İran Edebiyatı | OkurGah.Com | İnternetin Entelektüel Ortamı



İran Edebiyatı

17 Mart 2009 Yazan admin  
Kategori Edebiyat

İran Edebiyatı

İran Edebiyatı, İranlılar’ın konuÅŸtuÄŸu dil olan Farsça ile oluÅŸan edebiyattır. İran edebi­yatı Farsça’nın tarihsel geliÅŸimine baÄŸlı olarak bazı özellikler gösterir (bak. Farsça). Eski Farsça döneminden (İÖ 9.-4. yüzyıl­lar) herhangi bir edebiyat örneÄŸi günümüze ulaÅŸmamıştır. Ama eldeki yazıtlardan geliÅŸkin bir edebiyat dilinin var olduÄŸu anlaşılmakta­dır. Orta Farsça döneminden (İÖ 4.-İS 7. yüzyıllar) kalan en önemli yapıt ise Zerdüşt-ler’in kutsal kitabı olan Avesta’du. Ayrıca bu dönemden kalma Mani dininin kutsal metin­leri vardır. Sasaniler döneminde (İS 2.-7. yüzyıllar) yazılmış olmakla birlikte ancak 9. yüzyılda yazıya geçirilebilen Hudayname de İran mitolojisini yansıtan önemli bir yapıttır.
7. yüzyılda İslam dininin İran’da hızla yayılması dil ve edebiyat üzerinde de büyük etkiler yaptı. Zerdüşt dini ile birlikte Orta Farsça da yavaÅŸ yavaÅŸ unutuldu, yerini hızla yeni dinin kutsal kitabının dili olan Arapça aldı. Bunun sonucu olarak 9. yüzyıl baÅŸlarına kadar Farsça yazılmış herhangi bir edebiyat ürününe rastlanmaz. Bu yüzyılda Arap ege­menliÄŸinin zayıflaması, yerel hanedanların ortaya çıkması yeni bir edebiyatın doÄŸuÅŸuna ortam hazırladı. Bu hanedanların en önemli­leri Samaniler (819–1005) ve Saffariler’dir (867–1495). Samani ve Saffari hükümdarları Farsça yazan ÅŸairleri, yazarları koruyarak Arapça’nın egemenliÄŸini büyük ölçüde kır­mışlardır. Gazneliler dönemi (963–1186) de İran edebiyatı için geliÅŸme ortamı yarattı. İranlılar’ın büyük destanı Åžehname’mn yazarı Firdevsi bu dönemde yetiÅŸti. Büyük Selçuklu­lar da İran edebiyatının geliÅŸmesine hizmet ettiler. Bu dönemde ÅŸiirin yanı sıra düzyazı alanında da önemli atılımlar gerçekleÅŸti. Ömer Hayyam, Hakani, Enveri, Genceli Nizami bu dönemin en ünlü ÅŸairleridir. Düzyazıda da Ömer Raduyani, Abdullah Ensari, Nizamülmülk, Ferideddin Attar, Nizami Aruzi önemli yapıtlar vermiÅŸlerdir.
13. yüzyılda İran’ın MoÄŸol istilasına uÄŸra­ması edebiyatta bir duraklamaya yol açtı. Ama zamanla MoÄŸollar İran kültürüyle kay­naÅŸtılar. Dünyaca ünlü Bostan ve Gülistan kitaplarının yazarı Sadi bu dönemde yetiÅŸti. Nasıreddin Tusi, Cüveyni, ReÅŸideddin gibi bilginler MoÄŸol (İlhanlı) sarayında görev ala­rak ÅŸairleri, yazarları korudu, kendileri de önemli yapıtlar verdiler. MoÄŸollar’ı izleyen Celayirliler ve Timurlular döneminde İran edebiyatı geliÅŸmesini sürdürdü. Hacuy-i Kir-mani, Selman-ı Saveci, Ubeyd Zakânî ve İran edebiyatının en büyük klasik ÅŸairi kabul edilen Hafız bu dönemde yetiÅŸti.
16. yüzyılın başında Safeviler’in baÅŸa geç­meleri ve Åžiilik’i resmi mezhep yapmaları edebiyatın kısırlaÅŸmasına yol açtı. Åžiir ve düzyazı geriledi. Ama gene de bu dönemde MuhteÅŸem Kâşâni, Örfi, Saib Tebrizi gibi büyük ÅŸairler yetiÅŸti. 16. yüzyılda Farsça’nın Hindistan’da da yaygınlık kazanmasıyla bura­da da zengin bir edebiyat doÄŸdu.
19. yüzyılda Osmanlı Devleti gibi İran da kapılarını batıya açınca bunun edebiyatta da etkileri görüldü. Batı edebiyatının roman, öykü gibi türleri tanınmaya başlandı. Şiir ve düzyazı dili yalınlaştı. Edebiyatın biçimi ve içeriği değişti. Giderek batı edebiyatındaki akımlar İran edebiyatında da varlığını duyur­du. Bu oluşum 20. yüzyılda da hızlanarak sürdü.


Firdevsî, 934-1020
İranlı şair.
İran’ın Homeros ‘u diye tanımlayabileceÄŸimiz, Akıllı bir adam, senin düşmanın bile olsa, cahil bir dosttan iyidir… Bilgili olan güçlü olur… Dünya, baÅŸtan baÅŸa aslı olmayan bir masaldan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir… Sözlerinin sahibi epik yazar Firdevsi İran edebiyatının ve belki de dünyanın en büyük hamasi ÅŸairlerinden biri olarak kabül edilir.Firdevsî İran edebiyatının da en güçlü ÅŸairlerindendir. Dünya edebiyatı içinde de eserleriyle saygın bir yeri vardır. Firdevsi (Ebülkasım Mansur Bin Hasan Firdevsi) (d. 934 Tus, – ö. 1020, Tus). İranlı ÅŸair.BaÅŸlıca yapıtı Åžehname yi (60000 beyitten oluÅŸur; ilk insandan 3. Yezdgerd dönemine kadar İran tarihi anlatır) tamamlayınca 1010 yılında Gazneli Mahmut’a sunan Firdevsi, baÄŸlanan aylığı az bulduÄŸu için sultanı ağır biçimde hicvedince, Gazze’den göçmek zorunda kaldı. Bir süre Herat’ta ve Taberistan emiri Åžehriyar’ın yanında kaldıktan sonra, Tus’a dönerek orada öldü.Firdevsi nin soyca bir Dihkan ailesinden olduÄŸu söylenir.DoÄŸum yılı kesin olarak bilinmemektedir.Firdevsi’nin Åžahname adlı eseri vardır Tarihsel olaylara, eski destanlara olan ilgisi onu ÅŸehname’yi yazmaya yöneltti.

Açıklamalar:
Gazneli Mahmut (d. 2 Ekim 971 – ö. 30 Nisan 1030)(Farsça Yemin el-Devlet Mahmut)(Tam ismi: Yemin el-Devlet Abdülkasım Mahmut ibn Sebük Tigin), 997-1030 yılları arasında Gazne Devleti nin hükümdarıydı. Gazneliler Devletinin kurucusu babası Sebük Tekin’dir.

Eseri:
Åžehname,( Firdevsi’nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir.)

Şehname Hakkında:
Şahname, İran topraklarına düşkün ve yorgun düşmüşleri gölgesinde serinleten eski bir milletin soy kütüğü gibidir. Bu gölgede ne pehlivanlar yetişmiş ve onun esrarengiz hikayelerinde yaşamıştır. Yarattığı büyük hamasiyle İran ve İslam kültürünü en iyi şekilde yansıtmış olan Firdevsi, İranlıların nasıl ilahi mesajı kabul edecek müsait bir camia olduğunu ve bu ilahi dini kabullendiklerini göstermiştir.
İranlıların İslamın ilk yıllarından beri bu ilahi dinin yayılması için canı gönülden çalışmışlardır. Bu yüzden Şahname’yi sadece şairlik ve edebiyat açısından değerlendirmek yeterli olmaz. Manzum hikayelerin yanı sıra Şahname, beyit beyit, harf harf eski bir milletin arzularını, hayallerini ve yaşamını dillendiren soyname gibidir.
Büyük şair Firdevsi H. 370-71 yılında Şahname’yi yazmaya başlamıştır. Yaklaşık 35 yıl bu büyük hamasinin tamamlanması için uğraşmış ve bu yolda çok cefalar çekmiştir. Daha doğrusu Firdevsi, bütün benliğini, varlığını bu işe vakfetmiştir.
Bu büyük şair H. 411 yılında vefat etmiş ve Tus şehrinde kendi bağı içinde toprağa verilmiştir. Hayatının nasıl geçtiğini tam olarak bilmediğimiz Firdevsi’nin belki de şerh-i halini kaleme aldığı ölüm karşısında mana bulan Şahname pehlivanlarının yaşamında aramak gerekir.
Şahname 60000 beyitten oluşan büyük bir manzumedir ve mitoloji, pehlivanlık ve tarihi üç bölümden oluşmaktadır.
Bu eserin en önemli kaynağı olarak öncelikle Ebu Mansuri’yi söyleyebiliriz. Ayrıca Azadserv adında şahsın Rüstem ve Gerşasp hanedanı hakkında rivayetleri ve Firdevsi’nin bizzat kendisinin insanlardan dinlediği hikayeler de Şahname’nin kaynaklarıdır.
Şahname’deki masalları, hikayeleri sadece zahiri yapısıyla değerlendiremeyiz. Zira mitoloji, masallar birçok oluşumun gerçeklerini bize yansıtan belki de ilk kaynaklardır.
Bu masalların dili de sembolik ve rumuzludur. Buna dikkat edilmezse bu masallar basit birer hikayeye indirgenmiş olur.
Şahname iyi ve kötünün savaşımının rivayetidir. Siyavuş’un Sovdabe’nin hileleri sonucu ölümü, Feridun ve Kave’nin zalim Dehak ile savaşı, Menuçehr’in kini … bütün bunlar bu iyi-kötü savaşımını anlatmaktadır. Firdevsi ise hep iyinin yanında yer alan bir ermiş gibidir.
Şahname bir de devamlığı güzelliği ve azametinden dolayı düşmanları kendine çeken İran’ın pehlivanların onu hep savunmaya hazır olmalarını istemesini anlatmaktadır. Bu ruhiyeyle yetişen İranlıların vatan sevgisi ve bu uğurda fedakarlıkları Şahname’de mücessem olmuştur.
Firdevsi’nin Şahname’si şiiriyle edebiyatıyla ve kullandığı edebi sanatlarıyla dün de bir şaheser olduğu gibi bugünde bir eşsiz kaynak olarak karşımızda durmaktadır.
İçinde barındırdığı duygu, düşünce ve kültür bütün insanlığı kucaklamaya hazırdır.

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!