O ve O’nların Kaybı
24 Kasım 2009 Yazan karafunda
Kategori Bizden Yazılar
KurumuÅŸ bir gül buldu kitabının arasından.Anılarla sararmış beyaz bir gül.Hiç bilmiyordu neredeydi ÅŸimdi.Kitaplığının karşısında saatlerdir dikiliyor.Eski günlere ait anılarını okuyordu.Altını çizmiÅŸti bazı acılarının.Bu sefer kitaplarında aÄŸlamıştı.Halbuki duyduÄŸu herhangi bir melodi yetiyordu gözbebeklerini sulamaya.Öyle doldurmuÅŸtu kayıp sevgisini kendisine.Herhangi bir ses O’na götürüyordu O’nu.O’nu getiriyordu O’na.O’nun yirmi taneli pakede sığdırdığı sayılı nefeslerini anımsadı.Dumanı solumasını izlerdi karşısına geçip.Dumanlı gözlerinden dalardı balıklama beynine kayıp sevgisinin, sevgilisinin.Beynini okurdu.Beynindeki her noktaya kendi adını yazmıştı ki unutmasın.Sonra bu yolculuÄŸu dudaklarında eÄŸreti duran sarma tütününde son bulurdu O’nun.Son nefeslerini veriyordu sigarası.Son nefesini vermiÅŸti kayıp sevgisi, sevgilisi.O’nu O’ndan ayıran ne ölümdü ne de küsüş.Yollar girdi aralarına.Acımasız yıllar girdi.Ölüm ver Allah’ım verme ayrılık derdi oysa hep.Bu dilek deÄŸildi ki…
O’nsuz ölmek korkusu vardı ÅŸimdi hayatında.Zaten kalbi O’nunlayken ölmüştü de.Tüm bunları çıktığı hastahane kapısında düşünmüştü.Annesi vardı yanında.Babası hiç yanında olmadı zaten.Hep uzaklardaydı babası.Ve O babasını Çirkin Krallarla izlemiÅŸti baÅŸka Anadolu diyarlarındayken.Fersiz kalan gözleriyle izliyordu karşısındaki iÅŸlek caddeyi.KesinleÅŸmiÅŸti teÅŸhis.Ama O duymak istememiÅŸti doktorun son sözlerini.Çıkmıştı odasından doktorun.Biliyordu da böyle olacağını.Hiç yoktan denge kayıpları, yüzündeki uyuÅŸmalar da neydi?Başındaki bu damar isyanları patlatıyordı beynini her gece.Uyuyamıyordu.Böyle böyle alışmıştı aslında.Tedavi olmazdı O.Tedavi onamazdı O’nu artık.
Gözleri doldu.Kan çanağı gözlerinden kanlar boÅŸaldı.Bir sinirle yıktı bütün kitaplarını, tabularını.Hiç birini yanında götürmeyecekti anılarının.Hayatının sonralarına dair doktorun senaryosunu dinlememiÅŸti ama O zaten biliyordu.Bu yüzden her ÅŸeyden uzaklaşıyordu.Herhangi bir Anadolu ÅŸehrinin uzak kasabasına gidecekti.Domates ekip dağıtacaktı çocuklara.EÄŸitmen sıfatıyla bitirdi ya üniversitesini orayı eÄŸitecekti O’da.Ortaokula giderken yazdığı günlüğünden okumuÅŸtu, unutmuÅŸtu.Her zamanki çocukluÄŸunun en çocuk zamanında 13 yaşındayken yazmıştı bunları.Bir köy öğretmeni olacağım demiÅŸti günlüğüne.Günlüğü “neden?” diye sordu.Çünkü demiÅŸti çocukları yaÅŸatacağım oradaki.Onları güldürüp mutlu edeceÄŸim yazmıştı kırık çarpık yazısıyla.YaÅŸatmak ve güldürmekti en büyük hayali iÅŸte.YaÅŸatmak…Åžimdi ise yaÅŸayabildiÄŸi sürece yaÅŸatabilecekti.
Bazen kan kusuyordu kadere.Erken diyordu.Henüz çok erken.Ben daha öğretmenlik bile yapamadım diyordu.Ama ben O’nu seviyordum diyordu.O zaman O’nu neden öldürdün diyordu.Diyordu…Diyordu….Sonra bin tövbe ediyordu isyanına.Bastırıyordu içindeki isyan çiçeklerini de yine de acıyordu iÅŸte çiçeÄŸinin toprağı.
Toparlandı.Aklını ve kitaplarını almadı yanına.GelmiÅŸti bir zaman sonra.Anadolu’nun bir köyüne.Kasabanın günde iki kez gelen minibüsünün geliÅŸ seferiyle gelmiÅŸti.Toza bulayıp gidiÅŸini izledi tekerlerin.Zira O gidemeyecekti…
Tam hayalindeki gibi küçük bir evi oldu.Çocuk doluydu bu kasaba.SevindireceÄŸi çoktu yani.Anlamadığı bir ÅŸekilde gırtlaktan konuÅŸuyorlardı sanki.O ise gırtlağındaki hıçkırıkları temizlemeliydi O’nlar gibi konuÅŸabilmesi için.Ama zaten gerekte yoktu konuÅŸmaya.Biraz oturdu avlu(sun)da.Çocukları izledi uzun uzun.Allah’ım! Ne kadar ici acımıştı.Yamalı kıyafetler, sıkan çarıklar, sıkmış hayatlar, yanık tenler, masum ve korkak bakışlar…Hep bir ÅŸekilde susturulmuÅŸ diller.
Hiç bir zaman el uzatılmamış, boÅŸ kalmış kalpler.Bütün uzuvlarında eksiklik yatıyordu bu çocukların.Ve O kızıyordu tekrar kadere çok erken diye.Biraz daha durabilseydim burada.Hepsinin askerliÄŸini, gelinliÄŸini,mutluluklarını görebilseydim!…Teker teker boÅŸaldı yaÅŸlar yine.Burası çok üzmüştü O’nu.Ama yine de beton yığını ÅŸehrindeki duyduÄŸu üzüntüden daha kutsal ve gerekliydi bu.Bu varoÅŸların uzak kasabasında zihni yine kayıp sevgisini, sevgilisini arayıp buldu.Siyasi bölünmelerin ailesinde bile hissettiÄŸi bir zamanda sevmiÅŸti O’nu.O’nu istemeyecek, belki de memleketinden dolayı gereksizce nefret edecek insanlar vardı çevresinde.Ama olur muydu?Kim ne olursa olsun her ÅŸekilde savunmuÅŸtu O’nu.Kollarıyla sarmıştı sevgilisini.O’na güvenmesini söylüyordu O’na.Bana güven, benim sevgim bütün dikenleri eritir diyordu.Kayıp sevgisi, sevgilisi O’nun kavgasının çiçeÄŸiydi.Siyaset neydi ki!Seviyordu iÅŸte.
Kalktı iskemleden.Evine girdi.İki göz oda.Fazlaydı bile.TaÅŸ sedirler, taÅŸ dolaplar…TaÅŸ…TaÅŸ…Her yer her ÅŸey taÅŸtı.Küçüktü mutfak.Hele pencereler…Åžirindi ya, yeterdi ya.Süsledi evini.Süslerken daldı yine.Åžehirler arası otobüste buldu kendini.Memleketine gidiyordu bir bayram arefesi.Kıştı.Öğrenciydi o zamanlar.Åžu zamanlar es’efle andığı zamanlardı.Otobüsün penceresinden küçük bir ev görmüştü.Cılız bir ışık vardı içinde yayılan.Yeterdi ikisine böyle bir ev.İçinde birlikte paylaÅŸacakları anları olsun yeterdi.Böyle demiÅŸti kayıp sevgisi, sevgilisi.Zaten O’ndan hiç mal-mülk istemiyordu.Kıyamıyordu sevgiliye.O’nu anınca bile gözleri doluyordu ki…Yeter dedi gelmesindi aklına.O yitmiÅŸti kayıp zamanlarda.Åžimdi anmanın hiç gereÄŸi yoktu.Gerçi böyle dese de boÅŸ.O, kayıp sevgisi, sevgilisi kadar gaddar olamıyordu kendisine.Uyumaya çalışıyordu.Uyumak için kaç ilaç yutmuÅŸtu çünkü.Uyutmuyordu aÄŸrıları.Eskiden böyle zamanlarında kitap okurdu.Anlamazdı ama unuturdu aÄŸrılarını.Åžimdi ise okumayacak sadece kayıplarını düşünecekti.Engellemeyecekti kendini.Bıraktı daldı gitti…
Kızmıyordu O’na.Zaten hep gideceÄŸini hissettirmiÅŸti sanki.Ve bir gün soÄŸuk bir kış günü.Karlar yaÄŸdı ardından.Ayak izlerini kapatıyordu kar.Bakıyordu gidiÅŸine.O’ndan kaç adımda uzaklaÅŸabileceÄŸini sayıyordu.O gidiyordu,O bitiyordu…O gidiyordu, O aÄŸlıyordu…O dönüp bakmıyordu,O kızıyordu…GidiÅŸiyle yıkılıyordu bir ÅŸehir gibi.Gözleri ÅŸiirleri bile kıskandıran sevgisi, sevgilisi yıkmıştı O’nu.Gözyaşı donuyordu,kıştı.En çok kışı sevdi bu yüzden.Her kartanesinde O’nu aradı iÅŸte.İnadına beyaz, inadına sıcaktı kışın.
Sayılı nefeslerini alıp verirken, yazmıştı bir ÅŸiir.Ama sanki anıları yakmak istermiÅŸ gibi tutuÅŸturdu.Dumanını içine çekti, doldurdu ciÄŸerlerini.Sonra izmarit garibanlığını attı çöpe.Karaladı, karaladı…Resmini çizdi O’nun.Yıllarda yitirdiÄŸi kayıp sevgisinin, sevdilisinin yüzünü unutmuÅŸtu sanki.Her çizgisinde hayat bulduÄŸu yüzü çizemiyordu.Derin bir of çekti.Attı üzerinden her ÅŸeyi.Anımsayamıyordu artık bu kaçıncı toparlanma giriÅŸimiydi.Dalıyordu, ilaçlar uyuÅŸturuyordu yavaÅŸ yavaÅŸ.Uyudu.O uyuyordu, O gidiyordu. Gitti…Gitsindi.Ne önemi var.O’ da gidiyordu ÅŸimdi…
“O giderken en çok O’nu götürmüştü…”

Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!