, 12 Eylül ve Ülkücüler, Arvasi&#8217;ye Göre İnsan Tahlilleri, Nasıl Bir Ahlak, Ahlak Kahramanları, Töre ve Gelenekler, Arvasi&#8217;nin Devlet Anlayışı, Arvasi&#8217;nin Kadrolara Verdiği Önem, Mutlu Azınlık ve İnanmış Aydın, Türk Milliyetçiliği, Arvasi&#8217;nin Milliyetçilik Anlayışı, Arvasi&#8217;ye Göre Zararlı Cereyanlar, Arvasi&#8217;nin Eserleri, Arvasi Hakkında Araştırmalar, Ahmet Arvasi Kronolojisi adlı bölümler bulunuyor</p>
<p>xxx</p>
<p>Türk Sağı Sözlüğü<br />
Hüdavendigar Onur<br />
Biyografi Net Yayınları<br />
Bu kitap Türkiye&#8217;deki &#8220;Sağ Düşünce&#8221; ekseninde faaliyet gösteren kişiler-partiler-dernekler-vakıflar-basın-yayın kuruluşları hakkında tanıtıcı bilgiler verir. Kitabın son bölümünde olaylar kronolojik sıra ile işlenmiştir. Türk Sağı&#8217;nın önde gelen insanları ve olayları hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin ulaşabileceği bir başucu kitabı&#8230;<br />
Yayın Yılı: 2001; 408 sayfa; 3.HAMUR; 13,5&#215;21 cm; KARTON KAPAK; ISBN:9757645788; Dili:TÜRKÇE</p>
<p>Ermeni Portreleri<br />
Hüdavendigar Onur<br />
Bilgeoğuz Y.</p>
<p>Yakın tarihimizde Türk-Ermeni münasabetleri üzerine yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından birçok eser yazılmıştır. Bunlar Soykırım iddialarını ispatlamaya ya da yalanlamaya çalışmıştır. Yarınlara huzur içinde varmak ve gelecek nesillere bulunduğumuz coğrafyayı bırakmak istiyorsak dün ile bugün arasındaki köprüleri iyi kurmak ve birlikte yaşadığımız toplumları iyi tanımak zorundayız&#8230;</p>
<p>Yayın Yılı: 1999; 248 sayfa; 1.HAMUR; 13,5&#215;19,5 cm; KARTON KAPAK; Dili:TÜRKÇE</p>
<p>Ermeniler<br />
Hüdavendigar Onur<br />
Kitabevi Y.</p>
<p>Biz Ermeniler&#8217;e bakışımızda, genel hukukun bir kaidesi olan &#8220;suçların şahsiliği&#8221; prensibinden hareket ederek, geçmişteki hataların ancak ilgili şahısları bağladığını ifade ediyoruz. Ama burada, Ermenistan içinde ve dışında yaşayan bütün Ermeniler&#8217;e büyük görevler düşmektedir. Onlar, geçmişteki üzücü olayları yeniden yaşamamak için gençlerini uyarmalı, yeni yanlışlara düşmelerini önlemelidirler.</p>
<p>Yayın Yılı: 1999; 280 sayfa; 3.HAMUR; 13,5&#215;19,5 cm; KARTON KAPAK; Dili:Türkçe<br />
Konu: Siyaset/Kuram; Siyaset/Etnik sorunlar<br />
x</p>
<p>Ermeni Olayları Kronolojisi<br />
Bilgeoğuz Yayınevi<br />
Hüdavendigar onur</p>
<p>Millet-i Sadıka’dan Hayk’ın Çocukları’na serisinin üçüncü kitabıdır.</p>
<p>Ermeni Olayları Kronolojisi, serinin birinci kitabı olan (Ermeniler)’in 1999 da Edille tarafından yayınlanan birinci baskısının son kısmında Sekiz sahife olarak yayınlandı.</p>
<p>Ermeni Olayları Kronolojisi, Kitabevi tarafından Mayıs 1999’da ikinci baskısı yapılan (Ermeniler) kitabının sonunda 12 sahife olarak yayınlandı.<br />
Ermeni Olayları Kronolojisi, daha sonra Aralık 1999’da neşredilen serinin ikinci kitabı (Ermeni Portreleri)’nin birinci baskısının sonuna alınıp 68 sahife olarak yayınlandı.</p>
<p>Kitap, 2006 yılında genişletilerek (Ermeni Olayları Kronolojisi) adıyla ayrı bir kitap haline getirilip Bilgeoğuz Yayınevi tarafından 143 sahife olarak yayınlandı.</p>
<p>Ermeni Olayları Kronolojisi üzerinde şu an çalışılmakta olup her baskı biraz daha genişletilerek yayınlanacaktır.</p>
<p>Hüdavendigar Onur, Ermeni Olayları Kronolojisi kitabının önsözünde şöyle diyor: Biz, genel hukukun bir kaidesi olan ‘suçların şahsiliği’ prensibinden yola çıkarak geçmişteki hataların ancak ilgili şahısları bağladığını ifade ediyoruz. Geçmişteki olayları kaşıyarak yeni nesilleri huzursuz etmenin ve düşman kutuplar haline getirmenin yanlış olduğuna inanıyoruz.</p>
<p>Necip Türk Milleti’nin sabrını istismar etmeye kalkışan batılı devletler, kendi karanlık tarihleriyle yüzleşmeli ve kendilerini sorguya çekmeleri gerekmektedir diyoruz.</p>
<p>“Millet-i Sadıka’dan Hayk’ın Çocuklarına” serisinin bu üçüncü kitabını bu şuurla yayınlıyoruz. Hayırlı olması dileğiyle.<br />
x</p>
<p>Arvasi Hoca&#8217;yla Başbaşa<br />
Hüdavendigar Onur<br />
Biyografi Net</p>
<p>Hüdavendigar Onur&#8217;un S. Ahmet Arvasi hakkında kaleme aldığı (Arvasi Hocayla Başbaşa) adlı eser bir röportaj şeklinde hazırlanmış olup çeşitli sorulara Hoca&#8217;nın kendi eserlerinden cevap veriliyor. Kitap üç kısımdan ibaret olup soru-cevap bölümünün ardından Ahmet Arvasi Kronolojisi ve Fotoğraflarla Ahmet Arvasi’den oluşuyor.</p>
<p>(Arvasi Hocayla Başbaşa) kitabında “Emperyalizm İslâmiyet&#8217;ten korkuyor”, “Savaştan beter barış planları ile karşımıza çıkıyorlar”, “Türk Milletinden ve İslâm Ümmetinden Olmak”, “İnsanları Sevmesini Öğrenin Çareler Kolaylaşır”, “Türk Milliyetçiliği”, “Allah&#8217;ın Varlığı Her Güzelliğin Başlangıcıdır”, “İnsan kendini aramaktadır”, “İnsanlar, ‘Rehber’ Kabul Ettikleri Kişileri Seçerken Nelere Dikkat Etmeli&#8221; gibi önemli konular bulunuyor.</p>
<p>xx<br />
Türk Sağı Kronolojisi<br />
Biyografi Net Yayınları</p>
<p>Kitapta 1839-2009 yılları arasındaki siyasal alanda meydana gelen olaylar ve oluşumlar kronolojik bir düzende ele alınıyor.</p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/hudavendigar-onur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hurşit İlbeyi</title>
		<link>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/hursit-ilbeyi.html</link>
		<comments>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/hursit-ilbeyi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 18:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MrtbtL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hurşit İlbeyi]]></category>
		<category><![CDATA[Hurşit İlbeyi hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hurşit İlbeyi'nın biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hurşit İlbeyi'nın eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hurşit İlbeyi'nın hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okurgah.com/?p=8801</guid>
		<description><![CDATA[Türkistanlı bir aileye mensup olarak 1963 yılında Ceylanpınar’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada, liseyi Ceyhan’da okudu. Uzun yıllar kitap ve dergi yayıncılığı sektöründe editör ve yayın koordinatörü olarak hizmet verdi.
1990’da başladığı yazı serüvenini birçok yayın organında sürdürdü. Atlas Gösteri’nin 1990 yılında düzenlediği Radyofonik Senaryo Yarışması’nda 1. Mansiyon alan “Sam Amca’nın Kulübesi” adlı senaryosu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkistanlı bir aileye mensup olarak 1963 yılında Ceylanpınar’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada, liseyi Ceyhan’da okudu. Uzun yıllar kitap ve dergi yayıncılığı sektöründe editör ve yayın koordinatörü olarak hizmet verdi.</p>
<p>1990’da başladığı yazı serüvenini birçok yayın organında sürdürdü. Atlas Gösteri’nin 1990 yılında düzenlediği Radyofonik Senaryo Yarışması’nda 1. Mansiyon alan “Sam Amca’nın Kulübesi” adlı senaryosu kaset olarak yayınlandı. 1993 Temmuzunda “Yere Düşen Bulutlar” adlı ilk romanı yayınlandı ve bir yıl sonra Farsça’ya tercüme edildi. Berzah isimli romanından aynı adla uyarladığı senaryosu, Esra Film 1994 Senaryo Yarışması’nda ve “Mavera Yolcusu” adlı romanı, Tuzla Belediyesi 1999 Roman Yarışması’nda mansiyon aldı. Romanları gazete ve radyolarda tefrika edildi.</p>
<p>Dört sinema filmi senaryosu ve iki piyes kaleme aldı. “Çark” adlı piyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Repertuarına alındı.<br />
1999-2001 yıllarında İtalya-Türkiye hattında sefer yapan Sancak Line feribot yolcula¬rına ve Avrupa’daki Türk seyahat acentelerine yönelik Kaptan-ı Derya dergisini yayınladı.</p>
<p>2002-2007 yılları arasında İstanbul’da aylık Kızkulesi Gazetesi’ni yayınladı.</p>
<p>1989-1994 yılları arasında ülkeyi bir uçtan bir uca dolaşarak, toplumun farklı kesimlerini ve çeşitli dönemlerde gittiği İtalya, Almanya, Hollanda, Belçika, Suudi Arabistan ve İran’da Doğu ve Batı mantalitesini yakından gözlemledi.</p>
<p>Yerelden evrensele açılan “Toplumsal Gerçekçilik” duyarlılığıyla yazdığı romanla¬rıyla; Akdeniz, Ortadoğu ve Ortaasya kültürüyle beslenen yeni Türk edebiyatının, dünya top¬lumlarını kuşatan güçlü bir konuma yükselmesini hedefliyor.</p>
<p>Beş çocuk babası olan yazar, sinema senaryosu ve roman çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>Yayınlanmış romanları:<br />
Umut Emekle Büyür, Timaş Yayınları, 2. Baskı 1997<br />
(İlk baskı Yere Düşen Bulutlar adıyla, İlke yayınları, 1993.)<br />
Berzah, Timaş Yayınları, 1995<br />
Irmaklar Denize Akar, Timaş Yayınları, 1995<br />
Yitik Ülkenin İnsanları, Timaş Yayınları, 1996<br />
Mavera Yolcusu, İlke yayınları, 2006</p>
<p>Senaryoları:<br />
Berzah, 1994<br />
Cevher, 1996<br />
Diyar, 1998<br />
Yitik Ülkenin İnsanları, 2007<br />
Atlasın Ruhu: Piri Reis, 2008</p>
<p>Piyesleri:<br />
Sam Amca’nın Kulübesi, Radyofonik Bant Tiyatrosu, 1990<br />
Mülkiyet, 2001<br />
Çark, 2006</p>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okurgah.com/kim-kimdir/hursit-ilbeyi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
