Ahmet Kutsi TECER (1901-1967)
Cumhuriyet edebiyatımızın şair ve yazarlarından olan Ahmet Kudsi, babasının memuriyeti sebebiyle 4 Eylül 1901’de Kudüs’te doğmuştur. Asıl adı Ahmet olup Kutsi ismi doğduğu yer olan Kudüs’ten dolayı verilmiştir. İlk öğrenimini Kudüs’te bir Fransız okulu olan Kudüs Frers Okulu’nda tamamlamıştır. Ahmet Kutsi, babasının Kırklareli’ne tayini sebebiyle orta okulu Kırklareli’de, lise öğrenimini Kadıköy Sultanisinde tamamlamıştır. Lise sonrası iki yıllık olan Halkalı Yüksek Ziraat Okulu’ nu bitirmiştir. Daha sonra Yüksek Öğretmen okulu imtihanını...
13. ve 14. Yüzyıl Türk Edebiyatı
13. ve 14. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ Göktürk, Uygur, Karahanlı yazı dilleri Eski Türkçe içinde yer alır. Bunların örneklerini İslamiyet’ten Önceki Türk Edebiyatında ve Geçiş Dönemi diye adlandırdığımız 11. ve 12. Yüzyıl Türk edebiyatında görmüştük. Türk yazı dili 13. yüzyılda biri Batı Türkçesi, diğeri Kuzey-Doğu Türkçesi olmak üzere ikiye ayrıldı. Batı Türkçesi içinde zamanla Anadolu Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Gagavuz Türkçesi gibi yazı dilleri meydana geldi.Batı Türkçesinin temelini Eski Anadolu...
Din Dilde Yaşar
Burada dili iki manasıyla kullanıyorum; biri bugünkü Türkçe’de de devam eden anlamıyla “dil, lisan”, diğeri Farsça’dan bize geçmiş olup Osmanlıca’da (bugün eski denilen ama eskimemesi gereken Türkçe’mizde) var olan “gönül” manasında. “Dil yâresini andıracak yâre bulunmaz/ Dünyada gönül yâresine çâre bulunmaz” güftesinde yer alan “dil”, ikinci mısrada açıklanan gönül mânasındadır. Din hangi mânadaki “dil”de yaşar? Her iki mânadaki dilde yaşar. Bir kere dinin esası inançtır,...
Divan Şiirinden Müstesna Beyitler
Bana sık sık sorarlar; en beğendiğiniz şiir kimindir, en çok hangi şairi seviyorsunuz, sizin müstesna beytiniz hangisidir vs. Divan şiiriyle uğraşınca öyle bir çırpıda sayılıverecek kadar değildir sevdiğiniz manzumeler. Hele öyle beyitler vardır ki bir şiirin diğer beyitleri içinde, yıldızlar arasında dolunay gibi parlak dururlar. Bunun için Divan şiirinde sevilen şiirlerin veya beyitlerin sayısı olmaz. Fuzulî’nin gazellerini, Nef’î’nin kasidelerini, Bakî’nin mersiyesini, Ruhi ve Ziya Paşa’nın terkib-i bendlerini, Nedim’in müstezad ve bazı şarkılarını,...
Divan Tertibi
Divan edebiyatında divan tertibinde esas olan, şiirlerin kronolojik sıralanışı değil şekil bakımından teşkil ettikleri kategorilerdir. Sairin şiirleri, nazım şekil ve nevileri yanında bir kısmının öncelik tanınan muhtevalarına göre sınıflanarak divanda yer alır. Burada klasik edebiyatın divanlara şekil veren bir yönü kendini gösterir. Bir divanın nasıl bir tertiple meydana konacağı, şiirlerin onda hangi grup ve sıralar içinde yer alacağı, gelenekçe önceden tayin edilmiş bir protokole tâbidir. Bu önceden ortaya konmuş sınırlama dolayısıyla...
Divan Şiiri-Genel Özellikleri
1. Bu edebiyat daha çok aydınlar arasında gelişmiştir. 2. Nazım birimi, gazel, kaside, mesnevi, terkib-i bend, terci-i bend gibi türlerde beyittir. Terkib-i bend ve terci-i bendde beyitler birleşerek bendleri meydana getirirler. Şarkı, murabba, tuyuğ ve rubailerde nazım birimi dörtlük, muhammeslerde ise beşli, altılı, yedili… dir. Fakat genel olarak Klâsik edebiyatın nazım birimi beyittir. 3. Kullanılan ölçü, hecelerin uzunluk ve kısalığına (açıklık ve kapalılığına) dayanan aruz ölçüsüdür. Çoğunlukla tam ve zengin kafiye kullanılmıştır. 4. Şiirde...
Klasisizm
17. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan bir akımdır. BOILEAU bu akımın kurucusu olarak kabul edilir. Klasikler Eski Yunan ve Latin edebiyatını bilgi ve esin kaynağı olarak benimsemişlerdir. Temel olarak şu ilkelere dayanır: Sanat, “insan tabiatına” önem vermeli ona sevgi ve saygı duymalıdır. Klasik bir eser “akıl” ve “sağduyu”ya dayanmalıdır. Eser, “dil”, “anlatım” ve “şekil” de en olguna varmaya çalışmalıdır. Klasikler, insanların her zaman, her yerde, her toplumda aynı duygu ve düşüncede olduklarını kabul ederler. Onun için eserlerinde...
Eski Yunan ve Latin Edebiyatı
Batı edebiyatının kaynağı Eski Yunan ve Latin edebiyatlarıdır. M.Ö.9. yüzyıldan M.Ö. 2. yüzyıla kadar süren Eski Yunan edebiyatının ana kaynağı da Homeros’un İlyada ve Odise destanlarıdır. Eski Yunan edebiyatı didaktik türde HESİODOS; lirik türde SAPHO, PİNDAROS; fabl türünde AİSOPOS gibi şairleri yetiştirdikten sonra M.Ö.5. yüzyılda “altın çağı”nı yaşamıştır. Bu devrin önemli sanatçıları şunlardır: Tragedya’da: AİSKHYLOS (Agamemnon), SOPHOKLES (Kral Oidipus, Elektra), EURİPİDES (Andromak, Elektra) Komedya’da: ARİSTOPHANES,...
